Ana Sayfa / Atasözleri / Önce İğneyi Kendine Batır Sonra Çuvaldızı Ele Atasözünün Açıklaması Anlamı Hikayesi Kısa
Atasözü ve Deyimler

Önce İğneyi Kendine Batır Sonra Çuvaldızı Ele Atasözünün Açıklaması Anlamı Hikayesi Kısa

Önce İğneyi Kendine Batır Sonra Çuvaldızı Ele Atasözünün Açıklaması

Önce İğneyi Kendine Batır Sonra Çuvaldızı Ele Atasözünün Anlamı

Önce İğneyi Kendine Batır Sonra Çuvaldızı Ele Atasözünün Hikayesi Kısa

Önce İğneyi Kendine Batır Sonra Çuvaldızı Ele Atasözünün Öyküsü

ÖNCE İĞNEYİ KENDİNE BATIR SONRA ÇUVALDIZI ELE ATASÖZÜNÜN ANLAMI

  • Empati yapmak, birçok yerde, incitici davran­mamızın önüne geçer. Karşımızdakini eleştir­meden önce kendimizi eleştirmesini bilmeliyiz.

ÖNCE İĞNEYİ KENDİNE BATIR SONRA ÇUVALDIZI ELE ATASÖZÜNÜN HİKAYESİ

Aile doktorlarının kapısını çalan Selami Bey, içeri girip selam verdikten sonra:

“Çok rahatsızım doktor, nasıl yapacağımı bilemediğim için size geldim,” dedi.

Yüzünde her zamanki gülümsemesi, dok­tor, oturması için yer gösterdikten sonra:

“Elbette bana geleceksiniz. Nedir rahat­sızlığınız, nereniz ağrıyor?” diye sordu.

Hemen atıldı Selami Bey:

“Hayır, hayır… İyiyim ben çok şükür… Ra­hatsız olan eşim. Ben onun rahatsızlığından rahatsızım.”

“Yaa,” dedi doktor, küçük bir şaşkınlık göstererek:

“Nedir? Önemli bir şey mi?”

“Onun için pek değil ama benim için önemli doktor. Bir söylediğimi, on kere tekrar­lamak zorunda kalıyorum.”

“Neden?”

“İşitmiyor da ondan… Daha doğrusu zor işitiyor.”

Gülümsedi doktor:

“O kolay,” dedi, “bir muayene edelim, he­men çaresine bakarız.”

Derin bir iç çeken Selami Bey:

“Ah, doktor,” dedi, “kaç kere söyledim, gidelim, bir kulağına baktıralım diye, gelmiyor. Kulağında hiçbir şey yokmuş efendim! Ne dedimse kabul ettiremedim az işittiğini.”

Selami Bey’in bıkkınlığı ses tonuna da yansıyordu. Onu dikkat­le süzen doktor:

“Madem öyle… O zaman, biz de başka türlü muayene ederiz,” dedi. Bir an durduktan sonra ekledi:

“Muayeneyi siz yapacaksınız?”

Oturduğu sandalyede, birden toparlandı Selami Bey:

“Ben mi doktor? Ben nasıl yapabilirim?”

“Çok kolay efendim! Hiç büyütmeyin gözünüzde.”

Ve anlattı:

“Eşinizden otuz adım uzaklaşın. Ona, normal konuşma tonuyla bir şey söyleyin. Duyarsa sorun yok; duymazsa yirmi adım yakını­na gelin, yine normal bir konuşma tonuyla, daha önce söylediğinizi tekrarlayın. Duyarsa çok sorun yok demektir. Duymazsa bu sefer mesafeyi on adıma indirin. Sizi kaç adım öteden duyacak, önemli olan bunu öğrenmemiz.”

“Eh, çok da zor değilmiş,” dedi Selami Bey.

O akşam, eşi mutfakta yemek hazırlarken hemen harekete geç­ti. Otuz adım öteye giderek, mutfağa doğru:

“Hayatım, bu akşam yemekte ne var?” diye sordu, normal bir ses tonuyla.

Bir cevap alamadı.

Mesafeyi yirmi adıma düşürüp yeniden sordu:

“Hayatım, bu akşam yemekte ne var?”

Yine bir cevap alamadı.

Mesafeyi on adıma düşürüp yeniden sordu:

“Hayatım, bu akşam yemekte ne var?”

Mutfaktan cevap geldi bu kez; biraz öfkeli, sinirli bir cevaptı bu: “Hayatım, üçüncü kezdir söylüyorum. Tavuk var diyorum, duy­muyor musun? Bana diyorsun ama asıl sen kulaklarına bir baktırsan iyi olur!”



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir