28 Mart Salı 2017
Ana Sayfa / Masal / Padişah Oğlu ile Çoban Kızı Masalı
masal

Padişah Oğlu ile Çoban Kızı Masalı


Vaktinde bir padişah varmış. Bu padişahın da bir tek oğlu varmış. Bu oğul bir gün babasına demiş ki:

«Baba, ben ava gitmek istiyorum. Bana izin verir misin?»

«Evet oğlum, izin veririm. Yanına da birkaç kişi al, sana yardımcı olsun».

Oğlan yanına adamlarını alıp dağa çıkar. Orada bakar ki tepenin üzerinde bir kulübe var. Kulübenin yanma yaklaşırlar. Hayvanlarından inerler, onları bağ­larlar. Padişah oğlu der ki:

«Efendiler, siz burada kalın. Ben kulübeye gidip bir bakayım».

Oğlan kulübeye yaklaşınca bakar ki bir kız otur­muş, gergef işliyor. Oğlan kıza yaklaşmadan sorar:

«Hey! ins misin  cin misin?»

Kız başını kaldırır, bakar ki bir kişi geliyor üzeri­ne doğru. O vakit cevap verir:

«Hem insim hem cinsim.

Oğlan kızın yanına gider : «Ne yapıyorsun, ne arı­yorsun sen burada?»

«Ben bir çoban kızıyım; burada ağılımız var, onu beklerim. Vakti gelince sürümüz dönecek, hayvanları sağacağız. Babam sürüyü alıp gidecek. Annem sütü ka­tık yapacak. Sonra da şehire inip beyazları sarılatacak».

«Pek güzel».

Ama padişah oğlu kıza âşık olur. Dönüp memleke­tine gider. Babasına söylemeye cesaret edemez. Ertesi gün de babasından izin ister ava gitmek için. Yine o kı­zın olduğu yere gider. Yine kız ile sohbete dalar. Bir ara kıza der ki:

«Hanım, ben seni Allah’ın emriyle isterim».

O vakit kız gülümser: «Ben hiçbir şey diyemem. Annem var, babam var».

«Annen nerede, baban nerede?»

«Babam sürünün başında, annem de şehire gitti, beyazı sarılatacak».

Bu sözler padişah oğlunun tuhafına gider. Ne de­mektir «beyazı sarılatmak». Oğlan dönüp memleketine gelir. Oğlanı bir sıkıntı basar, başlar oflamaya. Annesi, babası bu durumu görür. Sorarlar:

«Ne oldun oğlum, ne var?»

«Bir şey yok baba».

«Bir şey var, haydi deyiver».

Oğlan yine bir şey söylemez. Bunun üzerine padi­şah, oğluyla beraber giden adamları çağırtır.

«Bugün nereye gittiniz? Ne gördünüz, söyleyin ba­kayım».

«Bugün dağa çıktığımızda bir kulübe gördük. Oğ­lun kulübenin yanına gitti, fakat biz gitmemiştik. Onun orada ne gördüğünü, ne yaptığını bilmiyoruz padişa­hım».

Padişah oğlunun yanına dönüp gelir. Tekrar sor­maya başlar:

«Ay oğlum, bugün ne gördün, ne yaptın?»

«Bir şey görmedim baba».

«Hayır, bugün sen hastalandın. Bunun hakiki se­bebini bana söyleyeceksin. Ben de yapacağımı bileyim».

Oğlundan bir cevap alamayan padişah atına biner, yanına aldığı adamları ile doğruca o kulübeye gider. Bakar ki orada bir kız oturuyor, onu çağırır:

«Hey! İns misin, cin misin?»

Kız başını kaldırıp bakar, gelenin padişah olduğu­nu bilemez.

«Hem insim, hem cin».

Padişah kızın yanına gider: «Ne yapıyorsun bu­rada?»

«Ben bir çoban kızıyım; burada ağılımız var, onu beklerim. Birazdan babam gelecek sürüsüyle. Annem de sürümüzü sağacak, sütleri katık yapacak. Sonra da şehire inip beyazları sarılatacak».

Padişah düşünmeye başlar, sarılatılıp gelecek olan nedir diye. Sonra da memleketine dönüp gider. Bakar ki oğlu daha da perişanlaşmış. Yine sorar:

«Oğlum, derdin nedir, söylesene».

«Bir şey yok baba».

Ertesi gün padişah oğlu babasından bir daha izin ister. Kızın bulunduğu kulübeye gider. Kızı aynı vazi­yette görür. Dönüp gelir. Ama daha da perişan bir hale düşer. Bütün sorularına cevap alamayan baba oğlunun âşık olduğunu anlar. Der ki:

«Oğlum, seni filan padişahın kızı ile evlendireyim».

«Hayır, ben evlenmek istemem».

«Ey oğlum, gel seni filan ile…».

«İstemem baba, istemem».

Padişah, çobanı, karısını ve kızını memleketine ge­tirmeye mecbur kalır. Bunlar gelince karısına der ki: «Hanım, oğlumuzun derdinin dermanı bu kızdır. Oğ­lumuz bu kıza âşık olmuş. Bu kız ile evlenmek istiyor. Ben bu kızın yanına gidince bana bir söz söylemişti de ben ne demek istediğini anlayamamıştım. Acaba oğlu­muz anlamış mıydı?»

Oğullarını çağırırlar, sorarlar. Oğlan der ki:

«Bana da aynı sözleri söylemişti».

«Sen ne söylemiştin?»

«Ben de bir şey diyememiştim».

Kızın annesi ile babasını çağırırlar. Derler ki:

«Biz kızınızı oğlumuza istiyoruz».

«Peki».

Kızı bu oğlana verirler. Düğün kurup evlendirirler. Ama kızın sözünü hâlâ anlayamadıkları için ne demek istediğini de sorarlar:

«Kızım, sen böyle bir söz söyledin mi?»

«Evet, söyledim»

«Peki, nedir bunun manası?»

«Annem şehre giderken beyaz katıkları götürüyor, satıyor. Onun yerine de sarı altın alıp gelir. Bunun ma­nası budur».

[1] İns: İnsan.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir