29 Mart Çarşamba 2017
Ana Sayfa / Edebiyat / Yeni Türk Edebiyatı / Parnasizm Özellikleri

Parnasizm Özellikleri


Parnasizmin Temsilcileri Kimlerdir

Parnasizm Akımının Özellikleri 

Parnasizmin Özellikleri 

Parnasizmin Doğuşu 

Parnasizm Nedir

Romantik şiir anlayışına tepki olarak 19. yüzyılın ikinci yansında doğmuş ve 20. yüzyılın başlarında etkisini kaybetmiş bir akımdır. Realizm ve natüralizmin roman, hikâye, tiyatro türlerinde ortaya koyduğu anlayışın şiirdeki karşılığı ola­rak bu akımı ifade etmek mümkündür. 1866 yılında Fransa’da Le Pamasse Con- temporain (Çağdaş Pamaslar) adıyla ilk olarak yayınlanan şiir dergisinin adından hareketle isimlendirilmiştir.

Romantik şiir anlayışının lirik ve santimantalist yapışma tepki olarak doğ­muştur. Pozitivist düşüncenin dönem içerisinde hâkim anlayış durumunda olması ve toplumsal hayatta değişen yaşam biçimi realizm ve natüralizmde de olduğu üzere şiir sahasında da yansımasını bulmuş ve parnasizm ortaya çıkmıştır.

Şiir alamnda var olan romantik anlayışa karşı çıkan şairler, şiirin öznel bo­yuttan çıkarılıp nesnel bir biçim alması gerektiği düşüncesindedirler. Bu nokta­da sanatçının görevinin de dış dünyada var olan gerçekliğin nesnel bir şekilde yansıtmak olması gerektiğine inanıyorlardı. Şair adeta ressam veya heykeltıraş gibi olmalıydı. Bireysel duyguların şiire yansıtılmasını sakıncalı gördüklerinden yaşanılan hayatın içinde bulunduğu doğal yapısının nesnel bir şekilde aktarılması düşüncesinden hareket ettiklerinden tasvirî şiir anlayışının ortaya çıkmasına se­bep oldular. Böylelikle toplumsal problemlerden, aksaklıklardan, insanın iç dün­yasından uzaklaşan pamas şairler doğanın ışıltılı dünyasını ayrıntılı tasvirlerle şiire yansıtmışlardır. Bunu yaparken dış dünyada olduğu gibi şiirin biçim özel­liklerinde de mükemmeli aramışlar ve şiirin kusursuz olmasını arzu etmişlerdir. Nazım şekli olarak genellikle “sone”yi tercih etmişlerdir. Biçimsel kusursuzluk şiirde ritmi ön plana çıkarmıştır. Şiirin iç yapısındaki ahenkten uzaklaşınca dış yapısmda ritmi aramış ve uygulamalarıyla bunu gerçekleştirmeye çalışmışlardır. Ortaya koydukları ilkelerle sanat için sanat anlayışını benimsemişler ve aslolanm güzeli yansıtmak olduğu düşüncesinden hareketle sanatın güzelliğine sığınmış­lardır.

Şiirde betimlemelere çokça yer verip tablolar çizmişlerdir. Biçimsel mükem­mellik arayışı onları plastik bir güzellik anlayışı içerisine hapsetmiştir. Erdoğan Alkan’ın ifadesiyle: “şiirleri, dışı özene bezene işlenmiş değerli taşlarla süslü, ama içi boş bir mücevher kutusuna benzer”. İnsanın duygu dünyasından uzaklaşılması beraberinde soğuk bir şiir anlayışını meydana getirdiğinden bir süre sonra bu akım etkisini yitirerek son bulmuştur.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir