30 Mart Perşembe 2017
Ana Sayfa / Edebiyat / Yeni Türk Edebiyatı / Şair Eşref Deccal Kitabının İncelemesi Tahlili Açıklaması

Şair Eşref Deccal Kitabının İncelemesi Tahlili Açıklaması


Şair Eşref Deccal Kitabının İncelemesi

Şair Eşref Deccal Kitabının Tahlili

Şair Eşref Deccal Kitabının Açıklaması

Bir hiciv şâiri olan Eşref, bu eserinde kendi hayalinde bir deccal yaratmış, ona kendine göre farklı bir anlam yüklemiştir. Şairin ilk beyti şu sözlerden oluşur:

‘Budur adl-i ilâhı pâyidar olmaz düşer zâlim Gelir elbette gâlib bir takım cellâda Deccâl’im’

Şairin Deccal’i, anlaşılacağı üzere; celladlara galip gelip zalimi düşürecek bir deccal olması itibariyle, kelimenin taşıdığı bütün menfi anlam ve çağrışımların dışında müsbet bir anlam ifade etmektedir. Esere böyle menfi bir ismin verilmesi, istibdad idaresinin muhaliflere dönük suçlamalarıyla ilgili olmalıdır. Deccal’in özelliği fitne ve fesat çıkarmak olduğuna göre Eşref; fitne, fesat çıkarmakla suçlanan bir kişi olarak eserine Deccal ismini vermek suretiyle kendisini suçlayan ve mahkum edenlerle alay etmektedir.

Kitaptaki şiirler ‘Beyit’ ve ‘Kıta’ başlıklarıyla verilmiştir. Çoğu şiirin başında niçin ve nasıl yazıldığını açıklayan mensur kısımlar bulunmaktadır. Dolayısıyla eser hem manzum hem de mensurdur, fakat esere asıl hususiyetini veren manzum kısımlardır. Eserde bir gazel, yetmiş yedi kıta yer almaktadır. Mensur kısımlarda üç de fıkranın anlatılmış olduğunu belirtelim.

Eşref, kitabı hakkında yaptığı açıklamada-İfade-i Meram- kitabın önce gazete olarak çıkmak için hazırlandığını; fakat birçok gazetenin kısa bir süre sonra batmış olmasından dolayı eserini kitap olarak yayımladığını söyler. Deccal’in sebeb-i hurucu bölümünde de polis ve birkaç kişi tarafından evinin basılması sırasında içinde uyanan his ve fikirlerle Deccal metninin nasıl teşekkül etmeye başladığını anlatır:

Gayrı câizken taarruz, Ermeni’den bed ile Milletin yoklanmadık İslâm’ı, Rum’u kalmadı Olduğıyçün pâdişâhım herkesin ırzı senin Hânelerde ırz u nâmûsun lüzûmu kalmadı.

Bu olaydandan sonra tutuklanan şair, benzeri baskınlar sonunda tutuklanan alıkoyulan diğer kişilerle birlikte vapura bindirilir. Eşref, daha iyi anlaşılmak amacıyla kitabına ‘Gayr-ı muvakkat tevkif müzekkeresi’nin bir örneğini de koymuştur.

Evinde arama yapılırken hissettiklerini şöyle anlatmaktadır:

“Onların bir taraftan evrakımı eş’arımı döküp saçmakta ve diğer tarafta bi’tabii oruçlu olan çoluk çocuğun ağlayıp sızlayıp, ayılıp bayılmakta olduklarını gördükçe vaktiyle ‘Irz padişahındır’sözünü her kim söylediyse ona karşı içimden lahavleyi çekmekte olduğum halde kıta-i atiyeyi teşkil eden kelimeler zihnimde resmi geçit icra ediyordu’’

‘Tâli’imden kime şekva edeyim Dil saadet diledikçe o felâket getirir Ben muvakkat bile tevkife değilken râzı Hasbinallah o gider gayr-ı muvakkat getirir.’

Eşref her karşılaştığı şaşırtıcı durum için bir kıta veya bir beyit yazmıştır. Söz Abdülhamit ‘e gelince Eşref’te bütün hiciv mekanizmaları harekete geçer. Onun için anlattığı bir fıkradan sonra şöyle der: ‘Abdülhamid bahsi ise bambaşkadır. Çünkü bazı sade-dilânın zannettiği gibi öyle kafeste bir kuş olmayıp Yıldız’da bir baykuştur. Gıdası da erbâb-ı zekâdır. Bunlar erbâbının malûmu olduğu cihetle tafsilinden sarf-ı nazar ederek’buraya ancak şu kıtayı yazdım:

‘Ey padişâh-ı âlem! Düşmen misin zekâya Erbâb-ı iktidârı gördün mü saldırırsın Asrında kaldı millet üstâdsız, kitâbsız Havf eylerim yakında Kur’ân’ı kaldırırsın’

Şâirin, Abdülhamid’e olan kini bitmez tükenmez bir şekilde mısralarına aks etmiştir. Onu kan dökücü bir vahşiden başka bir şey olarak görmek istemez ve onun için hiçbir iyi söz sarf etmez. Milletin bütün sıkıntılarının tek sebebi olarak onu görür.

Eşref, bir yandan ıstıraplı günlerini anlatır bir yandan da bu meselelerle ilgili beyitler sıralar:

‘Bir günüm âsûde geçmez âh u efgân etmeden Bir gecem bulmaz sabâhı gamla idmân etmeden’

beyti onun gazel başlıklı şiirinin başında yer alır.. Şiirin bütününde şair, hayatının felaket ve kederle dolu olmasından şikayet eder.

Eşref kitabın ‘zeyl’ adlı bölümünde; bu kitabı okuduktan sonra hakkında gıyaben dahi bir hüküm verdirecek olan memurlarla, Bâbıâlideki vükelâyla, askerin başında bulunan feriklerle mülkiye mensubu şahıslarla adeta topluca hesaplaşmak üzere; hepsiyle ilgili olarak yazdığı birer kıta hicivden sonra eserine son verir. Abdülhamid’le ilgili kıta şöyledir:

‘Zamânımda olan her bir fenâlıktan haberdârım Vatan satranca döndü, ben dahi bir şâh-ı menhûsum Ahâlîyi, aceb mi habs ü nefyetmekle zevk alsam Cülûsumdan beri Yıldız’da zîrâ ben de mahbûsum’

Eserde yer alan son kıta farklı bir tarih kıtasıdır ve Deccal’in istibdadı yıkmak üzere zuhur ettiğini haber verir.

‘Uğurlu geldi nâsa bârekallah bin dokuz yüz beş Bu târîh-i zafer bir fîl-i istibdâdı mûr etti

Duyup ‘Deccal’ istilâsını Ye’cûc u Me’cûc’ün Port Arthur düştüğü gün Ümm-i Dünyâ’da zuhûr etti’



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir