23 Mart Perşembe 2017
Ana Sayfa / Deyimler / Sermayeyi Kediye Yüklemek Deyimi Açıklaması, Hikayesi, Anlamı Kısaca

Sermayeyi Kediye Yüklemek Deyimi Açıklaması, Hikayesi, Anlamı Kısaca


Sermayeyi Kediye Yüklemek Deyimi Açıklaması, Hikayesi, Anlamı Kısaca

Anlamı:

Yanlış yatırım yapıp işi batırmak.

Hikayesi:

Zamanında bir kuyumcu varmış. İşleri tıkı­rında, hâli vakti yerindeymiş. Bu kuyumcunun yanında da genç bir deli­kanlı çalışırmış. Çok küçük yaştan beri çırak­lığını yaparmış adamın. Kuyumcu delikanlıyı severmiş sevmesine ama hakkını doğru dürüst vermezmiş. Anca karın tokluğuna çalıştırırmış zavallıyı. Delikanlı ne zaman maaşına zam istese, “Hele dur oğul, o gün de gelir elbet, biraz sab­ret” dermiş.

Aylar yıllar geçmiş, delikanlının maaşında kuruş artış olmamış. Günün birinde delikanlı tekrar zam isteyince kuyumcu köpürmüş. “Durup durup para deme, bir gözün doy­madı, sabret hele diyorum, ne diye laf anlamı­yorsun!” diye çıkışmış. Delikanlı susmuş. O günden sonra da zam konusunu tekrar açmamaya karar vermiş. Ertesi hafta delikanlı yanında bir kediyle işe gelmiş. Boynunda sarı kurdelesi olan bembeyaz topalak bir kediymiş bu.

“Usta, sokakta buldum bu garibanı. Belli ki ev kedisi. Dışarıda telef olur hayvan. Kızmazsan yanımda getireyim diyorum. Doyurmaya eve götürürüm, merak etme” demiş. Kuyumcu gülmüş. “Sen de hepten beni cimri yaptın oğul. Minnacık kedinin yediği ne olacak, getir tabii” demiş. Çırak sevinmiş. O günden sonra dediği gibi kediyle gelip gitmeye başlamış işe. Ama işin ilginç yanı o günden itibaren kuyumcu, dükkânında her gün bir altının kaybolduğunu fark etmeye başlamış.

Aklma ilk gelen çırak olmuş elbette. Delikanlıyı göz hapsine almış. Dahası dükkâna adım atan her müşteriye de hırsız zannıyla bak­maya başlamış. Günlerce, haftalarca izlemiş durmuş ama bir türlü altınların nereye gittiğini bulamamış. Günler sonra çırak işten ayrılmak istediğini söylemiş. Kuyumcu sevinmiş bu işe. Zira hâlâ altınları onun aldığını düşünüyor, ispatlayamadığı için de işten atamıyormuş.

Delikanlı işten çıkar çıkmaz kuyumcunun hemen karşısından bir dükkân kiralamış. Kendi kuyumcu dükkânını açmış. Eski ustası, “Bak şimdi kesinleşti işte, altınları o yürütmüş” diye düşünmüş gözlerini kısarak.Birkaç geceyi uykusuz geçirmiş. Hâlâ deli­kanlının ne yapıp da altınları çaldığını anlaya­mamış. Ama artık daha fazla dayanamamış. Ertesi gün soluğu delikanlının dükkânında almış.

“Bak evlat,” demiş, “yıllardır yanımda çalı­şırsın. İyisin, hoşsun. Kabul ediyorum, sana da haksızlık ettim, onun için de özür dilerim. Lâkin şu dükkânımdan her gün bir altının kaybolması vardı ya, onu unutabilmiş değilim. O altınla­rı senin aldığını da biliyorum. Sana haksızlık ederek seni bu yola sevk ettiğimin de farkın­dayım. Geçmiş geçmişte kaldı, altınların peşine düşecek değilim. Yalnızca Allah aşkına bu işi nasıl yaptığını söyle. Yoksa düşünmekten kafayı yiyeceğim.” Delikanlı gülümsemiş. “Yıllardır ustamsm. Yanında çalıştım. İşi yanında öğrendim. Bana haksızlık ettiğini fark etmene sevindim. Keşke daha önce düşünsey- din bunu…” “Aman,” demiş kuyumcu, “açma eski def­terleri. Haklısın biliyorum. Ne olur söyle artık bu kadar altını nasıl yürüttün?”Delikanlı “Pisi pisiiii..demiş. Sarı kurdeleli beyaz kedi yanma gelmiş.Bak ustacığım,” demiş delikanlı, “bu sarı kurdele var ya onun iç tarafında bir altın girecek kadar bir gözü var. Her sabah dükkâna girdi­ğimde onun içine bir altın atıyor, akşam eve gidince çıkarıyordum.”“Aaah ah, ben bunu nasıl akıl edemedim. Desene sermayeyi kediye yüklemişiz” diye dövünerek dükkândan çıkmış kuyumcu.

***************

İşte böyle, yapılan yanlış yatırım ya da uygu­lama yüzünden zarar edilen, para kaybedilen durumlar için kullanılır bu deyim.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir