25 Mart Cumartesi 2017
Ana Sayfa / Edebiyat / Yeni Türk Edebiyatı / Servet-i Fünun Şiirinin Özellikleri

Servet-i Fünun Şiirinin Özellikleri


Servet-i Fünun Şiirinin Özellikleri Hakkında Bilgi

Servet-i Fünun Şiirinin Genel Özellikleri 

Servet-i Fünun Şiirinin Özellikleri 

Tevfik Fikret ve Cenap Şahabettin Türk şiirine birçok yenilik getirmişlerdir. Başlangıçta her ikisi de Tanzimat edebiyatının ikinci kuşağının mensuplarına öy­künen iki şair, daha sonra zamanla kendi şiirlerini bulmuşlardır. Bu iki önemli şairin başını çektiği Servet-i Fünun şiirinin özelliklerini şu şekilde maddelendirebiliriz:

Eserlerde Arapça-Farsça kelimelerin yoğun olarak kullanıldığı bir dil kul­lanılması, Servet-i Fünun şiirinin en belirgin özelliklerindendir. Kenan Akyüz, Tevfik Fikret’in dilinin ağır olmasını, tek büyük hatası olduğunu ve bugüne ka­dar birbirinin peşi sıra gelen nesillerce anlaşılması imkânlarını gittikçe azalttığını ifade etmiştir. (Akyüz, 2013: 98)

Şiirlerde daha çok kötümser temalar kullanılmıştır. Bu seçimde, Servet-i Fünun sanatçılarının içinde bulundukları siyasi ortamın, sosyal konumlarının, geçmişlerinin etkisi olduğu gibi, kötümser temaların Fransız edebiyatında kulla­nılmasının da etkisi vardır. Hatta hayata bu melankolik, marazi bakışa Fransızlar “asrın hastalığı” demişlerdir.

Servet-i Fünun şiirinde üç ayrı nazım biçimi kullanılmıştır. “1. Fransız şii­rinden aynen almanlar (sone), 2. Divan nazmından alınıp değiştirilenler (Serbest mtistezad), 3. Ne Divan şiirinde ve ne de Fransız şiirinde bulunmayıp kendi ken­dilerine icat ettikleri ve nazımda geniş bir kafiye kolaylığı sağlayanlar.” (Akyüz, 2013: 93-94)

Aruz vezninde değişikliklere gidilmiştir. Veznin anlatılmak istenen duyguya uygun düşmesi gerektiği düşünülmüş, şiirin konusuna göre vezin seçilmiştir.

Kafiye anlayışında da değişikliğe gidilmiş ve “göz için kafiye anlayışı” yeri­ne “kulak için kafiye” anlayışına dönülmüştür.

Nazım nesre yaklaştırılmıştır. Bunda, Tevfik Fikret’in “fazla ahenkli” bul­duğu Divan şiirine, özellikle müstezata, müdahale ederek onu serbestleştirmeye çalışmasının ve Fransız şiirinden etkilenerek “anjambman” uygulamaları yapma­sının tesiri vardır.

Manzum öyküler yazılmıştır. Manzum öyküler yazılmasında da yine Fik­ret’in Fransız şairlerden Coppe’den etkilenmesinin payı vardır. Coppe de birçok manzum öykü yazmıştır.

Mensur şiirler yazılmıştır. “Batı kaynaklı bir edebi tür olan mensur şiir, keli­me olarak 19. yüzyıl ortalarında Fransa’da yaygın olan ‘prose poetique’in karşılı­ğıdır.” (Okay, 2005:140) Bu türün popülerlik kazanması, Halit Ziya ile olmuştur. Halit Ziya, Servet-i Fünun’da yazılan yayımlanmadan önce mensur şiirler yazar ve bunlan devrin dergilerine gönderirdi. Halit Ziya, bu türü Batı edebiyatından almıştır. Daha sonra Mehmet Rauf da Halit Ziya’nın etkisiyle mensur şiirler yaz­mıştır. Orhan Okay, bu türün benimsenmesinde Recaizade’nin “her kafiyeli söz şiir sayılmayabileceği gibi, her şiir de bir vezinle ve kafiyeli sözlerle yazılmak zorunda değildir.” görüşünün de tesiri olabileceğini belirtir. (Okay, 2005: 140)

Recaizade Mahmut Ekrem’in “zerrelerden yıldızlara kadar güzel olan her şey şiirin konusu olabilir.” görüşü bu dönemde daha da genişlemiş ve şiire konu edilen şeyin güzel olma kaydı bile ortadan kaldırılmıştır. Bu dönemde bir firkete, kitabın arasındaki bir kurumuş çiçek, bir bataklık da şiire konu olabilmiştir.

Şiirde oldukça yeni imgeler kullanılmıştır. Bu yeni imgeler devrinde çok ya­dırganmış ve tartışma konusu haline gelmiştir. Özellikle Cenap Şahabettin’in kul­landığı bu imgelerin, “bazı Fransız sembolistlerinin bir çeşit tercümeleri” (Kutlu, 1976: 54) olduğunu söylemeliyiz.

Servet-i Fünun şiirinde üç edebi akımın etkisinden bahsedebiliriz. Tevfik Fikret, Pamasizm’den özellikle Coppe’den çok etkilenmiştir. Şiirinin biçimsel yönlerine önem vermesi, Fransız Coppe gibi manzum öyküler yazması bunun göstergesidir. Fikret, şiirlerinde kullandığı sözcüklerin ses uyumuna da dikkat eder; ancak sadece bu nedenle kendisini “Sembolist” sayamayız. Cenap Şaha- bettin Fransa seyahatlerinin etkisiyle Sembolistleri ve Pamasyenleri tanımıştır. Eserlerindeki belirgin Sembolist etki nedeniyle “Sembolist bir şair” olarak bilin­se de şiirinde çok fazla sembol kullanmaz. Cenap Şahabettin, “müzik gibi şiir” anlayışının yanında “resim gibi şiir” anlayışına da sahiptir. “Elhan-ı Şita”, bu an­layışın ürünüdür. Bu nedenle Cenap Şahabettin’in Pamasizm’den de etkilendiği söylenebilir. Ayrıca Romantizm akımının etkisiyle, her iki şairin şiirlerinde içli, melankolik konular işlenmiştir.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir