Ana Sayfa / Deyimler / Sırtı Yere Gelmemek Deyiminin Açıklaması Anlamı Hikayesi Kısa

Sırtı Yere Gelmemek Deyiminin Açıklaması Anlamı Hikayesi Kısa

Sırtı Yere Gelmemek Deyiminin Açıklaması

Sırtı Yere Gelmemek Deyiminin Anlamı

Sırtı Yere Gelmemek Deyiminin Hikayesi Kısa

Sırtı Yere Gelmemek Deyiminin Öyküsü

SIRTI YERE GELMEMEK DEYİMİNİN ANLAMI

  • Yenilmemek. Durumu sağlam olmak.

SIRTI YERE GELMEMEK DEYİMİNİN HİKAYESİ

Eski bir pehlivan, kendisine getirilen iki kardeşi gerçekten yetenekli gördü ve onları pehlivan olarak yetiştirmeye başladı. Güreşmeleri için meydanlara bırakmadan önce:

“Beni iyi dinleyin, size son olarak bir şey öğreteceğim,” dedi. “Hiçbir şekilde birbirinizle güreşmeyeceksiniz, tamam mı? Sizi, birbirinizle güreştirmek için çok uğraşacaklar, usta sözü dinlerseniz sakın yapmayın bunu.”

Söz verdi iki kardeş. Düğünlerde, bayramlarda kispet giyip çık­tılar meydana, yenmedik rakip bırakmadılar.

Bütün gözler onlara çevrilmişti. “Sıra gel­di, birbirinizle güreş tutmaya,” deniyor, ortaya çok büyük ödüller konuyordu. Böyle anlarda, ustalarının sözünü hatırlıyordu iki kardeş, gü- lümsemekle yetiniyorlardı.

Herkes onlardan, “Yenilmez kardeşler” diye söz ediyordu. Gün geldi, kardeşlerin büyüğü, bir kaza oldu, yenildi.

“Yenilmez kardeşler” bitti o gün. Gözler, sadece küçük kardeşteydi artık. “Sırtı yere gelmeyen adam” diye söz ediliyordu ondan.

Büyük kardeşin ağırına gitti bu durum. Çok içerledi. “Sırtı yere gelmeyeni yenersem eski günlerime dönebilirim,” diye düşünmeye başladı.

Bir düğünde, gözünü karartıp:

“Gel beraber güreş tutalım,” dedi kardeşine.

Çok şaşırdı küçük kardeş. Ustaya verdikleri sözü hatırlattı, duy­mamış gibi yaptı.

Ama kardeşiyle güreşmeyi ve onu yenmeyi kafaya koymuştu büyük kardeş. Sonraki birkaç düğünde de tekrarladı önerisini. Yine olmaz cevabını alınca korkaklıkla, kendisinden korkmakla suçladı onu.

Bu kadar üstüne gelinince dayanamadı küçük kardeş:

“Peki,” dedi, “kim kimin sırtını yere getirirse darılmaca yok!” Evlerde, kahvelerde, meydanlarda günlerce yeniden iki kardeş konuşuldu. Kimin ikna ettiği bilinmiyordu ama güreşeceklerdi so­nunda. Çevredeki yakın, uzak tüm kasaba ve köyler güreş meyda­nına aktı o gün.

Güreşe durgun başladı küçük kardeş. Pek üstüne varmadı abi­sinin. Abi ise tam tersi, acelesi var gibiydi. Hızla üstüne gidip oyun­dan oyuna geçerek üstünlük kurmaya çalışıyordu.

Saatler sonra, büyük olan, öyle bir oyun kurdu ki nefesler tutul­du… Küçük kardeş, kendini bir anda havada buldu. Oyunun sonu, sırtının yere gelmesine kadar gidebilirdi. Hızla ters dönerek kendisi ayakları üstüne düşerken abisinin ayaklarını da yerden kesti. Son anda künde kurarak, sırtının yere gelmesini önledi büyük kardeş ama küçük kardeşin altında kalmaktan kurtulamadı.

Küçük kardeş bütün gücüyle yüklenince sırtının yere gelmek üzere olduğunu anlayan, bundan kurtulamayacağını gören büyük kardeş:

“Pes,” dedi soluk soluğa, “yapma, sırtım yere gelmesini”Güreşi orada bıraktı.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir