21 Ocak Cumartesi 2017
Ana Sayfa / Sorularınız / Solucan Delikleri Sayesinde Zamanda Yolculuk Yapmak Mümkün mü
Ödev Soruları

Solucan Delikleri Sayesinde Zamanda Yolculuk Yapmak Mümkün mü

Solucan Delikleri Sayesinde Zamanda Yolculuk Yapmak Mümkün mü

Bir uzay otobanı kıvamındaki tüp geçitler karanlık gibi gördüğümüz uzayın dokusunda gerçekten var olabilirler mi?Eğer bu tüp geçitler varsa, kara delikler bizler için artık birer korku tüneli olmaktan çıkıp, evrenin zengin bahçelerine açılan kapılar olarak algılanabilirler. Neden olmasın?

Bilim adamlarının kara ve ak delikleri birbirine bağladığım tahmin ettiği bu kestirme yollara solucan delikleri adım vermeleri son derece isabeüi bir yakıştırmadır. Çünkü solucamn toprakta açüğı yolların aynısı, uzayın karanlık maddesinin zemininde de mevcut olabilir. Bilim adamları kara deliklerin dibinde oluşan çekim etkisinin son derece güçlü olduğundan bahsederler. Bu etki şiddetli bir vakumdur ve bu vakum kara deliğin dibinde bildiğimiz hiçbir şey gibi değildir.

Yani ne zaman ne de mekân ölçüleri bu noktada bildiğimiz gibi değildirler. Ama bu dip nokta başka bir evrenin kara deliği ile buluşup öpüştüğü takdirde o evrene bir çıkış tüneli yani bizim için bir ak delik kapısı hazırlamış olur; buyurun size nur topu gibi bir solucan deliği… İşte Âlice adındaki küçük kızın bambaşka diyarlara geçmesini sağlayan o ince uzun tünelin oluşma hikâyesi:

İğnenin deliğinden geçip çıkan iplik misali, uzayda kat edilmesi olanaksız mesafeleri aradaki solucan delikleri sayesinde hızla alabilme olanağı yakalayabileceğimizi söylüyor bilim adamları. Bu durumda solucan delikleri arük bilimkurgusal bir fikir olmaktan çıkmak üzere. Ve bu sayede pek çok fantastik olgu gerçekleştirilmek için sırasını beklemeye başlamış bile. Paralel evrenleri ziyaret, zamanda yolculuk ve daha neler, neler… Bilim adamlarının söylediğine göre, bunların hiçbiri artık kurgu değil, gerçeğe oldukça yakın görünen şeyler. Sözün kısası, solucan deliklerinin varlığı ispatlanırsa galaksiler arası tüp geçit projesini hayata geçirebileceğiz. O zaman Âlice’in masalını da yeniden yazmak gerekebilir:

“Âlice Uzay Otobanında” ya da “Âlice’le Bir Solucan Deliğinden Diğerine Seyahat”. Eğer ki X ve gama ışınlarından ve daha bilmediğimiz pek çok şeyden yakamızı kurtarabilirsek, bir solucan deliği sayesinde evrenin en uzak yerlerini Pırlayabiliriz. Şimdi daha ilginç bir detaya göz atalım:

Bilim adamları bu dünyanın fizik kuralları ile uzayı algılamaya gayret gösterirlerken, eski zamanlara ait pek çok kadim öğretide yazılanlar bazı mistiklerin uzay-zamanda hatta zamansızlıkta istedikleri yere gidebildiklerinden söz ederler. Onlar dışarıda algıladığımız her şeyin haritasının bedenimizde, zihnimizde ve ruhumuzda var olduğuna inanırlar. Ne garip değil mi? Sezgisel bir yolculuğun, göz denilen duyudan önce yola koyulduğunu duymak.

İnsanın biyolojik bedeninin bir haritası çıkarılabilseydi, belki de algıladığımız ve dışımızda varsaydığımız uzayın tamamı ile karşılaşabilirdik. Yani bizim bedensel iç uzayımızla, başımızın üstünde kabul ettiğimiz dış uzay birebir örtüşebilirdi ve tabi ki her ikimizin de, yani uzayın ve bizim sahip olduğumuz ruhlar da birebir örtüşebilirdi.

Gözümüzün değil de, ruhumuzun görmesi gereken bir durumla karşı karşıya gelmek nasıl olurdu acaba? Zihnimizdeki vesveseler nedeniyle iç ve dış uzay kavramının algımızda birleştiği bir solucan deliğine vesile olmak şimdilerde herkes için çok mümkün görülmüyor. Zira gözümüz yaşadığımız uzay-zamana göre ayarlı olduğundan, aynen diğer duyu organlarımız gibi algılamaya alışık olduğu bir dünyayı ve evreni görmek

için ısrarcı olacaktır. Şartlar malum, gün boyu coşku dolu bir tefekküre dalmamız hâlinde hepimiz toplu hâlde soluğu başka bir evrende alabiliriz. Tabi orada bizi karşılayanlara karşı cevabımız da hazır olmalı.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir