? Ara Nesil ve Türk Edebiyatına Getirdiği Yenilikler | Evvel Cevap
Ana Sayfa / Edebiyat / Yeni Türk Edebiyatı / Tanzimat Dönemi ile Servet-i Fünun Dönemi Arasındaki Yazarlar Şairler

Tanzimat Dönemi ile Servet-i Fünun Dönemi Arasındaki Yazarlar Şairler

Tanzimat Dönemi ile Servet-i Fünun Dönemi Arasındaki Yazarlar Şairler

Tanzimat Dönemi ile Servet-i Fünun Dönemi Arasındaki Nesil

Ara Nesil ve Türk Edebiyatına Getirdiği Yenilikler

Tanzimat II. Dönemi ile Servet-i Fünun arasında, yaklaşık 15 yıllık süreç içe­risinde (net bir tarih aralığı vermek mümkün olmasa da), yayın hayatında önemli izler bırakan bir nesilden söz edilmektedir ki bu nesle Ara Nesil adı verilmektedir. Edebiyat tarihlerinin pek üzerinde durmadıkları bu nesil, Tanzimat ile Servet-i Fünun arasında bir köprü vazifesi üstlenmiş kişilerden oluşmaktadır. Herhangi bir edebî dergi etrafında toplanmadıkları ve ortak bir sanat anlayışı ortaya koy­madıklarından dağınık bir yapı arz etseler de Türk edebiyatının tarihi gelişim seyri içerisinde değerlendirilmesi gereken bir dönemdir.

Mehmet Kaplan’ın ilk kez dikkat çektiği ve isimlendirdiği bu neslin özelliği olarak “küçük ve günlük hassasiyetler devri” ifadesi dönemin etken özelliğinin bir yansıması olarak ortak bir başlık altında değerlendirilmiştir. Ara Nesil ifadesi ile ifade edilen dönemi kesin çizgilerle ayırmak ve sanatkârlarını saymak oldukça güçtür. Ancak yapılan çalışmalarla birlikte benzer duyuş ve düşünüşe sahip sanat­çıların Tanzimat I. ve II. dönemi sanatçılarının ortaya koydukları açılımı devam ettiren ve daha da geliştiren isimler olarak değerlendirilmesi söz konusu olmuş­tur. 25-30 isimden bahsedilen Ara Nesil sanatçıları arasından: Menemenlizâde Mehmet Tahir, Mehmed Celâl, İsmail Safa, Nigâr Hanım, Mustafa Reşid, Recep Vahyi, Mehmed Ziver, Fazlı Necib, Müstecâbîzâde İsmet, Fatma Aliye Hanım, Abdülhalim Memduh, Makbule Leman Hanım, Beşir Fuad, Nabizade Nazım ve Beşir Fuad isimleri öne çıkmaktadır.

Tanzimat döneminde edebiyatın gazete içerisindeki konumunun bu dönemde yavaş yavaş dergilere kaydığı görülmektedir. Bu dönemde yayın hayatına başla­yıp devam eden yaklaşık 50 civarındaki derginin büyük çoğunluğu edebî dergiler olması da buna örnek teşkil etmektedir.

Ara Nesil sanatçılarının eser verdiği yıllar aynı zamanda II. Abdülhamit dö­nemi olduğundan günlük siyasi meselelerin yahut düşünsel metinlerin kaleme alınması mümkün değildir. Bu sebeple sanatçıların iç dünyalarına yöneldikleri ve bireysel mevzuları eserlerine konu olarak seçtiklerini görmemiz mümkündür. Bu durum ilerleyen süreçte Servet-i Fünun döneminin de oluşumunu sağlayacaktır.

Aynı zamanda bu dönemde eski-yeni tartışması da devam etmektedir. Ciddi tartışmaların yaşandığı ve Tanzimat neslinin ortaya koyduğu yeniliklerin tartışma ekseni içerisinde devam ettiği bir dönemdir. Romantizm ve realizmin özellik­lerinin sanatkârlar şahsında düalist bir anlayış içerisinde gözlemlenebildiği ve romantizmden realizme geçiş evresinin sancılarının yaşandığı bir dönemdir.

Ara Nesil, sanatın merkezine sosyal fayda prensibinden ziyade sanat mer­kezli ve estetik kaygılan önceleyen bir anlayışı ağırlıklı olarak benimsemiştir. Servet-i Fünun edebiyatına kadar üç farklı koldan üç farklı anlayışla eserlerin kaleme alındığı bu dönemde Cafer Gariper’in tespitiyle, eski edebiyatı devam ettirmek isteyenler; yenilikçiler ve eski ile yeni arasında kalanlar olarak tasnif etmek doğru olacaktır.

Bugün için Servet-i Fünun edebiyatına bağlanan birçok yeniliğin çıkış nok­tası aslında Ara Nesil dönemindeki sanatçıların vermiş oldukları eserlerde yer almaktadır. Bu dönem sanatçılarının ortaya koydukları yeniliklerin başında tercü­me faaliyetleri gelmektedir. Batı dillerinden yapılan tercümeler hız kazandığı gibi aynı zamanda Arapça ve Farsça’dan da eserler çevrilir. Özellikle Fransızca’dan yapılan tercümeler Servet-i Fünun döneminin zeminini de hazırlayan çevirilerdir.

Şiir; şekil, üslup ve muhteva açısından daha da zenginleşmektedir. Yeni te­malar ve yeni şekilsel denemeler çoğalır. Gariper, bu dönem şiir dili için: “Bu dö­nemde şiir dilinin iki uca doğru açıldığını görürüz. Şair, bir yandan ince duygulan hissi bir söyleyişle ifadelendirmeye çalışırken diğer yandan hayatın basit ve ya­şanan gerçekliğini ifade alanına taşır.” ifadelerini kullanmaktadır. Dil açısından kafiyenin arka planda bırakılması ve göz için değil de kulağa göre benzerliklerin kurulması klasik edebiyatın yüzyıllardır devam eden kafiye anlayışının çözülme­sini de sağlamıştır. Resim-şiir ilişkisi bu dönemde hayli artmış ve “tablo için şiir” anlayışı ön plana çıkmıştır.

Tanzimat ile Servet-i Fünun arasında arayışlar devri olarak isimlendirilen bir dönemin ifadesi Ara Nesil, sanatçılarının ortaya koydukları eserler ve yeniliklerle Türk edebiyatının gelişim çizgisi içerisinde önemli bir rol oynamaktadır.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir