24 Ocak Salı 2017
Ana Sayfa / Kitap Özetleri / Tatar Ramazan Hikaye Kitabı Özeti

Tatar Ramazan Hikaye Kitabı Özeti

Tatar Ramazan Hikaye Kitabı Özeti

Kitaptaki dokuz hikâyenin biri hariç, sekizi birer hapishane hikâyesidir. İlk hikâyenin kahramanı Süreyya, babası çoban, ağabeysi hamal bir genç kadındır, kucağında sahipsiz çocuğu, iftira ve hakaretlere göğüs germeye, yaşamaya çalışır. İkinci hikâyedeki Melkon, bir komşu kadına iftira suçundan, üç ay on güne hüküm giymiş,
seksen yaşlarında bir mahkûmdur; Sultanahmet Cezaevi’nde yatmaktadır; esrar kaçakçısı Hasan Kaçar’la domino oynarlarken, durmadan birbirlerine takılmaları, Melkon’un tahliye edildiği gün içli bir barışmaya kadar devam eder. Üçüncü ve dördüncü hikâyelerde de olaylar, aynı cezaevi hastanesinde geçer: Çoban esrar içmekten hükümlüdür; doktorun yazdığı üç kalem pirzola özlemi içinde peritonit tüberküloz’dan ölür; Elmas Trakyalıdır, on sekiz aylık bir kızı vardır, karısı Hanife’nin başkasını sevmesiyle aile saadetini kaybetmiş, kendi kendisiyle uzun bir mücadeleden sonra, yirmiüçündeki karısının başını, uyurken balta ile uçurmuştur. Beşinci hikâyenin kahramanı Cideli Kasım Köse, yeri belirtilmeyen bir cezaevinin başgardiyanıdır; köyünün muhtarı Fahir Ece’ye takmıştır kancayı. Fakat Kastamonu savcılığına yolladığı son dilekçe, cezaevi müdürüne gelir ve Köse, sesini kısmaya mecbur olur. Temizlik hikâyesinde bir cezaevi müdürü Mehdi Bey’in tifüs tehlikesini önleme teşebbüsleri, yorganları giyecekleri yakılan cıbıllar koğuşunda ölüm sayısını daha da çoğaltmıştır. Hepimiz Türküz hikâyesinde bir cezaevi müdürü, asayiş için zararlı gördüğü tutukluları sürgün eder; geldikleri yeni cezaevinde arabacı Ali, parasız arkadaşlarına geçim yolları bulur: Birini çamaşırcı, birini kahveci yapar. Yerliler koğuşunda Abaza Reşit’in yönettiği kumara da el koyar. İki koğuş kaynaşmış, bir para dengesi sağlanmıştır ki, müdürün iki tarafı ayırmasıyla düzen bozulur. Aç kalan sürgünlerden Cıbıl Halil, buna bir çare düşünür: Yerliler koğuşunda Abaza Reşit’in yeğeni Kâzım’ın karısına bir mektup yazar, kocasının cezaevinde herkese karılık ettiğini bildirir. Tutuklunun dargın olduğu Cafer’in imzasını taşıyan mektup, Kâzım’a kadar gelir ve Kâzım, işin aslını araştırmadan, Cafer’i öldürür. Cıbıl’ın sebep olduğu cinayet, cezaevinde daha da sert tedbirlerin alınmasından başka bir işe yaramamıştır. Kitabın güçlü hikâyelerinden birisi olan Şükürler Olsun’da elindeki tuğlayı kaza ile düşürerek nerdeyse başgardiyanın yaralanmasına sebep olacak Simitçi Emin, feci şekilde dövülür. Tokatlı Ali, tayınlarına toptan el koymuş olduğu için Emin, günlerden beri açtır. Ne cezaevi müdürü, ne zorba mahkûm Kerem Ağa, korumaz Emin’in hakkını. Ümitsizliğin son kertesinde Emin, Tokatlı’yı şişler, öldürür ve Tokatlı’nın hempaları tarafından öldürülür. Zavallı bir mahkûm, cezaevi müdürünün aczine kurban gitmiştir. Son hikâyede haksızlıklara isyanları yüzünden üç mapusane değiştirmiş, kunduracı Tatar Ramazan, sürüldüğü yeni cezaevinde, aklına estiği gibi hüküm süren kodaman mahkûm Abdurrahman Çavuş’a haddini bildirir, sömürülen öbür tutukluları bir zorbadan kurtarır.

 


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir