22 Ocak Pazar 2017
Ana Sayfa / Edebiyat / Yeni Türk Edebiyatı / Tepedenlizade Hüseyin Kamil Validem Kitabının Eserinin İncelemesi Tahlili Açıklaması

Tepedenlizade Hüseyin Kamil Validem Kitabının Eserinin İncelemesi Tahlili Açıklaması

Tepedenlizade Hüseyin Kamil Validem Kitabının İncelemesi

Tepedenlizade Hüseyin Kamil Validem Kitabının Tahlili

Tepedenlizade Hüseyin Kamil Validem Kitabının Açıklaması

Kapağında “Hâsılâtı Hamîdiye Hicaz Demir Yolu’na teberru‘ edilmiştir” şeklinde kısa bir açıklama yer alan kitabın başında önsöz mahiyetinde ‘Bir İki Söz ‘başlıklı iki sayfalık bir yazı yer almaktadır. Hüseyin Kâmil, bu yazıda hayatının en rahat ve en huzurlu dönemini gençlik yıllarında geçirdiğini ifade eder. Bu eseri yazdığı yıllarda o kırklı yaşlara henüz adım atmıştır. İnsanın geçim derdine ve hayat telaşına daldıktan sonra hayattan zevk almasının azaldığını ve bunu yaşayarak tecrübe ettiğini anlattıktan sonra, annesinin vefat etmesinden sonra, zaten azalmış olan hayat zevkinin neredeyse bütünüyle yok olduğunu dile getirir.

Validem’i onun ölümü üzerine hissettiği büyük acının etkisi altında kaleme alan şair, önceleri yayımlamayı düşünmediği bu manzumeyi, annesinin anısını canlı tutmak maksadıyla yayımlamıştır. Yazar bu hususla ilgili olarak şu açıklamada bulunmaktadır:

‘İhtiyârım haricinde zuhûr etmiş bir takım manzum sözlerdir ki şiir ile hiçbir münasebetleri olmadığı için evvelce tab‘etmeyi düşünmemiştim.’ Bu yazının altında İstanbul 22 Haziran 1319 tarihi olduğuna göre eser, yazıldıktan iki sene sonra basılmıştır.

Hüseyin Kâmil, kitabında manzûmesini kısa çizgilerle yirmi bölüme ayırmıştır. Her bölüm farklı uzunluktadır. En son bölümde annesinin Merkezefendi kabristanındaki kabrine yazdığı kitâbe bulunmaktadır.

Şair eserini beyitler halinde yazmıştır ve manzumesine şu beyitlerle başlamaktadır:

“Ey sevgili vâlidem hayâtım

Sen şu‘le-yi dîde-i terimdin”

Annesine olan büyük sevgisini mısralara dökmeye çalışan şair bu ilk bölümü şu mısra ile tamamlar:

“Kalbimdi serîr-i ihtişâmın

Bir dânecik âh mâderimdin”

Bundan sonra gelen bölümde şair annesine ait güzel özellikleri sıralar, ona duyduğu hayranlığı dile getirir:

“Parlardı yüzünde nur-ı irfân

Zînet buluyordu senle ismet

Her hâline hayret eyliyordum

Mevcûddu sende her fazîlet”

Hüseyin Kâmil, bir sonraki bölümde annesinin ani ölümünden duyduğu şaşkınlığı atlatamadığını söyleyerek onu aklından bir an olsun çıkaramadığını anlatmak ister:

“Yâdınla demâdem ağlarım ben

Bir an seni eylemem ferâmuş”

Şair, annesinin kendisine olan nâzik tavırlarını, onları her an kulağında ‘oğlum’ hitâbıyla hissettiğini onu kaybettikten sonra hayatının çok boş kaldığı anlatır. Manzumesinde annesine sık sık hitâb eder ona sesini duyurmaya çalışır. Şiirden anladığımız kadarıyla Hüseyin Kâmil’in annesi amansız bir hastalığa yakalanmış ve tedaviler sonuçsuz kalmış, bu yüzden vefat etmiştir. Şair, tıbbın bu hastalık karşısında aciz kalmasından yakınır:

“Ben gâfil isem de umardım

Pek âciz imiş meğer tabâbet”

Şair; annesinin hastalığı sırasında kendisinin çektiği acıları, hissettiği duyguları içten bir dille yazmıştır. Akşamın olmasıyla annesinin ıstırâbı daha da artar; içte yürekler çarpıntılı, dışta ise her şey ‘gamlı bir sükût’ içindedir.

“Gayet helecanla oldu akşam

Çarpıntıda hep bütün yürekler

Herkeste amîk bir teessür

Bir gamlı sükût içinde her yer!

Gözler müteveccih âsumana

Allah’tan istiğnâ bekler. ”

Hüseyin Kâmil, sabahın annesiyle birlikte doğmasına sevinirken bir yandan da onun yüzündeki rengin gitmesinden korkmaktadır. Bu duygularını da annesinin bakışlarındaki mâhın uçmuş olması benzetmesi ile anlatır. Artık annesini kaybetmiştir. Şair, on altıncı sayfadan itibaren annesi öldükten ve evde yalnız kaldıktan sonraki hallerini tasvir etmeye başlar. O sıradaki üzüntüsünü, yasını dile getiren mısraları sıralar. En son bu derde çare olarak sabrı bulduğunu söyler fakat; onu da mizacı sebebiyle tabiat haline getiremediğinden yakınır:

“Bir çâre olursa ancak

Sabr etmesi çâre-i yegâne

Varken bu tabiat ah bende

Bunlar geliyor bana fesane”

Şair manzumesini sona erdirirken annesi için dua niyâzında bulunur.Okuyucularından bir fatiha ister ve şiirini bitirir:

“Ey kâri-i lütufkâr senden

Bir fâtihâdır niyâzım ancak”

Hüseyin Kâmil; tamamen ferdî, sade, samimi bir dille, annesine olan sevgisini, onu kaybetmenin üzüntüsünü ve onun yokluğundaki acılarını anlattığı Validem, ister istemez benzer bir hissiyatla şiirler yazan başka bir şairi, Ahmet Haşim’i hatıra getirmektedir. Hüseyin Kamil’den bir sonraki nesle mensub olan Ahmet Haşim, Validem’in yayımlandığı 1905 yılında şiirleri edebiyat dergilerinde bir kaç yıldır yayımlanmakta olan genç bir şairdir ve ‘Şi’r-i Kamer’leri üzerinde çalışmaktadır. Acaba Hüseyin Kamil’in Validem’ini okumuş mudur? Kesin olarak bilmemekle beraber o yıllarda yayımlanan kitapların azlığını göz önünde bulundurarak bunun muhtemel olduğunu söyleyebiliriz. Aynı şekilde, 1921 ‘de vefat etmiş olan Hüseyin Kamil’in Ahmet Haşim’in ‘Şi’r-i Kamer’lerini okumuş olması ihtimali de söz konusu edilebilir.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir