30 Mart Perşembe 2017
Ana Sayfa / Sorularınız / Terra Cotta Askerleri Gerçekte Gazaba Uğrayıp Taş Kesilmiş Bir Ordu mu
Ödev Soruları

Terra Cotta Askerleri Gerçekte Gazaba Uğrayıp Taş Kesilmiş Bir Ordu mu


Terra Cotta Askerleri Gerçekte Gazaba Uğrayıp Taş Kesilmiş Bir Ordu mu

Titiz ve detaya düşkün Çinliler, tarihî kayıtlarını tutarlarken İmparator Qin Shi Huang döneminin (M.Ö. 259 / M.Ö. 210 ) en önemli olayını acaba neden belgelemediler?

Tarihî kayıtların hiçbirinde yer almayan, söylencesi bile anılardan silinmiş bu eşsiz tarihî zenginlikle ilgili akıllarda pek çok soru oluşmuş durumda. Bu soruların tamamı da çokluk, kusursuzluk ve eşsizlik ile ilgili. Yani şaşırtıcı çoklukta, boyutları gerçek olanla birebir ve biri diğerine asla benzemeyen pişmiş topraktan yapılma binlerce asker…

Çin’in batısındaki eski başkent Xian’da ortaya çıkarılan kilden askerler, bulunduklarında Çin’e adını veren imparator Qin Shi Huang’ın piramit mezarına sessizce eşlik ediyorlardı. Askerlerin ortalama boyları gerçek bir kişiymişçesine 1 metre 80 santim uzunluğundaydı. Zengin bir içeriğe sahip olan bu buluntu grubu, Mısır piramitleriyle boy ölçüşecek denli etkileyiciliği nedeniyle şimdiden dünyanın harikalarından sayılmaktadır.

Tam 2200 yıldır sessizliğini koruyan terra cotta (pişmiş toprak) askerlerin 1974 yılında bulunması Çinli köylüler sayesinde gerçekleşmiştir. Köylülerin su kuyusu açmaya çalışırken rastladıkları seramik parçalarını takip eden uzmanlar, çok geçmeden devasa bir yeraltı ordusuyla karşılaşırlar.

Terra cotta asker ordusunun tek bir kalıpla üretildiği tezi, buluntular üzerinde yapılan çalışmalar ilerledikçe çürütülmüştür. Kazılar yoğunlaştıkça arkeologlar şaşkınlıklarını gizleyemediklerini itiraf etmişlerdir. Sanki denetlenmeye hazır canlı bir ordu, sessiz bir disiplin hâliyle beklemektedir. Her biri ayrı bir yüz ifadesi, değişik saç modelleri ve farklı rütbelerine göre giysiler içinde bulunan askerlerin yanı sıra, memurlar, okçular, atlar, arabalar ve hayvanlar da bu kalabalık taşlaşmış gösterinin bir parçasıdır.

Sanki İmparator Qin Shi Huang’ın kenti gazaba uğrayıp “taş kesilmiş” gibidir.

1976 da yapılan ikinci keşif kazısında altmış dört bin metre karelik alanda, altmışın üzerinde savaş arabası ve bin dört yüz asker daha gün ışığına çıkarılmıştır. Bu gruptaki askerlerin de, ilk çıkarılanlarda olduğu gibi, yüz ifadeleri, beden ölçüleri ve giysilerindeki detayların canlılıkları şaşırtıcıdır.

1980’deki kazı ise diğer ikisine göre daha küçük bir alanda gerçekleştirilmiştir. Ama buluntular yine aynı oranda dikkat çekicidir. Savaş arabaları, komutan rütbesindeki altı adet subay heykeli ve silahlar…

Böyle bir buluntuyla karşılaşınca insanın aklına ister istemez, “İmparator Qin Shi Huang’ı böyle bir ordu kurmaya iten dürtü neydi?” sorusu geliyor.

Sağlığındayken çok kereler uğradığı suikastlar nedeniyle yaşadığı korku, onda öldükten sonra bile korunmak dürtüsü yaratmış olabilir miydi?

Qin Shi Huang’ın, yaşarken maiyetindekilere söylediği gibi, bir saray dolusu insan ve ordusu ile birlikte öte âleme gitme dileği düşünülünce, belki de bu kilden ordu için bambaşka yanıtlar düşünülmelidir. Çin tarihinin müsrif, acımasız, kitapları ve bilim adamlarını yakan imparatoru olarak tanınan Qin Shu Huang, aynı zamanda ölümsüzlük takıntısı olan biridir. Tarihî kayıtlarda ölümsüzlük otunu bulmaları için askerlerine uzun ve zorlu deniz yolculukları yaptırdığı belirtilmiştir. Böylesi bir ruh hâlinin ölümden sonraki yaşamı için her şeyin tam ve mükemmel olmasını arzuladığı, güvenliği için hiç kaygılanmak istemediği bellidir.

Elbette varsayımların hiçbiri böyle bir buluntu karşısında tam anlamıyla bir yanıt oluşturamıyor. Bu nedenle, Xian’daki Qin Shi Huang’ın askerlerinin bulunduğu kazı alanını ziyaret edenler kuşku, hayret, hayranlık duyguları ve akla hücum eden binlerce soru ile dolaşmaktadırlar. Kazılar hâlâ devam etmekteyse de imparatorun mezarına henüz sıra gelmemiştir. Çevresinde de beş yüzün üzerinde irili ufaklı mezar bulunan Qin Shi Huang’ın piramit mezarı, 56 kilometrelik bir alanı kaplar ve 75 metre yüksekliğindedir.

Çin kayıtlarında terra cotta askerler hakkında hiçbir ize rastlanmamıştır ama imparatorun mezarı ile ilgili bilgiler oldukça detaylıdır. Örneğin bu piramit mezarın adeta bir saray olduğundan bahsedilmektedir. Bu devasa mezar salonlar, kuleler, kameriyeler ve pek çok heykelden oluşmuştur. Kemerli tavanı yıldız resimleri, yan duvarlar ise Çin haritasıyla bezenmiştir. Tabutunun içinin oldukça kıymetli mücevherat ve değerli taşlarla süslendiği anlatılmıştır. On üç yaşında tahta geçen Qin Shi Huang’ın on binlerce işçi çalıştırarak inşa ettirdiği bu yeraltı sarayının içinde son derece özenli bir çalışma göze çarpar. Bu özenli, kılı kırk yaran çalışmanın kırk yıl kadar sürdüğü belirtilir.

Masallarda, efsanelerde insanlara kızdığı zaman onları taşa çevirerek cezalandıran “tanrılardan” söz edilir. Qin Shi Huang’ın kendini tanrı yerine koyup koymadığını bilemiyoruz. Eğer taşa çevirme gücüne sahip olsaydı kendisine hizmet edenleri taşa çevirir miydi? Onun kişiliği ile ilgili yazılanlara bakacak olursak, belki de hiç tereddütsüz “evet” dememiz gerekebilir.

Bu babanın oğlu da en az babası kadar zalimdir. Babasının ölümünden sonra, hizmet etmesi için üç bin kadını diri diri gömdürmüştür.

Tarihin gerçeküstü siması olan mitolojiler, efsaneler sadece ejderhalar, uçan insanlar, denizkızları vs. ile sınırlı değildir. Yeryüzü kitaplığında taş kesilen insan ve hayvan hikâyelerine de bolca rastlanır. Manisa’daki ağlayan kaya Niobe’nin ağladığı yerde taş kesilmiş bir kadın olduğu söylenir.    Kızılırmak yakınlarındaki “kızlar sinisi” taş kesilen bir düğün alayının efsanesidir. İskoçya’da, dans edenleri kemanından yayılan müzikle taşa dönüştüren bir müzisyenin efsanesi yüzlerce yıldır anlatılır. Yunan mitolojisindeki Medusa’nın işi, istemeden de olsa, ona bakanları taşa dönüştürmektir. Yazılı belge ya da efsane oluşu hiç fark etmez; insanoğlunun tarihini güç sahibi insanların aşırılıklarının ya da efsanelerde sözü edilen muhayyel tanrıların gazabının şekillendirdiğini görmemek mümkün değil.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir