15 Ocak Pazar 2017
Ana Sayfa / Masal / Testili Teyze Masalı

Testili Teyze Masalı

Testili Teyze Masalı

Biri vardı, biri yoktu. Biri açtı, biri toktu. Aylardan bir ay, günlerden bir gün, eski zamanlarda testili bir teyze vardı. Testili teyze yaşlı bir kadın idi. Onun kendisine ekmek, yiyecek ve giyecek getirecek kimsesi yoktu.

Ancak onun bunun yardımı ile geçimini sağlıyordu.

Bir gün, testili teyze kendisine gidip birşeyler satın almak istedi. Siz şimdi, ‘testili teyze o yaşlılığında ne iş yapabilir? O yaşlı bir kadındır, elinden hiç birşey gelmez’ diyeceksiniz. Ancak testili teyze başını değir­mende ağartmamıştı. Onun başım felek ağartmıştı. O zalimi ve mazlumu tanırdı. Bunun için zalimin birinin evinden bir testi şıra çalmak için yola koyuldu. Güneşin batmasına henüz birkaç saat vardı. Evden çıktı, diğer köyde yaşayan beyin evine doğru yola düştü. Gitti gitti, sonunda bir sopa­ya rastladı. Sopa dedi:

“Testili teyze, nereye gidiyorsun?” Testili teyze dedi:

“Filan köyde, falan beyin evinden şıra çalmağa.” Sopa dedi:

“Teyze, ben de geleyim.” Testili teyze dedi:

”Sen de gel.” Her ikisi yola düştüler. Az gitmiştiler ki, bir akrebe rast­ladılar. Akrep, testili teyzeye selâm verdikten sonra ona iyi dileklerini sun­du ve sordu:

“Testili teyze, uğürlar olsun, nereye gidiyorsun?” Testili teyze dedi:

“Sonu hayırlı olsun. Filan köyde falan beyin evinden şıra çalmağa.” Akrep dedi:

“Teyze, ben de geleyim.” Testili teyze dedi:

“Beyin malı az olmaz, sen de gel!” Bu defa üçü yola düştüler. Gittiler gittiler, sonunda çeşmeli bir yere ulaştılar. Onun yanında da bir kaç ağaç vardı. Hırsızlığa çıkanlar, biraz dinlenmek ve su içmek için ağaçların göl­gesinde oturdular. Bu sırada yanlarına bir karga geldi. Testili teyze ve ar­kadaşlarına selâm verdi, sonra onların keyiflerini sordu. Testili teyzeye yüzünü döndü, dedi:

“Uğurlar olsun! Nereye gidiyorsunuz?” Teyze cevap verdi:

“Sonu hayırlı olsun. Filan köyde falan beyin evinden şıra çalmağa.” Karga bu sözü işitince, dedi:

“Teyze, ben de geleyim.” Teyze yine cevap verdi:

“Haydi, sen de gel!” Dördü yola düştüler. Gittiler gittiler, sonunda bir yılana ulaştılar. Yılan da onlar gibi birlikte yola düştü. Gittiler gittiler, so­nunda günbatımı o köye ulaştılar. Beş yoksul hırsızın en büyüğü testili teyze, onları oturttu ve planlarım anlattı. Herkesin görevi burada belli ol­du. Şöyle karar verdiler: Yılan ocağın başında gizlenecek. Ocaktan biri ateş almak isterse, onu sokacaktı. Sopa kapının önünde bekleyecek. Kim

içeri girip çıkacak olursa, onu vuracaktı. Akrebin görevi ise şuydu: Çak­mak taşlarının arasında gizlenecek. Kim çakmak almak isterse, onu elin­den sokacaktı. Karganın görevi ise, damın üstüne çıkıp, biri, içeri girmek istediğinde, sopaya haber vermekti. Yine biri başını kaldırıp diğerlerine haber vermek için bağıracak olursa, onun ağzına edecekti. Testili teyzenin görevi ise, küpten şırayı çalmaktı. Gece yansı olunca hırsızlar yola düştü­ler. Gittiler gittiler, sonunda beyin evine ulaştılar ve planlannı uyguladı­lar. Beyin hizmetkârlanndan biri bekçi idi. Bekçi, onların şıra çalmasını engellemeye çalışınca, yılan ve akrep onu soktu. Sopa başına vurdu. Kar­ga ağzına etti. Testili teyze de şıraları lıkır lıkır testisine boşalttı.

İşleri bittikten sonra, kaçmağa koyuldular ve sağ selâmet köyün dışına çıktılar. Daha sonra, hep beraber şırayı paylaştılar.

Ancak, o şıra onlara yine bir şey getirmedi; çünki onların memleketi­nin iktisadı iyi değildi ve yine çalmak zorunda kaldılar.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir