? Tevfik Fikret Hemşirem İçin Şiirinin Tahlili | Evvel Cevap
Ana Sayfa / Şiir / Tevfik Fikret Hemşirem İçin Şiirinin İncelemesi Tahlili Açıklaması

Tevfik Fikret Hemşirem İçin Şiirinin İncelemesi Tahlili Açıklaması

Tevfik Fikret Hemşirem İçin Şiirinin İncelemesi

Tevfik Fikret Hemşirem İçin Şiirinin Tahlili

Tevfik Fikret Hemşirem İçin Şiirinin Açıklaması

Hemşirem İçin, Tevfik Fikret’in çok sevdiği kız kardeşi Sıdıka Hanım’ın vefatı sebebiyle, bu vefatın verdiği acı ve öfkeyle yazılmış uzun sayılabilecek bir şiirdir.

Yirmi mısradan oluşan ilk bölümde şair önce, kız kardeşinin ölümünün verdiği acıyı ifade eden mısralara yer verir.

“Biz çocuktuk seni defn eylediler Bî-vefâ kumlara, bî-kayd eller.

O zamandan beri müştâk u zebûn Ne zaman kıbleye dönsem dil-hûn;

Seni bir mahfede pûyan görürüm;

Sonra kumlarda perişan görürüm.”

Sonraki mısralarda şairdeki acı; öfkeye, kine dönüşür. Şair kız kardeşinin öldürüldüğünü düşünmekte ve bu düşünce onu büyük bir öfke seline sürüklemektedir.

(…)

Dinle her nerde isen, her ne isen,

Toz, bulut, ruh, melek, taş ya diken Bunların hepsi giryan edecek Bir cinayet ki bu… cinayet gerçek!

Bir cinayet ki kavânin, edyân Koymamış ismini; lakin vicdân O büyük hâkim, o kanûn-ı mübîn Veriyor hükmünü: Lanet, nefrin!

Tevfik Fikret’in; öfkesini dile getirirken kullandığı ifadeler onun fikir ve inanç bakımından geçirdiği değişimi ifşa eder mahiyettedir. Kız kardeşine her ne isen diye seslenmesi, maddeci bir dünya görüşünü benimsemiş olduğunu ortaya koymaktadır. Dahası kız kardeşinin başına gelen felakete dinlerin ve kanunların isim koymadığını, buna vicdanın hüküm verdiğini söylemesi, kendini din karşısında kayıtsız hissettiğini düşündürmektedir. Tevfik Fikret için dinin yerini vicdan almıştır. Vicdan için kullandığı ‘hakîm’, ‘kanun-ı mübîn’ gibi ifadelerin geleneksel anlatım içinde dinden Kuran-ı Kerim’den bahsedilirken kullanılıyor olması keyfiyeti (din-i mübin, Kur’ân-ı hakîm vb.)düşünüldüğünde Tevfik Fikret’in zihin dünyasında bir yer değiştirmenin gerçekleştiği, yani dinin yerini vicdanın alması hususu iyice kesinlik kazanmaktadır. Şair kendindeki değişimi, kelimelerin bağlamını değiştirmek suretiyle ifade etmiştir. Böylece, ‘Hemşirem İçin’ şiirinin hiç alakası yokmuş gibi görünse de Tevfik Fikret’i Tarih-i Kadim’e götüren yolda önemli bir merhale teşkil ettiği açığa çıkmış olmaktadır.

Şiirde ilk bölümden sonra, beşer mısradan oluşan on üç bölüm daha yer almaktadır. Bu bölümlerden ilk dördü yıldız işareti ile diğerlerinden ayrılmıştır.

Şiirin gerek şekil yapısında gerekse içeriğinde Tevfik Fikret’in diğer birçok şiirinden farklı olarak bir düzensizlik dağınıklık dikkati çekmektedir. Acı içindeki şair, bu acının ve öfkenin sevk-i tabiisiyle içinden geldiği gibi konuşur. Şiirin ilk bölümündeki öfke, sonraki kısımlarda artarak devam eder. Şair kız kardeşi ile ilgili hatıralara çok az yer verir. Daha çok onun çektiği acıları, gördüğü zulmü anlatır; ona kötü muameleyi reva görenlerden, yani kocasından ve ailesinden büyük bir nefretle ve onları suçlayarak bahseder.

Kız kardeşinin acı akıbeti onu kadınlık meselesi üzerinde de düşünmeye sevk

eder:

“Elbet değil nasibi mezellet kadınlığın Elbet değil melekliğin ümmidi zulm u şer,

Elbet sefil olursa kadın alçalır beşer Lâkin bugün hep onlara ait yığın yığın Endişeler, kederler, eziyetler, iğneler!”

Şiir; şairin kız kardeşi Sıdıka Hanım’ın çektiği acılarla, bütün kadınlığın acılarının birleştirildiği mısralarla son bulur:

“Siz toplanın başında bu naş-ı mükerremin Siz, ey kadınlığın ebedi iştikâları,

Ey za’f u zilletin mütevahhiş bükâları Siz toplanın, ve ağlaşalım… Siz bu matemin En doğru, en yakın, en asil âşinaları!

Şiirde, Ahmet Hikmet’in ağabeyi ve Sıdıka Hanım’ın kocası olan Reşit Bey’den ve ailesinden galiz ifadelerle bahsedilmiş olması, Tevfik Fikret’le Ahmet Hikmet arasındaki dostluğa son vermiştir.

Süleyman Nazif, Tevfik Fikret’in ‘Perîi şi’rinin’ “Ehrimen -tıynet ve yalnız kinden mülhem” olduğu şeklindeki kanaatini ispatlamak için Hemşirem İçin şiirini söz konusu eder:

“Rübâb-ı Şikestemde hemşiresine bir mersiyesi vardır. Bunun merhüme validelerine hitap eden ilk altı beytini çıkarınız; elinizde hemşireye mersiye yerine enişteye hicviye kalır.(…)Merhûmenin vefâtında biraderi Tevfik Fikret’e bir tâziyenâme yazmış ve o zaman menfi ve berhayat bulunan pederlerini düşünerek, musibetzede ihtiyarın hâl ü melâline âid bazı teessürler de izhâr etmiştim. Tevfik cevap yerine bana bu mersiyenin kendi el yazısıyla istinsâh edilmiş bir sûretini gönderdi. Fevkalade müteesir olmuş ve merhümeye daha çok acımıştım. Sonra haber aldım ki hemşiresinin zevcelik hayatı hiç de bedbaht değilmiş. Şairle enişte arasında başka ve dünyevî bazı mesâilden mütevellid ihtilaf ve garazın bu süretle intikamı alınmak istenmiş. Zaten kendi de itiraf ediyor: Merhümenin teehhülünden evvel de Tevfik Fikret eniştesini sevmezmiş. Ve hatta izdivacın vukuuna olmak istemiş. Mersiyesindeki Ben yıkmak istedim yapılırken bu medfeni / Lâkin hata bırakmadı… sarahati önünde her hakikat, yeni garaz zâhir oluyor.”14

Süleyman Nazif’in verdiği bilgiler; Tevfik Fikret’in iç dünyasındaki huzursuzluğunun, öfkenin ve kinin şiirini nasıl biçimlendirdiğini göstermesi bakımından önemlidir. Daha önce Sis şiirinde İstanbul’a yönelen bu öfke ve kin ‘Hemşirem İçin’şiirinde enişteyi hedef alır çok geçmeden yazılacak olan Tarih-i Kadim şiirinde ise tarih ve onun etrafında bütün kutsal değerlere yönelerek daha da büyüyecektir.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir