? Tevfik Fikret Kocaman Saate Şiirinin Tahlili | Evvel Cevap
Ana Sayfa / Şiir / Tevfik Fikret Kocaman Saate Şiirinin İncelemesi Tahlili

Tevfik Fikret Kocaman Saate Şiirinin İncelemesi Tahlili

Tevfik Fikret Kocaman Saate Şiirinin İncelemesi

Tevfik Fikret Kocaman Saate Şiirinin Tahlili

Bu şiir, hayat karşısında bedbîn olan bir çok sanatçı gibi Tevfik Fikret’in de zaman kavramıyla ilgilendiğini ortaya koyan bir ilk örnek olma özelliği taşımaktadır. Mehmet Kaplan, bu şiir üzerinde dururken Fikret’in daha önceki eserlerinde ‘zaman’ ı ve ‘hayatı’ bir akış halinde anlatan şiirlerin hemen hemen yok gibi olduğunu belirtme ihtiyacı hisseder ve şairin zamana karşı artan alakasını oğlu Haluk büyüdükçe içinde ‘gelecek duygusu’ ve ‘yaşama arzusu’nun büyümesine bağlar. Bu tespite, Tevfik Fikret’in içinde bulunduğu değer buhranının ve huzursuzluğun da söz konusu ilginin ortaya çıkmasında etkili olduğunu ilave etmek mümkündür.

Şiirin bütününde şair, saate hitap ederek konuşur. İlk bölümde saat raks eden bir insan gibi tasavvur edilir. Her saniye, onun raksı sırasındaki adımlarıyla çiğnenen emellerin büyük bir sahasıdır. Zamanın, emelleri sahası olması ve saatin hareketiyle bu sahanın çiğnendiğinin ifade edilmesi; aslında insanın emellerine hiç erişemediğini dile getirmek içindir. Şair, saatte geçmişin hatıralarını yansıtan çizgilerle dolu yorgun bir insan yüzünü de görür. Onun hiç beklemeyen, hep yürüyen ayağının izleri hatıralarla dolu ve yorgun vaziyette alnında uyumaktadır. Böylece zamanın sürekli bir akış halinde bulunması ve zamanın eskiliği dile getirilmiş olmaktadır.

İkinci bölümde, zamanın yok edici, bozucu tesiri anlatılır: Saatin iki parmağı -akrep ve yelkovan-bize gelecekte o esrarengiz çukurda hazır olan yok oluş girdabına düşmüş bütün dünya ömürlerini, o akış selini ima etmektedir. Şairin gelecekle ilgili olarak sadece yok oluşu söz konusu etmesi önemlidir.

Üçüncü bölümde saat, can çekişen bir insan hayaliyle anlatılır. Saatin, her saat başındaki gong sesi, can çekişen bir hastanın çıkardığı hırıltılara benzetilmektedir. Şair saate sorar: “İçin saydığın hayat kederlerine vâkıf mı?” Her saat hayata ait bir keder anlamına gelmektedir.

Şiirin son bölümünde, zamanın akışıyla ilgili menfi değerlendirme nihai noktaya ulaşır. Saatin her çınlayışı bir acı, bir uğursuz darbedir; insana teselli olacak olan sadece ‘son darbe’ yani ölüm anıdır; fakat o da henüz yoktur. Son mısrada gizli bir isyan vardır:

“Bin mâteme bir sûr, o da peyveste memata”



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir