Ana Sayfa / Edebiyat / Yeni Türk Edebiyatı / Türk Çocuk Edebiyatının Genel Özellikleri

Türk Çocuk Edebiyatının Genel Özellikleri

Türk Çocuk Edebiyatının Genel Özellikleri

Türkiye’de Çocuk Edebiyatı

Çocuk Edebiyatı Genel Özellikleri

Türk Çocuk Edebiyatı ve Yazarları

Çocuk, yüzyıllar boyunca bir sınıf olarak değerlendirilmemiştir. 15. yüzyıl­dan itibaren çocukluğun bir ayrı bir sınıf olarak değerlendirilmesi fikri Avrupa’da yavaş yavaş şekillenmeye başlamıştır. Erkek egemen bir yaşam biçimi içerisinde kadın ve çocuk eksik bireyler olarak değerlendirilmişlerdir. Eril sistem, kadının ekonomik hayata adım atmasıyla birlikte gücünü yitirirken kadın ön plana çık­mıştır. Kadının toplumsal hayat içerisinde konumunun farklılaşması beraberinde çocuğun da konumunu ayrıştırmıştır.

Modernleşme süreci, matbaanın etkisi, kadının ekonomik dünyaya adım at­ması ve daha birçok sebep sonrasında çocuk, geleneksel çocukluk anlayışından çıkarılmış ye küçük yetişkin statüsünde birer yatırım aracı konumuna geçmiştir. Modem aile anlayışının yerleşmesiyle birlikte bir yandan çocuğun değeri artar­ken öte taraftan tüketim nesnesi konumunda değerlendirmek suretiyle değersizleştirilmiştir.

Türk toplumu içerisinde çocuğun geleneksel kalıplardan çıkıp bir sınıf sta­tüsünde değerlendirilmesi ise 19. yüzyıldan itibaren gerçekleşmiştir. Modernleş­me sürecinde siyasi ve sosyal hayatta görülen yenilikler aile hayatına da nüfuz etmiş ve kadın ve çocuğun konumu değişmiştir. Sosyal hayatta görülen değişime paralel olarak edebi eserlerde de çocuğun konumu farklılaşmıştır. Dede Korkut hikâyelerinde çocuğun Türk toplum yapısı içerisindeki konumu belirgin bir şe­kilde gözlemlenebilirken İslamiyet’in kabulünden sonra bu etki yitirilmiş ve bu süreç 19. yüzyıla değin gelmiştir. Divan şiiri içinde çocuk daha çok öğüt verilen bir nesne konumundadır, özne değildir. Nabî’nin Hayriyye (1701) adlı eserinde şairin dönemi içerisindeki çocuklara seslendiği ve onlara öğüt verdiğini görmek mümkündür. Divan şairleri arasında bu örnekler arttırılabilmektedir.

Tanzimat Fermanı sonrasında belirgin bir şekilde ortaya çıkan Batılılaşma maceramız içerisinde edebî eserlerde de çocuklara yönelik eserler kaleme alınma­ya başlamıştır. Muallim Naci, Ahmet Mithat Efendi gibi dönemin önemli isimleri çocuklara dönük eserler kaleme almışlardır. Şahika Karaca’nın Türk Edebiyatın­da Çocuk adlı çalışmasında ilk çocuk kitabı olarak Kayserili Doktor Rüşdi’nin Nuhbetü’l Etfal (1858) isimli eserinin zikredildiğini görmekteyiz. Çocuklar için yazılmış olan bu eserde çeşitli hikâyelerin yanı sıra fabl türünde metinler de yer almaktadır.

Tanzimat döneminde çocuklara dönük belirgin bir eser artışı söz konusu de­ğildir. Ancak Batı edebiyatından yapılan tercümeler bu alandaki ilk eserler olarak değerlendirilebilmektedir. Bu tercüme eserlerden sonradır ki ancak telif eserler yavaş yavaş yazılmıştır. Ahmet Mithat Efendi’nin Hace-i Evvel (1870) ve Kıs­sa’dan Hisse (1871) adlı eserleri dönemin ilk çocuk kitapları olarak düşünülebi­lir. Recaizade Mahmut Ekrem’in Tefekkür (1886), Muallim Naci’nin Ömer’in Çocukluğu (1890) Tanzimat döneminin eserlerindendir. Bilinen ilk çocuk dergisi 1869 yılında çıkmaya başlayan ve 49 sayı süren Mümeyyiz adlı dergidir. Sonra­sında Sadakat, Etfal, Arkadaş, Ayine, Bahçe, Çocuklara Mahsus gibi çeşitli çocuk dergi ve gazeteleri yayınlanmıştır. 1876 yılında yayınlanan Arkadaş gazetesini çıkaran Mehmet Şemseddin, çocuk edebiyatını başlı başına bir tür olarak ilk ele alan kişidir aynı zamanda. 1911 yılında İbrahim Alâaddin Gövsa’nın Çocuk Şi­irleri adlı eseri çocuklar için ilk şiir kitabıdır. Daha sonra Ali Ulvi’nin Çocukla­rımıza Neşideler (1912), Tevfik Fikret’in Şermin (1914) adlı eserleri yayınlanır.

I. Meşrutiyet dönemi ile birlikte çocuklara yönelik eser sayısında artış gö­rülmektedir. Ziya Gökalp, Ömer Seyfettin, Mehmet Emin Yurdakul, Ali Ekrem Bolayır, İsmail Hikmet Ertaylan gibi isimlerin çocuklara dönük eserler yazdık­larını görmekteyiz. Bu dönemde milliyetçilik faaliyetlerinin hızlanması ve aile kurumunun yeniden yapılandırılma süreci Türk aile yapısında da ciddi değişim­lere sebep olmuştur. Milli bilincin aile yapısı içerisinde filizleneceği anlayışıyla hareket edilirken ana hedef kadınlar ve çocuklardır. Osmanlı’nın son dönemi ve Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde Milli edebiyat anlayışı içerisinde edebî eserler­de çocuklara dönük eser sayısında artış görülmektedir. Ziya Gökalp, Ömer Sey­fettin ve Halide Edip Adıvar’ın eserlerinde bu süreci görebilmek mümkündür. Ömer Seyfettin hikâyelerinin hiçbirisini çocuklar için özellikle yazmamış olsa da dilinin sadeliği ve vakanın akıcılığı hikâyelerin çocuklar tarafından da yoğun bir şekilde okunmasına ve popülerlik kazanmasına sebep olmuştur. Çocuk edebiyatı ile ilgili olarak bu dönemde önemli çalışmalar yapan isim Ziya Gökalp’tir.

Parçalanan devlet yapışma bağlı olarak geniş aile tipinden çekirdek aile an­layışına geçen Türk toplumu için anne ve baba kadar çocuk da artık önem arz etmektedir. Geleceğe dönük hedeflerin gerçekleşebilmesi ancak ve ancak çocuğa yapılan yatırımla eş değer görüldüğünden çocuk çekirdek aile içerisinde oldukça önemli bir mevkidedir. Bu anlayış edebî eserlere de yansımış ve yazılan eserlerde bu düşünce etrafında eserlerin şekillendiği görülmektedir.

Meşrutiyet’in ilanından sonra çocuk tiyatrosu alanında da çalışmalar gerçek­leştirilmiştir. Özellikle II. Meşrutiyet sonrasında çocukların tiyatro yolu ile eği­tilmesi fikri belirgin bir şekilde kendisini göstermektedir. Tiyatronun bu dönem­de okullarda ders olarak okutulduğunu da görmek mümkündür. Çocuk tiyatrosu alanındaki asıl ilerleme Cumhuriyetin ilanından sonra başlar. Muhsin Ertuğrul 1935-36 yıllarında çocuk tiyatrosunun kurulmasına öncülük ederken M. Kemal Küçük’ün Çocuklara îlk Tiyatro Dersi adlı oyun sahnelenen ilk çocuk oyunudur.

Cumhuriyetin ilanıyla birlikte çocuk edebiyatı alanında yazılmış olan eser­lerin sayısında artış görülmektedir. Özellikle yeni kurulan devletin milli bilinç ve duyarlılık içerisinde yetişecek genç nesillere ihtiyacı bulunmaktadır ki bunu sağlayacak olan da çocuklar için yazılacak eserlerdir. Abdullah Ziya Kozanoğlu, Halide Edip, Yakup Kadri, Reşat Nuri gibi isimlerin eserleri doğrudan çocukları hedef almasa da dönem içerisinde çocuklar üzerinde de etkili metinler olarak öne çıkmaktadırlar. 1925 yılında M. Zekeriya Sertel Sevimli Mecmua adıyla çocuklar için bir dergi yayınlamıştır. 1926 ile 1935 yıllan arasında etkili olan bir başka der­gi ise Gürbüz Türk Çocuğu adlı dergidir. Mahmut Yesari’nin Bağrıyanık Ömer (1930) adlı eseri ilk çocuk romanlarındandır.

Çocuk edebiyatındaki bir diğer sıçrama noktası ise Kemalettin Tuğcu’nun yazmış olduğu eserlerdir. Okuyucu kitlesi olarak kendisine çocuklan seçen Ke­malettin Tuğcu, yayınladığı birçok eserle çocuk edebiyatına önemli katkıda bu­lunmuştur. Sonraki süreçte, Cahit Uçuk, Gülten Dayıoğlu, Yücel Feyzioğlu, Gök­han Akçiçek, Muzaffer İzgü, Mustafa Ruhi Şirin gibi isimler çocuk edebiyatını bugüne taşıyan önemli kalemler olarak karşımıza çıkmaktadırlar.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir