Uçan Daireler Kitap Özeti

Uçan Daireler Kitap Özeti

 Tahsin Yücel’in hikâye kitabı (1954) • Konularını çoğunlukla Elbistan’ın yoksul cahil halk hayatından alan, bir kısmında Güney-Doğu Anadolu ağzının ve deyimlerinin kullanıldığı onbeş hikâyenin birincisi, kitaba adını veriyor ve gerçekle düş çatışmasını işliyor: Küçük memur Kâmuran, gazetede Uçan Daireler haberi üzerine, daire’lerin geldiği mutlu ülkeyi düşünür, dalar, işine bu yüzden geç kalır: Gene hayatın gerçekleriyle karşı karşıyadır. Hayale yer bırakmayan hayatın acı gerçekleri, ikinci hikâyeyle beraber peş peşe sökün eder:
Vatandaşın Sesi’nde kendisine en iyi yayın aracı olarak umumî helâları seçmiş, helâ duvarlarına cinsel iştahları değil, toplumsal ve ciddi dertleri yazmayı âdet edinmiş bir sanatçı, bu merakının nedenlerini anlatır. Fonguraf’ta hamal Yasin, bir yaz akşamı parasız, aç eve döndüğünde karısından, hayatının tek avuntusu, eski gramofonu ister: Onu satmaktan başka çaresi kalmamıştır. Ötegeçe (Elbistan’ın bir mahallesi) Çocukları’nda, bu çocuklardan birinin yurt sevgi ve özlemleri dile gelir. Şampanya’da İlyas, eski sevgilisi Saime’nin doğum yıldönümüne gelmiştir; zenginlikler ve şampanyalar ortasında, büyük şehirde bozulmuş bir Saime bulur. Dolma delisidir zabıt kâtibi Musa; en sevdiği yemektir, dilinden düşürmediği kelimedir dolma. Musa işini bırakır; ekmeğini dolma satarak kazanacaktır; fakat pısırıklığı dolma diye bağırmasına engel olur; yavaş sesle bile söyleyemez bu kelimeyi. Bir adamın eğlencesi olur; karanlık çökmüştür; boşalmış parkta neden sonra tepsiyi alır ve havaya kaldırıp denize doğru üç defa, dolma diye bağırır. Besleme hikâyesinde ırgat Süleyman hastalanınca karısı Huriye, bir doktor yanına hizmetçi girmiştir; asıl hayatı, güzel hayatı orada görür. İnce Sanat’ta evlenmeyi meslek edinmiş Kel Hüsne ile dul Hüseyin’in evlenmeleri; Dert Çok, Hemdert Yok’ta yazarın ortaokulda yoksul yalnızlık yılları anlatılıyor. Bit İlâcı’nda odasının içi sinek, koynu bit dolu Kevser Kız, evi ilâçlamaya gelen delikanlıdan kendisine de DDT sıkmasını ister, don gömlek soyunmuştur, sırsıklam olur. Zehirden öleceği korkusuyla anası ve mahalle kadınları telâş içindedirler, Kevser kurtulur. Sinema hikâyesinde baba evinden kaçmış bir kız, bir zenginin metresi olur; dertli baba, aldığı haberle kahırlı, oğluyla meyhaneye gider. Yürek Sızlatan Pazarlık’ta açlık, kör ana Ahüzar Bacı’yı, on ikisinde kızı Elif’i fuhşun koynuna atmak zorunda bırakmıştır. Yeni gelen iki delikanlının, Bacı’ya elli kuruş vererek kızcağızı götürmeleriyle sonuçlanır Pazarlık. Babuşka hikâyesi yirmi yaşında evlenmiş Mariçka’nın, kendisini bırakıp gitmiş kocasını beklemekle geçen kırk yılın acılarını dillendirir. Son hikâyede üç çocuklu, gözleri sancılı bir kadın, bir ay önce para kazanmaya Çukurova’ya gitmiş, ne haberini aldığı, ne adresini bildiği kocasına Mektup yazdırır, perişanlığını yakınır. • Derin bir karamsarlıkla dolu hikâyeler içinde Fonguraf, Dolma, Pazarlık ve Mektup; yazarın başarı çizgileri üstün, unutulmayacak hikâyeleridir.


BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ