23 Ocak Pazartesi 2017
Ana Sayfa / Türküler / Urfanın Etrafı Dumanlı Dağlar Türküsünün Hikayesi Sözleri Notaları

Urfanın Etrafı Dumanlı Dağlar Türküsünün Hikayesi Sözleri Notaları

Urfanın Etrafı Dumanlı Dağlar Türküsünün Hikayesi Sözleri Notaları

Urfanın Etrafı Dumanlı Dağlar Türküsünün Hikayesi 

Yöresi: Şanlıurfa

Yüreği yanık bir babanın, çok sevdiği, ciğerparesi evladının ölümü üzerine yaktığı bir türküdür.

Her ortamda “Urfa’lı” olduğunu söyleyen ve Urfa’yı çok sevdiği için plaklarında isminin başına mutlaka “Urfalı” diye yazdıran değerli bir ses sanatçısı, bestekar ve sinema oyuncusu merhum Cemil Cankat 1913 yılında Urfa’da doğmuş 1976 yılında vefat etmiştir. Çevresindekilerin teşviki ile 19 yaşında “Pencereden kar geliyor”, “Çiçekler renk renk olur” adlı ilk plağım doldurur. Sesi çok beğenilir ve yıllar içerisinde 300 civarında plak yapar. Plakları yurt içi ve bilhassa Arap ülkelerinde sevilerek dinlenir. Yurt içinde, Suriye’nin Halep ve Şam şehirlerinde olmak üzere yurtdışında konserler verir.

Cemil Cankat, kara kaşlı, kara gözlü ve alnına kadar inen saçları ile tam bir Urfalı delikanlısıdır. Bu yakışıklılığı bir çok film yapımcının dikkatini çeker. Birçok filmde kendisine rol verilir. Köroğlu, Yara, Harman Akıncılar, Kılıbıklar, Keloğlan, Çıldırtan Baba rol aldığı filmlerdir. Bir çok Arap filminin dublajım yapmış ve birçok filmlerde türküleri, uzun havaları kullanılmıştır.

Cemil Cankat, ses sanatçılığının yanında bestekardır da. Plağa okuduğu eserlerin çoğunu kendisi bestelemiştir. Oğlunun ifade ettiğine göre, bir olay karşısında anında beste yaparmış. “Mezarımı taştan 03nın” filminin çekimi sırasında “Gitti canımın cananı” türküsünü bestelemiştir.

“Urfa’nın etrafı dumanlı dağlar” türküsünün öyküsünü oğlu Ahmet Cankat, şöyle anlatmaktadır. ‘ Babam Cemil Cankat, annem Mintehe ile evlenir. İlk çocukları İbrahim dünyaya gelir. İbrahim, kara kaşlı, kara gözlü, güzeller güzeli sevimli bir çocuktur. Yüzü adeta ay parçasıdır. Annesi, çocuğa göz değmesin diye oğlunu gelen gidenden adeta saklar. Babası da oğlunu çok sever, eve geldiğinde onunla eğlenir, oynar. İbrahim, evin neşe kaynağıdır. İbrahim iki yaşına geldiğinde her ne olursa olur, hastalanır. Ateşler içinde kıvranır ve havale geçir. Hemen hastaneye ulaştırırlar, fakat yapılan tedaviler sonuç vermez ve İbrahim ölür. Babam, çok sevdiği oğlunun ölümünden çok etkilenir, günlerce yemeden içmeden kesilir. Oğluna özlemini dile getirmek üzere Urfa’nın etrafı dumanlı dağlar, ciğerim yanıyor aney gözlerim ağlar” türküsünü besteler ve kendi adıyla plağa okur. Babamın bu eserini daha sonra ben de plağa okudum. “

Bazı türkülerde halk kendi yaşantısının, sıkıntılarının acılarının, özlemlerinin izlerini bulur. Söz konusu bu türküler halk tarafından çok sevilir. İşte halkın benimsediği bu türküler için zaman zaman birden fazla öykü de anlatılır. “Mamoş”, “Neriman”,”Abdo Bey”, “Mezar arasında” gibi birçok türkünün öyküleri, değişik yörelerde, değişik öykülerle anlatılır. Bu husus halk türkülerinde sık sık rastlanan bir durumdur.

“Urfa’nın etrafı dumanlı dağlar” türküsü de çok sevildiği için halk arasında birden fazla öyküsü ortaya çıkmıştır. Bu türkü ile ilgili anlatılan bir başka öykü de şöyledir.

Kel Hamza Şenses (1904-1939) saz çalması ve okuması çok güzel olan, Urfalı ünlü bir ses sanatkârıdır.

Hamza Şenses “Hanım” adında dayısı kızıyla evlenir. Türkan, Hayriye ve Zeliha isminde üç kızları olur. Bir bahar günü anneleri, çocuklarını yanma alarak kıra gider, şen şakrak oynamakta olan Türkan ayağı kayıp düşer ve kafası kırılır. Hastaneye getirdiklerinde, düşmenin şiddetiyle kafatasının çatladığı ve beyin kanaması geçirdiği anlaşır. O zamanın imkanlarına göre Urfa’da tedavisi mümkün olmaz. Babası, neyi var neyi yoksa satıp, Urfa dışında birçok yere götürürse de kızının derdine çare bulunmaz. Talihsiz Türkan, kafatası kırık olarak 7 yıl çile çekerek yaşar.

Kızı için varını yoğunu harcayan Hamza Şenses, çalışıp para kazanmak için Gaziantep’e gider. Doktora göstermek için kızı Türkan’ı da yanında götürür. Kızını bir yakının evine bırakıp program yapmak üzere gazinoya gider. Gazinoda program yaptığı sırada, kendisine bir haber gelir. “Kızın ağırlaştı, çabuk gel”. Maddi sıkıntı içinde bulunan Hamza “şimdi nasıl geleyim, anlaşma yapmışım, sahneye çıkmam lazım, yoksa işime son veriler, programım bitsin geleyim” der. Programım kısa sürede bitirip eve koşar. Eve vardığında, kızının vefat ettiğini öğrenir. O anda bütün dünyası kararır. Herkesi odadan çıkarır, yerde yatan kızının üzerine kapanıp ağlar, gömleğini parçalar, feryat eder. “Urfa’nın etrafı dumanlı dağlar, ciğerim yanıyor aney gözlerim ağlar” bestesini orada kızının üstüne yapar.

Bu olay üzerine Hazma Şenses de çok yaşamaz. Kızı öldükten sonra içkiye düşer, içine kapanık, dalgın biri olur. 1939 yılının bir kış gününde, 35 yaşındayken, Nacar Pazarı’nın üstündeki Çardaklı Kahve’den düşüp ölür.

Birden çok öykü de anlatılsa, bu türkü, yüreği evlat hasreti ile yanan bir babanın, evladının ölümü üzerine yaktığı bu türküdür. Halk tarafından çok sevilmiş dilden dile söylenerek günümüze kadar gelmiştir.

Urfanın Etrafı Dumanlı Dağlar Türküsünün  Sözleri 

Urfa dağlarında gezer bir ceylan

Yavrusunu kayıbetmiş ağlıyor yaman

Yârimin derdine bulmadım derman

Gezme ceylan bu dağlarda seni avlarlar

Anandan babandan yârdan ayrı koyarlar

*************

Ceylan senin gibi yüreğim yare

Cihanda derdime (aney) bulmadım çâre Kimselerim yoktur söylesin yâre

Urfanın Etrafı Dumanlı Dağlar Türküsünün Notaları

Urfanın Etrafı Dumanlı Dağlar Türküsünün Notası

 


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir