23 Ocak Pazartesi 2017
Ana Sayfa / Edebiyat / Yeni Türk Edebiyatı / Üstkurmacanın Özellikleri ve Tarihsel Gelişimi Hakkında Bilgi

Üstkurmacanın Özellikleri ve Tarihsel Gelişimi Hakkında Bilgi

Üstkurmacanın Özellikleri ve Tarihsel Gelişimi Hakkında Bilgi 

Üstkurmacanın Özellikleri 

Üstkurmaca Nedir

Roman, kurmaca bir dünyadır. Üstkurmaca ise bir nevi roman dünyası ile gerçek dünya arasındaki katman, metnin kurgusal olduğunu afişe eden her türlü uygulama, Postmodem romanlarda kullanılan, “Postmodemizm’in ana kurgu tekniği” (Ecevit, 2002: 56) dir. Batı dillerindeki ifadesiyle “metafiction”dır.

Realist ve Naturalist romanlarda romanda anlatılanların gerçek olduğunun ısrarla altı çizilir ve okuyucu bu konuda ikna edilmeye çalışılırdı. Postmodern romanlarda ise böyle bir çaba görülmez, bilhassa romanın kurgusallığma vur­gu yapılır. Romanın oluşum süreci ve problemleri çeşitli şekillerde okuyucunun okuduğu romanda anlatılır; okur da bu sürece dahil edilir. Romanm kurgusal ol­duğunu ifşa etmek bazı tekniklerin kullanılmasıyla olur: “Çerçeveli hikâye anlatı yapılan, kurgu içinde kurgu sunulması, romanın roman yazan ya da okuyan bir kişi hakkında olması, yazarın romanın içinde bir karakter olması, yazann kurgu­sal karakterlerle ilişki içinde olması, yazann açıkça kendini göstermesi, yazılan roman hakkında yorum yapması, hayali yazarlann biyografilerinin sunulması, bir kurgusal eserde olduklarının bilincinde olan ve bunu anlatan karakterler, karak­terin insani özelliklerini kaybetmesi, bir roman karakterinden beklenilen şeyleri yapmayan karakterler, gösterişli tipografik deneyler, okurun açıkça metne dâhil edilmesi, fazla sistemleştirilmiş ya da fazla keyfi düzenlenmiş yapısal araçlar, belirli geleneklerin incelenerek romanın amaçlan doğrusunda farklı biçimlerde kullanması, belirli kurgusal geleneklerin sürekli çökertilmesi, başlangıçtan sona çizgisel olmayan farklı bir düzen içinde devam eden anlatılar, anlatıda uzamsal ve zamansal kopuş, parodik çiftler, betimleyici isimler, kendini yansıtan imgeler, metinlerarası göndermeler, popüler türlerin kullanılması.” (Karabostan, 2006: 15) Hemen her Postmodem romanda bu tekniklerin biri ya da birkaçı kullanıl­mıştır. Yazarlar bu tekniklerden herhangi birini kullanabileceği gibi başka özgün yollarla da romanm kurgusal bir tür olduğunu ifşa edebilirler. Bu durumda da yine üstkurmacadan bahsedebiliriz. Çerçeve bir terim olarak kullanılan üstkur- maca, bir nevi, “metnin oluşumunu metnin konusu haline getiren uygulamalar bütünü” (Yaprak, 2013: 260) dür.

Postmodemizm, Modemizm’in uzantısıdır. Ondaki uygulamaları değişti­rerek farklılığını ortaya koyar. Üstkurmaca da bu uygulamalardan biridir. Yani üstkurmaca, Postmodem romanlardan önce de -farklı niyetlerle olsa da- kulla­nılan bir tekniktir. Postmodem romancılar, bu uygulamalar bütününü sistematize ederek onu belirginleştirmişlerdir. Şöyle ki: “Chaucer’m Canterbury Hikâyele­ri’ni çerçevelendirmesi, Shakespeare’in oyun içinde oyunları, 17. ve 18. yüzyıl romanında mektup formunun kullanımı, Richardson ve Fielding’in roman akışını kesip araya giren anlatıcıları, hepsi bir anlamda üstkurmacanın öncüleri olarak görülebilir. Laurence Steme’in Tristram Shandy ve Jane Austen’in Northanger Abbey romanlarının komik oluşlarının temel nedenlerinin açıkça parodik oluş­larından kaynaklandığı, bu nedenle de üstkurmacanın ilk örneklerinden olduğu kabul edilir.” (Karabostan, 2006: 10) Yani eski eserlerde de üstkurmaca vardı. Ancak daha önce dediğimiz gibi “farklı niyetlerle” kullanılmışlardı. Bu niyet far­kını şu şekilde izah edelim: Dikkat edilecek olursa üstkurmaca teknikleri arasında saydığımız “yazarın açıkça kendini göstermesi” aslmda Romantik romanlarda sıklıkla karşımıza çıkan bir uygulamalardır. Bizdeki en belirgin örneği Ahmet Mithat’ın “ey okuyucu” seslenişidir. “Ey okuyucu” dendiğine göre, okunan şey bir kitap, bize seslenen de bir yazardır. Postmodem romancı bu seslenişi alır ve değiştirir (parodisini yapar). Ahmet Mithat’ın “ey okuyucu” şeklindeki sesle­nişindeki amaç ısrarcı bir biçimde romanm kurgusallığını vurgulamak değildir. Romantizm’in de en önemli özelliklerinden olan “eserin yazarının ön plana çıka- rılması”dır. Yani eskiden okur, “ey okuyucu” seslenişini okuduğunda, muhatabın kendisi olduğunu ve seslenişin “gerçek Ahmet Mithat”tan geldiğini düşünürdü. Halbuki, kurmaca bir dünya olan roman dünyasında hiçbir “gerçek” kişi yoktur. “Ey okuyucu” diye seslenen de yine kurmaca bir yazardır.

Bunu anlatmak ve örneklemek ister gibi, Orhan Pamuk birkaç romanında “Orhan Pamuk’u” romanm içine koyar ve okurun inanmayacağım bildiği halde, romandaki kişilerle yaşadığı anılan anlatır, onların arkadaşı olur. Ahmet Mithat’a karşılık, Orhan Pamuk’un Kara Kitap’mda da “ey okuyucu” seslenişi vardır; ancak burada seslenen kişi “gerçek Orhan Pamuk” değil, okuyu­cunun okumakta olduğu romanm yazan (!) olduğunu ifade eden bir karakterdir: Galip.

“Okuyucu, ey okuyucu, baştan beri anlatıcıyla kahramanlan, köşe yazılarıy­la, ölaylann anlatıldığı sayfalan pek de başanlı olamadan da olsa, titizlikle birbi­rinden ayırmaya çalıştığım kitabımın bu noktasında, yani senin de belki farket- tiğin onca iyi niyetli çabadan sonra, izin ver de şu satırlan dizgiciye yollamadan önce bir kere olsun araya gireyim.” (Pamuk, 1999: 418)

Sonuç olarak bu üstkurmaca uygulamasının kökeninde, Romantik roman­larda “yazarın kendi kişiliğini belli etmesi”nin etkisinin olduğunu söyleyebiliriz. Zaten “[karakteristik özellikleri itibariyle romantizme benzeyen postmödemist estetikte, kurmaca dünyayı üstkurmaca düzlemine taşımada romantik ekol, temel itki yapmıştır. „…Bu ekol yazarlarının özellikle uyguladığı bir yöntem olduğu için edebiyat biliminde “romantik ironi” olarak anılan kurmacaya karşı mesafe ilkesi, metafictionun tarihsel temelidir.” (Işıksalan, 2007: 429)

Benzer bir “niyet farkını” Yakup Kadri’nin “Yaban” romanından da örnek­leyebiliriz. Yaban romanmda anlatılan olayların bir günlükte yazdığının söylen­mesi, Yakup Kadri’nin, okurun anlatılanların gerçek olduğunu düşünmesini iste- mesindendir. Benzer bir durum Orhan Pamuk’un “Beyaz Kale” adlı romanmda da vardır. Orhan Pamuk’un bir önceki romanının bir karakteri arşivde bir yazma bulmuştur. Okuduğumuz roman, bu yazmanın kahraman tarafından günümüz di­line aktarılmasından ibarettir. Ancak bu romanda anlatılanlar o kadar gerçek dı­şıdır ki okur ne böyle bir yazma ne de böyle “bulunma” olmadığının farkındadır. Orhan Pamuk, Realist Naturalist romanlardaki “anlatılanların bir belgeye dayan­dırılması” uygulamasının parodisini yaparak onu değiştirmiş ve uygulamayı bir üstkurmaca uygulaması haline getirmiştir.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir