Ana Sayfa / Kitap Özetleri / Vidalar Kitap Özeti

Vidalar Kitap Özeti

Sulhi Dölek’in Sabahattin Ali Öykü Ödülü’nü kazanan kitabı (1983) • İçinde, ince bir alay ve acı bir mizahla beslenen on sekiz hikâye var. Vidalar: Hikâyenin kahramanı ilkin halının saçakları arasında küçük bir vida bulur. Ardından evde her yerde vidalar bulmaya başlar. Elektrik süpürgesi arıza yapınca, torbasını açar, içinden bir yığın vida çıkar. Fakat bunların nereden düştüklerini öğrenemez. Bütün araç gereçlerin bozulacağından korkar. Giderek sinirleri bozulur. Bir daha dönmemek üzere evden kaçar.
Şahane Tatil: Hapishanede bir koğuşta kalanlar ortaklaşa aldıkları bir gazetenin ikramiyeyi kuponlarını biriktirirler. Gazete kurada kazanan okurunu bedava yaz tatiline göndereceğini duyurmuştur. Mahpuslar aralarında bir önseçim yaparlar. Kuponlar gazeteye seçilenin adıyla postalanır. Gazete kurada onun kazandığını açıklar. Fakat adamcağız altı yıl sekiz aya hükümlüdür. Tatil armağanı ise paraya çevrilemediği gibi, ertelenmesi de olanaksızdır. Masa: Memurun birine çalıştığı yerde eski, büyük, güzel bir masa verirler. Bu yüzden memur kendini müdür gibi görür. Oysa masaya yaraşmayan küçük bir memurdur. Bundan çok tedirgin olur. Çelik masayı parçalayarak ufaltmaya, yok etmeye girişir, ama başaramaz. Sinirleri bozulur, işe gitmez, günlerce eve kapanır. İşyerinden gelecek korkulu haberi bekler. Yazardan Satılık: Artık okunmayan eski bir yazar notları ile bitmemiş hikâyelerini ve roman taslaklarını satmayı düşünür. Sonra vazgeçerek 22 parça çeşitli eşyasını satılığa çıkarır. Gazeteye duyuru verir, ama bir tek alıcı gelir. O da eşyaları beğenmez. Bunun üzerine, yazar daktilosunun başına oturup yeniden yazmaya başlar. Deprem Yardımı: Bir felâketzede deprem yardım sandığını açar. İçinden gereksiz birtakım eski kitaplar çıkar. İlgililerden bir görevli durumu araştırmaya gelir. Deprem yardımı eşyayı il merkezinde bir mağazada bulur. On Birinci Pedro: Bir operasyon sırasında mahallenin delisi, polis şefinin boynuna sarılıp öpmeye başlar. Bundan yararlanan sanıklardan biri kaçar. Oysa şef telsizle on bir kişinin yakalandığını bildirmiştir. Açığı kapatmak için, geceleyin çöpleri karıştıran Pedro Gomez’i tutup götürür. Kurtarmaz: Sinirli, dengesiz bir adam bu özelliğini çevresindeki delilerden edindiği kanısındadır. Girdiği hiçbir işte dikiş tutturamaz. Sonunda bir şirkette sürücülük işi bulur. Ehliyet alması için sağlık muayenesinden geçer. Asabiye yerine yanlışlıkla satın alma servisine girer. Yumurta ihalesinde açık eksiltmeye katılır. Fiyatı iyice düşürür. Tüccarlar “Kurtarmaz” diye gülüşürler. Yarı Saydam: İş arayan bir adam bir handa yanlış odalara girip çıkar. Her birinde garip şeyler görür. Sonunda aradığı odayı bulur. İçerisi leş gibi kokmakta, masada yaşlı, miyop gözlü biri oturmaktadır. Adam onunla konuşur ama bir türlü meram anlatamaz. İyilik Perisi: İyilik Perisi sokakta yoksul bir çocuğa yanaşır, selâm verir. Birlikte bir giyimevine giderler. Bir şişman adam çocuğu çağırır. Giysilerini çıkarmasını söyler. Dükkâncı yeni giysiler getirerek ona giydirir. Çocuk sevinir. Adam parasını öder ve çocuğa giysiyi çıkarmasını buyurur. Dükkâncıya, “Yaşça bizimki daha küçüktür, ama boyları falan aynı.” der. Giysiyi paketletip götürür. Çocuk şaşakalır. Ah Vah Ekibi: Birkaç kişi bir yardım ekibi kurarlar. Hayvan yemi satan Şakir’in dükkânı yanınca, oraya koşar, ah vah ederek onu avuturlar. Bu böylece sürer. Sonunda, Naciye Hanım’ın kızı birine kaçar. Ekip yardıma gider. Kaçıranın hırsız, sapık, uğursuz biri olabileceğini öne sürerek ah vah ederler. Kadının tepesi atar. Evde kapkacak ne bulursa üstlerine savurur. Adamlar kaçarlar. Az sonra da ekip dağılır. Bu Kentte Kalınmaz: Adam günlerce iş arar, ama bulamaz. Gazetede bir duyuru yayımlar. Oturduğu evi bir hafta içinde değişik peşinatlarla kiraya verir. Elinde epeyce para birikir. Son gelen kiracıyı tanıyamaz, oysa bu ev sahibidir. Üstelik, yanında da adamları vardır. Tıpkı Anlattığım Gibi Oldu: Beş kadın haftanın beş günü bir evde toplanır, konken oynar, konuşur, tartışır, bazan da dövüşürler. Nitekim, Rezzan Hanımın evinde kavgaya tutuşurlar. Gürültüden rahatsız olan komşular kapıcı Recep’i çağırırlar. Recep içeri girer. Bağırır, ama kadınların hiçbiri duymaz. Bunun üzerine, bir gazeteyi yakarak masanın yeşil örtüsünün saçaklarını tutuşturur. “Yangın var!” diye bağırınca, kadınlar koşuşur, birbirini çiğneyerek dışarı kaçarlar. Görünmeyen Adam: Muayeneye gelen hasta çoraplarını çıkarır, fakat doktor ayağını göremez. Adam soyunur. Hiçbir yeri görünmemektedir. Doktor şaşırıp düşünür. Hastaya, “Varlığınızla yokluğunuz bir,” der. “Çevrenizle, başka insanların sorunlarıyla ilgilenmez olmuşsunuz. Üstelik, öylesine herkes gibisiniz ki, hiçbir özelliğiniz kalmamış. Böylelikle varlık nedeniniz ortadan kalkmış.” Yazmıyorum İşte: Adam çok unutkandır. Bu yüzden, karşılaştığı her şey için not tutar. Yanından geçerken üstüne çamur sıçratan bir taksi için de not alırken, şoför gelir ve onu bir güzel döver. Daha bunun gibi başına bir sürü belâ gelir. Elimizden Geleni Yaptık: –Hastayı cami avlusunda bitkin bulurlar. Doktora götürürler. Kaymakam ilgilenir. Gazeteciler gelir. Fakat adam konuşamaz. Ancak sorulara işaretle evet ya da hayır der. Sonunda, odacı hastanın beş gündür aç olduğunu anlar. Bir tas çorba getirdiğinde adam ölmüştür. Kaymakam gazetecilere, “Biz elimizden geleni yaptık.” der. Çözüm: Trafiğin pek sıkışık olduğu bir gün otobüse binen bir turist, sürücüye nereden geçeceğini sorar. Şoför sinirlenir, yolcuyu paylar. Tartışma sövüşmeye dönüşür. Sürücü, yolcuları tanık göstermek amacıyla arabayı karakola doğru çevirir. Yolcular imdat kolunu çekerek arka kapıdan inip kaçarlar. Otobüste turistle sürücüden başka kimse kalmaz. Onlar da barışır ve söyleşmeye, dertleşmeye başlarlar. Kavga: Kafayı iyice bulan bir müşteri, birahanenin videosunda şarkı söyleyen kadına laf atar. Bundan ötürü kavga çıkar. Müşteriler birbirine girer, ortalığı kırıp geçirirler. Polis gelir, hepsini toparlayıp götürür. Herkesin gözü morarmış, dudağı patlamıştır. Fakat yüzlerde bir rahatlık, bir mutluluk görülmektedir. Gündelik Karabasanlarım: Bu hikâyede vesveseli bir kişinin günlük yaşamındaki sıradan olaylara olağanüstü anlamlar, yorumlar vererek çektiği gereksiz korkular anlatılır.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir