? Yağma Kitap Özeti | Evvel Cevap
Ana Sayfa / Kitap Özetleri / Yağma Kitap Özeti

Yağma Kitap Özeti

Yağma Kitap Özeti

Adnan Özyalçıner’in hikâye kitabı (1971) • On üç hikâye. Baştaki “kitap üstüne birkaç söz”de, yabancı bir şehre gelmiş bir gezginden söz açılır: Gezgin, geceyi bir otelde geçirir, dinlenir, ertesi gün şehri dolaşmaya çıkar ve şehrin gündelik hayatı içinde, halkın alışkanlıklar yüzünden göremez oldukları çelişik durumların farkına varır. Sonra, ardında en küçük bir iz, tek bir söz bırakmadan şehri bırakır gider. Yazara bu kitaptaki hikâyeleri yazdıran sebep, işte o gezginin suskunluğuna dayanamayışı, bu biraz da kaçaklıkmış gibi gelen sessizliğe başkaldırmak gerektiğine inanışı olmuştur.
Yağma kitabı, o gezginin gözünden bir şehrin öyküsünü, o öyküden belirgin birkaç çizgiyi anlatıyor: “Her gün hepimizin bir şeyler yağmaladığı ve her gün hepimizin bir şeylerinin yağmalandığı bir şehrin öyküsüdür bu.” On üç parçadan Sur Kapılarında hikâyesinde gezgin, surdaki bir gedikten şehre girince bir dilenciyle karşılaşır; onun ağzından, sur dipleri halkının, şehrin kuruluşuna geçmiş, karşılığı ödenmemiş emeklerini öğrenir. Kitaba adını vermiş, ikinci hikâye Yağma’da, akşam vakti çoğalan yağmurda, bir ayağı sakat yoksul bir adam, dolmuş kâhyalığına itiliverir; şimdi genel yağmaya elinden geldiğince o da katılacaktır. Gökyüzünde Ayaklanma’da kızgın güneş altında gün boyu satamadığı, pörsümeye, sönmeye başlamış balonları, boş bir arsada tutuşturup göğe salıveren bir baloncu vardır. Çarşı, Kapalıçarşı’nın tanımı ve dolaylı yergisi. Olaysız bir parça olan Davul’dan sonra, düzyazı şiir: Burjuva Ölüleri çiçeklerle gömülür. Bir ailenin cenaze arabasında yaptığı Pazar Gezintisi güneşli başlar, yağmurlu biter. Mis Gibi Anadol bir eşya piyangosunun en büyük ikramiyesidir; ortalarda garip bir sirk hayvanı gibi dolaştırılır; bir kadın: “İkibuçuk liraya Anadol!” diye bağırarak bilet satar. Biz Yargılılar Franz Kafka’nın çok kısa hikâyelerine benzer bir deneme hikâye alegori, iki adımda tükeniveren bir odada kısıtlı bir adamı anlatıyor; yargıç da, yargılı da odur, ölümünü özgürce seçecektir. Kitabın şiirli, somut en güzel hikâyelerinden Bozkır’da bir yataklı vagon yolcusu bir bozkırda trenden iner, bir kahveye oturur; trenci böyle yolculara içerlemektedir. Saray Artığı Bahçede hikâyesinde, yoksul evleri göz hapsine almış tepede bir saraydan söz edilir. Halk, saraya karşı ayaklanır, şehri boşaltır. Yönetilecek tek yoksul kalmayınca, yöneticiler birbirlerine girerler, böylece saray da boşalır. Şehri boşaltanlar o zaman tekrar şehre dönerler. Sis, şehri birdenbire basan bir sisin tasviri, Tevfik Fikret’in sis şiirinin agrandismanı gibidir. Bir iskeleden kalkan bir vapura doluşmuş, ayrı iki dünya insanlarının zenginlik, yoksulluk, sınıf farklarını vurgular. • Özyalçıner, bu eseriyle 1972 Türk Dil Kurumu Hikâye Ödülü’nü kazandı.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir