26 Mart Pazar 2017
Ana Sayfa / Kitap Özetleri / Yaşadıktan Sonra Kitap Özeti

Yaşadıktan Sonra Kitap Özeti


Yaşadıktan  Sonra Kitap Özeti

Tahsin Yücel’in hikâye kitabı (1969)

• İçindeki yedi hikâyeden ilki Önü başlığını taşıyor: Yoksul, küçük Memedali, giyimli çocukları gördükçe o çocukların isimleri kendi ismi olsaydı o zenginlikler kendinin olurdu sanısındadır. Bir gün mantardan zehirlenmiş ölüler arasında bir köylü kadının kendi oğlu Memedali’yi aradığını, bulunca da adını haykırarak dövündüğünü görür.Yaşadıktan Sonra
Çocuk için artık bütün Memedali’ler ölmüştür. İkinci hikâye, Yaşadıktan Sonra, iki ihtiyarın, Karadede ile Yarpızlı’nın sessiz ve çok eski dostlukları üzerine kurulur; Karadede’nin sonraki hayatında yorumlanabilen, yorumlanamayan değişmelerini belirtir. Öteyaşama, anılarının ağırlığını, kendini bambaşka bir kişilikle göstermeyi başarmakla hafifleten, giyiniş biçiminden ve büyük çantasından dolayı Ebe diye adlandırılan bir ortaokul Fransızca öğretmeninin gizli iç dünyasını araştırır, intiharını hazırlayan sebeplere ulaşır. Ötesi hikâyesinde Döndü bacı ile Nevruz bacı arasında yılların dostluğu bir kavga yüzünden bozulmuştur. Nevruz bacının bir tarihte Döndü’den aldığı beş lira bir borcu Nevruz, kendi getirip eliyle vermediği için, inatçı iki kadın arasındaki gerginlik korkunçlaşır. Sonunda Nevruz bacının beddua ve nispetlerine dayanamayan, ailesine peş peşe gelen felâketlerden perişan, Döndü’nün oğlu Mustafa, Nevruz’un büyük oğluyla bir torununu vurarak kaçar, üç hafta sonra yakalanırsa da, teslim olmadığı için vurulur. Ceset kasabaya getirilip, Döndü’nün evine bırakılmıştır ki, Nevruz bacı çıkagelir: Döndü’lerin evi önünde küfürler savurmakta, alacağını istemekte ve torunları evin pencerelerini taşlamaktadır. Döndü bacı, ölü oğlunun baş ucundan ayrılır, kapıyı kapatmaya gelir, fistanını çıkarıp Nevruz bacının suratına doğru fırlatır, sonra üzerinde ne varsa soyunur, karşılarında boynu bükük, çırçıplak öylece durur. Bir deri bir kemiktir. Bebekler hikâyesinde iki Meryem’den biri ninedir, biri beş yaşında torun. Kalabalık bir aile içinde bir köşeye itilmiş, birbirlerine can yoldaşı olmuşlardır. Büyük ağabey, bir gün, aralarındaki dayanışmayı öğrenip biriktirdikleri bozuk paraları gizlice çalınca, küçük Meryem ninesinden şüphelenir, kopar, ona düşman olur, zulmetmeye başlar. Nine, en çok küçük Meryem’in vefasızlığıyla yıkılmış yenik, çok geçmeden ölür. Altıncı hikâye Cuma’da gitmiş, otuz yıldır gelmemiş kaçakçı kocasını Tanrıdan geri isteyen, bu dileğini her ayın üç perşembesi Memedali’ye yazdırıp cumaları Cahan ırmağına bırakan Lemde bacı, Tanrı’ya sonuncu yakarışında kâğıda “dayanamıyorum artık, gelmeyecekse belli et.” diye yazdırır. Memedali o cuma, boy aptesi almak üzere kıyıda soyunmuştur ki, Lemde bacının suda batıp çıkan başını görür. O gece gördüğü rüyanın da etkisi mi diye sormuş, Memedali de “Evet, geldim!” demişti. • Sonu, kitabın son hikâyesidir. Hikâye değil de uzun bir kuyrukta ilerleme üzerine bir alegori, felsefî bir deneme denebilir. • Sonu bir yana, altı hikâyede olaylar yazarın doğum yeri olan Elbistan’da geçiyor. Altısında da olaylar, dikkatli yorumlara bağlanmış; arka plan ve olayları hazırlayan nedenler üzerinde büyük bir başarıyla durulmuştur.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir