22 Ocak Pazar 2017
Ana Sayfa / Edebiyat / Yeni Türk Edebiyatı / Yeni Tarihselcilik Kuramı Hakkında Bilgi

Yeni Tarihselcilik Kuramı Hakkında Bilgi

Yeni Tarihselcilik Kuramı Hakkında Bilgi 

Yeni Tarihselcilik Kuramının Temsilcileri

Yeni Tarihselcilik Kuramı Nedir

Yeni Tarihselcilik Kuramının Genel Özellikleri

Yeni tarihselcilik, son dönem eleştiri akımlarından biri olarak, 1980’lerin başında Stephen Greenblatt tarafından eleştiri alanına tanıtılmıştır. Yeni tarih­selcilik kuramını kısaca “aynı tarihsel döneme ait yazınsal ve yazınsal olmayan metinlerin paralel okunuşuna dayanan bir eleştiri yöntemi olarak” (Oppermann, 2006:116) tanımlamak mümkündür. Yeni tarihselcilik, yazınsal metinlere ayrıca­lık tanınmasını reddeden bir eleştiri akımı olarak gündeme gelmiştir. Yazınsalın ön plana alındığı, tarihselin de arka planda olduğu eleştirel yaklaşımlar yerine, bu akım hem yazınsal hem de tarihsel metinlere eş değer ağırlık tanınmasını ve birbirleriyle olan etkileşimlerinin ve yansımalarının incelenmesini savunur. (Op­permann, 2006: 16) Kuramın doğru anlaşılması, modemden postmodem çağa geçildikten sonra değişen gerçeklik, tarihçilik anlayışı ve geçmişin değerlendiri­lişi ile yakından ilişkilidir. Zira “postmodem dönem içerisinde, XIX. yüzyıldaki tarih anlayışının canlandırılmasının yanı sıra geçmişin değerlendirilmesi ve ye­niden yorumlanması, tarihi, bir biçimler repertuarı olarak algılayıp bu repertuara seçmeci bir yöntemle yaklaşarak oradan gerekenleri alıp yapıştırma (kolaj lama), geçmişe ait plan ve şemaları yeni işler için uyarlama Yeni Tarihselci bakış açısı­nın temelinde yer almaktadır. (Çelik, 2005: 28)

Yeni tarihselciliğin başarılı bir uygulamasını yaptığı doktora çalışmasmda Ebm Özgün’e göre, “[kjökleri antikçağa değin dayandırılan yeni tarihselcilik kuramı, tarihsel metinlerin bir üstanlatı olma konumunu sorgulayarak, yazmsal metinlerle eş değerde ele alınmasını öngörür. Edebî metinlerin edebiyat dışı me­tinlerle değerlendirilmesi de bu anlayışın temelini oluşturduğunu (2012: 353) ifade eder. Yeni tarihselcilik farklı disiplinlerin olanaklarından, farklı doktrinler­den, felsefî ve kuramsal birçok alandan faydalanır:

“Yeni tarihselcilik hareketi kuramsal çerçevesini oluştururken, tarihsel ma­teryalizme, üretici güçler ile üretim ilişkileri arasındaki çelişki ya da diyalekti­ğe ve insani ilişkileri yöneten gizli yasaların varlığına dayalı görüşleriyle “Kari Marx”tan; dilde belirli, kesin, sabit, tutarlı anlamların bulunamayacağım, her şe­yin bir metin ve kurmacadan ibaret olduğunu öne süren ve dolayısıyla belirsizlik­ler taşıdığının altını çizen “yapıbozumcu” yaklaşımdan; tarihin metinselliğine ve hem yazar hem eleştirmenin metne yaklaşım konusunda tarafsız olamayacağım vurgulayan “Edward Said”den; gerçek olarak kabul edilen şeyin zaman aşımına uğradığını ve gerçeğin dünden bugüne şeffaf bir şekilde aktarılamayacağına çün­kü kesin, sabit, özgün, hakiki bir gerçekliğe dolayımsız ulaşmanın bir yolu olma­dığım, tarihin dönemin iktidar yapılarının içinden yazılmış bir bilinç tarafından kaleme alındığım söyleyen “Michel Foucault”dan; tarihin keşfedildiği kadar, icat da edilmiş yazmsal bir yapıt olduğunun ve daima metinleştirilmiş kalıntıların yo­rumlanmasından oluştuğunun altım çizen “Hayden White”tan; geri getirilebilir, eksiksiz ulaşılır bir geçmiş gerçekliğini kabul etmeyen, geçmişten arta kalanların, yorumlar zincirinin bir halkası olarak eklemlendiğini ve sonu gelmez olası tarih­ler yaratıldığım öne süren “Roland Barthes”tan; edebiyatın kendine özgü anlatı biçimlerini kullanarak metnin kendi içinde olan saklı ideolojiyi işlemesi, değiştir­mesi ve dönüştürmesi yolundaki görüşleriyle “Louis Althusser”den; edebiyat-i- deoloji arasındaki güçlü ilişkiye değinen, bir üretim biçimi olarak edebiyatın dış dünyadan, ideolojiden, toplumsal dinamiklerden, çevresel faktörlerden, yerleşik değerlerden, önceki yazılmış metinlerden bağımsız ele alınamayacağım, yapıt­ta ideolojinin kodlanmış verilerinin bulunduğunu ve üretim sürecinde bunların değişime, dönüşüme uğratıldığı yolundaki fikirleriyle “Pierre Macherey”den; ta­rihte maıjinal -ya da ikincil- kalmış öğelere de değinerek, üstkültür – altkültür, ka­non – kanondışı, edebiyat – edebiyatdışı gibi ayrımları ortadan kaldırarak kültürü maddi temeller çerçevesinde açıklayan ve metinlerin üretildikleri maddi koşul­lardan soyutlanamayacağını vurgulayan “kültürel materyalistler”den ilham alır.

1980’lerin başında Amerika Birleşik Devletleri’nde edebiyat eleştirisine al­ternatif olarak ortaya çıkan yeüi tarihselcilik, temel kuşkularım edebiyat ve ta­rih geleneğinin yerleşik sınırlarına çevirir. Yeni tarihselciler, Marksist, feminist, postyapısalcı ve postmodemist düşünürlerin fikirlerinden hareketle, dilin şeffaf bir şekilde hakikati görmeye olanak sağlamayan tavrını öne çıkarıp, kesin, öz, sa­bit gibi kavramların var oluşuna meydan okuyarak kuramsal çerçevelerini gelişti­rirler. Bu eleştiri yaklaşımının 1980’lerin başmda eleştiri dünyasına tanıtılmasına öncülük eden ve Rönesans dönemi metinleri üzerindeki uygulama çalışmalarıyla kurama yön veren kişi Stephen Greenblatt’tır. Yeni tarihselcilik kuramı, kendin­den önce kabul görmüş ve yankı uyandırmış kimi akımlara tepki olarak gündeme gelmiştir. Bunlardan ilki, yeni tarihselciliğin geleneksel tarihselciliğin pozitiviz­minden uzak durma düşüncesiyle hareket etmesidir. Klasik tarihselciliğin ne- den-sonuç ilişkisine, belge ve bilgilere dayanma, mantıksal bir düzen kurma gibi nosyonları, yeni tarihselcilikte sorgulanmaya başlanır. Yeni eleştiri anlayışının şekillendirici tavrına da mesafeli yaklaşan yeni tarihselciler, doğru olanın met­nin içinde aranması gerektiği, eleştirideki amacın eserin kendisine yönelmekle gerçekleşeceği düşüncesine ve yapıtın kendi içindeki unsurları araştırma sahası olarak kullanılmasına karşı çıkarlar. Yeni eleştiri gibi yapısalcı eleştirinin merke­zinde metnin yer almasının yanı sıra, bağlamı göz ardı edişi, yeni tarihselciler ta­rafından kabul edilemez. Onlar metni bağlamından kopararak anlamaya çalışma­nın doğru olmadığı kanaatindedirler. Bununla birlikte her ne kadar yapıbozumcu eleştiri anlayışının pratiklerinden etkilenseler de onların, hem biçimciliğinden hem de örneklerini edebiyat kanonundan seçme eğilimlerine karşı çıkarlar.

Yeni tarihselci bazı araştırmacılar zamanla Marksizmden de uzaklaşırlar; Marksiz- min, parçanın yalnızca bütün içerisinde anlam bulacağı savını kısıtlı bir bakış açısı olarak görürler. Genel bir ifadeyle yeni tarihselciliğin, mutlak gerçek ola­rak onaylanmış ve sorgulanmaksızm kabul görmüş, değişime kapalı, mantıksal bir düzenin hüküm sürdüğü, her türlü özdeşlik ve sabitlik biçimine açık, bilinen ve alışılagelmiş kavramları ve bu anlayışları benimseyen yaklaşımları yadsıyan postyapısalcı ve postmodemist akımların bir yansıması olduğu söylenebilir. Yeni tarihselci yaklaşımın üzerinde durduğu temel dinamikler “metinsellik”, “yaratıcı bilinç ve yorum işi”, “gerçeklik algısının yitimi”, “üst-anlatı olma edimine karşı çıkış (“tarihsel üst-anlatı” ve “edebiyat kanonu” kavramları üzerinden)”, “bağ­lam”, “ideolojik işlev” ve “metinlerarası etkileşim” olarak sıralanabilir.” (Özgün, 2012: 353-354)


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir