15 Ocak Pazar 2017
Ana Sayfa / Atasözleri / Yerin Kulağı Var Atasözünün Hikayesi ve Anlamı
Atasözü ve Deyimler

Yerin Kulağı Var Atasözünün Hikayesi ve Anlamı

Yerin Kulağı Var Atasözünün Anlamı ve Hikayesi Kısaca

Anlamı:

Bir sır, iki kişi arasında gizlice konuşursa bile duyurulur.

Hikayesi:

Vaktiyle Midas adımda bir kral yaşarmış. Bu kralın kafasında hiç çıkarmadığı kocaman bir şapkası varmış. Halk bu şapkanın niye hiç çıkmadığını merak eder, korkudan da araştırmaya çekinirmiş. Şapkanın altında ne olduğunu bir tek Midas’ın berberleri bilirmiş ki, ne yazık ki bu insanlar da sırrı öğrendikten hemen sonra öldü­rülürmüş. Zamanla ülkedeki bütün berberler ölmüş. İnsanlar da berber olmaya korkar olmuşlar zaten.

Kral tez elden bir berberin bulunması için askerlerini göndermiş. Askerler uzun aramalar sonucunda uzak bir köyle, vaktiyle berberlik yapmış, ama bu işi bırakmış birini bulup yaka paça kralın huzuruna çıkarmışlar. Zavallı berber ölüm korkusundan tir tir titriyormuş. Kral bir el işaretiyle odada berberle yalnız kalmış. Kaşlarını çatarak, “Bana bak, biraz sonra bir sırrımı öğreneceksin. Bunu dünya üzerin­de senden ve benden başka bilen olmayacak. Eğer birine söylersen kendine ölümlerden ölüm beğen! Şimdiye kadar öğrenenlerin hepsi öldü. Senden başka berber yok diye canını bağışlı­yorum. Ama ola ki, birine bir şey dersen hiç acımam haberin olsun” demiş.

Berber neredeyse korkudan altına edecek­miş. Kafasını korkuyla eğerken “Emriniz başı­mın üzerine, efendim” demiş, kekeleyerek sırrını kimseye açmayacağına dair türlü türlü yeminler etmiş. Kral derin bir nefes alıp şapkasını çıkarmış ki o da ne? Kralın kafasının her iki yanında eşek kulağı kadar koca koca kulaklar sallanmıyor mu? Berber şaşkınlık içinde Midas’ı tıraş etmiş. Böylece aradan günler geçmiş. Adam, Midas’ın berberliğini yapmaya devam etmiş. Sırrı kimseciklere söylememiş ama içi de içini yiyormuş doğrusu. Bir gün saraydan çıkınca kendini daha fazla tutamayacağını anlamış. Bir dağ başına çıkıp kimsenin olmadığı bir yerde sun ifşa etmeye karar vermiş.

Yol üzerinde bir kuyuya denk gelmiş. “Midas’ın kulakları eşek kulaklarımı! Midas’ın  kulakları eşek kulaklarımı!” diye kuyunun içine bütün gücüyle haykırmış. Rahatlamış rahatlamasına ama hiç tahmin etmediği bir şey olmuş. Kuyunun içinde sesi yankılanarak geri dönmüş. Yankı rüzgârın önüne katılmış, dağlara ulaşmış. O sırada dağ yolunda sürüsüyle eve dönen bir çoban bu yan­kıyı duymuş. Köyüne varınca duyduklarını diğer köylüle­re söylemiş. O ona, bu buna derken büyük sır Midas’ın kulağına kadar ulaşmış. Berberin sonu ne olmuş bilen yok ama Midas’ın kulakları aradan geçen bin yıllara rağmen konuşulmaya devam etmiş.

İşte böyle, iki kişinin bildiği, sır değildir. Duyulmaz sanılan elbet duyulur. Başkasına verilen sır bir kere söylendi mi başını alır gider, âlemin dört bir yanma yayılır, sağır sultana bile ulaşır.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir