21 Ocak Cumartesi 2017
Ana Sayfa / Kitap Özetleri / Yumma Kitap Özeti

Yumma Kitap Özeti

Yumma Kitap Özeti

Nahit Eruz’un hikâye kitabı (1971)

• On bir hikâye. Yazar her hikâyede tipik bir insanın çevre ve iç dünyasını gözler önüne seriyor. İlk hikâyedeki Adato, Edirne’de Karaağaç yolu üzerinde bir meyhane sahibidir; müşterilere karşı otoriter, işinin âşıkı ve eri bir Musevi’dir. İkinci hikâyedeki Yumma Harran ovasında İlle köyünde kızıyla yaşayan genç bir kadındır.

YummaKocası, kumasıyla birlikte Akçakale’de oturmakta, köye ara sıra gelmektedir ya, gene de mutludur Yumma. Orman Bekçisi on iki yıldır Aladağ’ın tepesinde bir göl kenarında oturmaktadır, Kasım ayında bir gün bir otomobille çıkagelen üç erkek ve iki kadına ev sahipliği yapar; bir gün de kadınlardan, hastalık bahane ederek kulübede kalan biri tarafından ayartılır. Mehmet Efendi İstanbul’da ambardan bozma, ışıksız havasız bir salona sıkışmış bir devlet dairesinde hademeye, gece bekçisine yardım eden, dairede yatıp kalkan ve ekmek parası memurlarla iş sahipleri tarafından karşılanan, altmışiki yaşında, bekâr biridir. Kimi kimsesi olmadığı, Cumartesi gecelerini de Zeytinburnu’ndaki kardeşinin evinde değil, Yüksekkaldırım’daki genelevlerden birinde çalışan bir kadının küçücük odasında geçirdiği, ancak ölümünden sonra anlaşılır. Beşinci parça: Sevmiyorum Yağmuru hikâye olmaktan çok, bir kış yağmurunda yoksulluk-refah karşıtlığı üzerine duygulanmalarla oluşan bir düzyazı. İki Dünya hikâyesindeki, başkentin yirmibeş yıllık memuru Hamdi Bey, bir akşam daireden çıktığı vakit, kulaklarında karısıyla çocuklarının dırdırları, zihninde para çıkıştıramadığı ev masrafları saplantısı, aklını oynatıverir. Bozuk Adam içkiye düşkün bir polis memurudur, şikâyet üzerine soruşturma yapmaya gelmiş bir görevliye acılarını, sıkıntılarını anlatır. Gecenin Korkusu’nda Kör Rıza ile karşılaşırız: Yirmi hanelik Çobanbey köyünde bir akşamüstü, demiryolunun on adım ötesindeki Suriye’ye sevkedilmek üzere, canlı hayvan vagonlarında Tatvan taraflarından getirilen, bir kısmı yolda ölmüş sekiz yüz kadar koyunun, vagonlardan boşaltılırken paniğe ve köylüler tarafından yağmaya uğraması karşısında Kör Rıza, yere çöker kalır. Deli gündelik hayatı içinde zararsız akıl hastası bir gencin portresi. Düşük’te Trakya’da Yeniköy bucağında bağ komşusunun genç karısını ayartan Ömer, bucak halkı tarafından “düşük” sayılmış, istenmeyen, tiksinilen adam olmuştur. Ya bu zillete katlanacak, ya da bucağı bırakıp gidecektir. Son hikâyedeki Şeki, Suriye sınırında on beş evli bir köyde yaşayan, kırk yaşlarında iri yarı, kaba ve hoyrat görünüşlü, aslında iyi kalpli bir adamcağızdır. İçinde evlenme özlemi, öne sürülen bahanelerin üstesinden gelir, işsizdir, iş tutar, çok çalışır, para biriktirir, bir küçük ev satın alır. Fakat kafadan biraz noksan olduğu, konuşmasını bilmediği, meramını homurtularla zar zor anlattığı için, onunla evlenmeye razı bir kadın, gene de bulunamayacaktır.


Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir