29 Mart Çarşamba 2017
Ana Sayfa / Kitap Özetleri / Yusuf Akçura Üç Tarz-ı Siyaset Kitabının İncelemesi Ana Fikri Konusu Özeti

Yusuf Akçura Üç Tarz-ı Siyaset Kitabının İncelemesi Ana Fikri Konusu Özeti


Yusuf Akçura Üç Tarz-ı Siyaset Kitabının İncelemesi

Yusuf Akçura Üç Tarz-ı Siyaset Kitabının Ana Fikri

Yusuf Akçura Üç Tarz-ı Siyaset Kitabının Konusu

Yusuf Akçura Üç Tarz-ı Siyaset Kitabının Özeti

Yusuf Akçura’nın kaleme aldığı ‘Üç Tarz-ı Siyaset’, bahsettiği konuları ele alışı itibariyle başarılı bir makaledir. Eser; Rusya’da kaleme alınmış, Mısır’da Abdülhamid istibdâdına karşı savaştığını iddia eden Türk gazetesinin 24- 34. sayıları arasında yayımlanmıştır. Bundan sonra Mısır’da ve İstanbul’da olmak üzere iki kez basılmıştır. İstanbul baskısı 1327 yani 1912 yılındadır.

Kitapta üç konu üzerinde durulmuştur:

  • Bir Osmanlı milleti meydana getirmek
  • Esasını İslamcılıktan alan bir devlet yapısı oluşturmak
  • Türk milliyetçiliği oluşturmak

Yazar; Osmanlıcılık, İslamcılık, Türkçülük diye de adlandırılan bu fikirlerin faydaları, zararları, gelişme aşamaları üzerinde durmuş; bunlardan hangisinin Osmanlı devlet yapısına uygun olduğu üzerine tezler geliştirmiştir. Yazar, bu üç konudan bahsederken bunların her birini ayrı bir bölüm olarak işlemiştir. İlk önce Osmanlılık hakkında yorum yapan Akçura; Osmanlılığın II. Mahmud devrinde başladığını, Abdülmecid devrinde geliştiğini, Ali ve Fuat Paşalar zamanında en iyi duruma geldiğini belirtir. Osmanlılığın önemini yitirmesi ise Batı’da ırka dayalı milliyet anlayışının yayılması ile olur. Yazar, Osmanlılığın faydalarının olduğu gibi zaralarının da olduğunu anlatır. Özellikle, milliyetçilik anlayışının gelişmeye başladığı dönemden itibaren Osmanlı birliği kurmak istemeyi boş bir uğraş olarak görür:

“Zannımca artık Osmanlı milleti meydana getirmekle uğraşmak boş bir yorgunluktur.”

İslamcılığın, Osmanlıcılığın önemini kaybetmesinin Abdülaziz devrinde başladığını söyleyen Akçura, Avrupa siyasetçilerinin buna ‘Panislavizm’dediklerini, Abdülhamid’in de bu fikri, fiilî hale getirdiğini belirtir. İslamcılık da Akçura’ya göre uygulanması zor bir fikri harekettir. Yazar; siyasi ve hukukî alandaki eşitlikler kalkınca Osmanlı içinde düşmanlıkların artacağını, dinle ve mezheplerle ilgili tartışmaların oluşacağını iddia eder. “Abdülhamid’in siyaseti, Müslim ve gayr-i Müslim arasındaki nifak ve zıddiyeti artırdı.”

Türkçülük fikri, onun üzerinde durduğu son bahistir. Türkçülüğün de olumlu ve olumsuz bazı yönlerini değerlendiren Akçura, Türklerin büyük bir kısmının Müslüman olmasının Türk milliyetçiliğinin oluşmasında önemli bir etken olduğunu belirtir. Fakat büyük bir Türk unsuruna sahip olan Rusya’nın, her zaman için buna engel olmak isteyeceğini, özellikle, Müslüman olup Türk olmayan Türkleşmesine imkân bulunmayan toplulukların, Osmanlı’dan ayrılmak isteyebileceğinin göz önünde bulundurulması gerektiğini söyleyen yazar, böylece Türkçülük akımının da doğuracağı olumsuz sonuçları göstermiş olur.

Üç fikri akım hakkında düşüncelerini açıklayan Akçura, bu üçünün de uygulanmasının olumsuz sonuçlara yol açabileceği üzerinde fikirlerini birleştirir. “Osmanlı milleti yaratılması, Osmanlı devleti için faydalara sahipse de gayr-i kâbil-i tatbiktir. Müslümanların veya Türkler’in birleşmesine dönük siyâsetler, Osmanlı devleti hakkında eşit denilebilecek menfaat ve mahzurlar ihtiva etmektedir. Tatbikleri cihetine gelince kolaylıkları ve zorlukları aynı derecede denilebilir.”

Yusuf Akçura; okuyucusuna ‘İslamcılık ve Türkçülük siyâsetlerinden hangisinin uygulanması daha iyidir?’ şeklinde bir soru sorup onları, bu konu hakkında düşünmeye davet eder. Eser bu şekilde sona erer.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir