23 Mart Perşembe 2017
Ana Sayfa / Edebiyat / Yeni Türk Edebiyatı / Ziya Paşa ve Eleştiri

Ziya Paşa ve Eleştiri


Tanzimat Edebiyatında Ziya Paşa ve Eleştiri

Türk Hiciv Edebiyatında Ziya Paşa’nın Yeri

Ziya Paşa ve Eleştiri

Tanzimat Dönemi’nin önde gelen edipleri arasında yer alan Ziya Paşa’nın Türk edebiyatına önemli katkılarından birisi hiciv türünü yeni bir anlayışla ele almasıdır.

Ziya Paşa, klasik edebiyatımızın şetin (azarlamak/sövmek/küfretmek) üs­lubuna dayalı hicvin yerine ağırlıklı olarak zemin (yermek/kınamak/ayıplamak) üslubunu dolaylı yoldan, mizah ile birleştirerek daha etkili, seviyeli, zarif hicvin; Batı edebiyatındaki karşılığı ile satirin ilk ve başarılı örneklerini kaleme almıştır.

Bazı kaside, gazel, Terkib-i Bend ve Tercihi Bendinin yanında düzyazıların­dan Rüya, Arz-ı Hâl, Veraset-i Saltanat-ı Seniyye adlı eserleri, “Harabat Mukad­dimesi” ve Hürriyet gazetesinde neşredilen bazı yazılarında dönemin şahıslarına, sosyal, siyasi, ekonomik vb. hayatına yönelik hiciv örnekleri, doğrudan doğruya ve yoğun şekilde Zafername’de karşımıza çıkar.

Ziya Paşa’nın devlet kademesinde yükselmesinin önünde engel teşkil eden Âli Paşa’yla mücadelesi Mabeyn’de başlamış, sürekli İstanbul’dan/saraydan uzaklaştırılması yüzünden gittikçe artmış ve husumete dönüşmüş neticesinde ise değerli bir hiciv ustasının dolayısıyla Zafermame’nin doğmasına sebep olmuştur.

Zafemame’de, Âli Paşa’nın 1866’da Girit ayaklanması/isyanı sırasındaki tavrım, Girit’e özerklik vererek muzaffer bir eda ile İstanbul’a gelişini anlatan/hicveden Ziya Paşa, Âli Paşa’ya yakınlığı ile bilinen Fuat Paşa, Mustafa Fazıl Paşa, Cevdet Paşa gibi dönemin bürokratlarının isimlerini de eserinde zikretmiştir.

Ziya Paşa, Zafermame’de vücut ve kişilik özelliklerinden ailesine, özel ha­yatından yöneticilik vasıflarına, icraatlarına kadar hemen her konuda Âli Paşa’yı hicvederken aynı zamanda dönemin toplumsal sorunlarını da dile getirmiştir. (Apaydın, 2001:104-244)

Kullanılan hiciv üslubu dışında Zafermame’nm bir başka özelliği/yeniliği şairin kendini gizleyerek üç bölümden oluşan eseri, üç ayrı şahsiyet tarafından yazılmış gibi sunmasıdır. Söz konusu bölümlerden “Kaside” İzmit Mutasarrıfı Bosnalı Fazıl Paşa, ‘Tahmis” Karantina Kâtibi Hayri Efendi (Türk Hayri), “Şerh” ise Zaptiye Müşiri Hüsnü Paşa’nın ağzından yazılmıştır. Gerçek hayatta mevcut olan bu üç şahsın ortak özelliği, Âli Paşa’ya kayıtsız şartsız bağlılıklarıdır.

Ziya Paşa, manzum ve mensur eserlerinde çeşitli vesilelerle örneğin Terkib-i Benerde İslamı/Müslümanlığı gelişmenin önünde engel görenleri:

“İslâm imiş devlete pâ-bend-i terakki

Evvel yoğ idi işbu rivâyet yeni çıktı”

Aynı eserde sosyal ve siyasi hayatta Batı’yı körü körüne taklit edenleri:

“Milliyeti nisyân ederek her işimizde

Efkâr-ı Freng’e teba’iyyet yeni çıktı”

Rüya’da. Âli Paşa’nın çıkarım vatan sevgisinin üzerinde tutmasını, maişet kaygısıyla sadrazamlık mevkiini kaybetmeyi göze alamamasını:

“Evlâd u ıyâl sahibiyim geçineceğim. Esnaflık edemem. îşin ağırlığına nis­petle aczim der-kâr ise de şükrolsun irtikâba dair hareketim görülmedi. Filhakika ben usandım ve çalışıyorum. Hem de mazhar-ı lanet oluyorum. Lâkin hamiyetim bırakmıyor.”

Zafemame’de Âli Paşa’nm muhtariyet karşılığında Girit isyanım kan dök­meden bastırmasının büyük bir zafer şeklinde telakki edilmesini:

“İşte târih-i selef lâzım ise bahs etmek Sath-ı âlemde nice ma’reke geçti gerçek Bunu der müttefiken yerde beşer gökte melek Hak bu kim görmedi âgâz edeli devre felek

Böyle bir feth ü zafer böyle şükûh u iclâl” diyerek hicvetmiştir.

Ziya Paşa’nın şiirinin karakteristik özelliği olan hiciv, edebiyatımızda önem­li bir merhaledir. Sanatkâr, özellikle Zafermame’de klasik hiciv kalıplarının kırılarak/aşılarak kaba, müstehcen anlatımın yerine düzeyli ifadelerle, ince ve yaratıcı zekâya, ifade zarafetine dayalı över gibi görünerek yerme/hicvetme sanatını, iro­niyi, başarıyla uygulamıştır.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir