11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Hisar Yayınları Sayfa 126
“11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 126 Hisar Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Hisar Yayınları Sayfa 126
A. 18. YÜZYIL-19. YÜZYIL FELSEFESİNİN TEMEL PROBLEMLERİ
18. yüzyıl-19. yüzyıl felsefesi bilgi, varlık, siyaset ve ahlak felsefesiyle ilgili felsefe öğretilerinin geliştirildiği bir dönemdir (Şema 4.1). Bilgi felsefesinde empirizm, rasyonalizm ve kritisizm gibi yaklaşımlar öne çıkmıştır. Varlık felsefesinde özellikle materyalizm ve idealizm tartışmaları önemli bir yer tutmuştur. Siyaset felsefesinde birey ve devlet ilişkisi ile ilgili yaklaşımlar geliştirilmiştir. Ahlak felsefesinde ise ödev ahlakı ve yararcı ahlak anlayışı gibi yaklaşımlar öne çıkmıştır.
• Empirizm
18. yüzyıl-19. yüzyıl felsefesinde empirist (deneyci) akımın önemli düşünürlerinden John Locke’a göre bilginin malzemesini oluşturan idelerin/kavramların kaynağı duyular ve deneyimlerdir. İdeler/ kavramlar, dış dünyadaki fiziki varlıkları duyular aracılığıyla deneyimlemenin (dış duyum) ve varlıkların insana ulaşan etkilerini zihinsel faaliyetlerle anlamanın (iç duyum) sonucunda elde edilir. Dış dünya üzerine geliştirilen bütün ideler duyular aracılığıyla oluşur ve dolayısıyla zihinde daha önce duyulardan geçmemiş olan hiçbir şey yoktur.
Locke’a göre zihin üzerine yazılan işaretler başlangıçta birer izlenimdir. Bu izlenimlerden daha sonra zihinde birtakım tasarımlar türetilir ve bu tasarımların çeşitli şekillerde birleştirilmeleriyle daha karmaşık düşünceler oluşturulur. Zihinde duyumlardan kaynaklanmayan hiçbir bilgi yoktur. Locke insan zihninde doğuştan bilgi olmadığını belirtmek için Latince tabula rasa (boş levha) terimini kullanmıştır.
Locke gibi deneyciliğin bir başka önemli ismi olan David Home (Deyvid Huym, 1711-1776) da insan zihninin tüm içeriklerinin duyular ve deney tarafından sağlanan duyusal malzemeye yani algıya indirgenebileceğin! iddia etmiştir.
• Rasyonalizm
Bilginin kaynağı probleminde aklı ve düşünceyi temel alan ve Descartes’la öne çıkan rasyonalist yaklaşımın 18. yüzyıl-19. yüzyıllardaki en büyük temsilcisi Alman düşünür Hegel’dir. Hegel, bilginin elde edilmesinde duyuların ya da deneyimin etkisini reddetmez. Ona göre insan önce bir nesneyi duyuları aracılığıyla algılar ancak algılayan aslında zihindir. İnsan zihni nesne ile ilişkiye geçerek düşünceler geliştirir. Hegel bu düşüncesiyle empirizmin bir şeyin sırf algılandığı için bilindiği yolundaki iddiasının geçerli olmadığını ortaya koymaya çalışır. Ona göre gerçeklik zihinsel yolla, düşünmenin sınırları içinde kalınarak kavranabilir. Kavramak zihinsel süreçlerle oluşur, dolayısıyla bilme süreçleri akıl sayesinde gerçekleşir.
Hegel’e göre felsefe, objelerin akıl ya da düşünme ile görülmesidir. Bunu ancak felsefe başarabilir çünkü objenin (nesnenin) kendisi de süje (özne) gibi akılsaldır. Süje ve obje aynı ilkenin, aynı aklın farklı biçimleridir. Hegel’e göre felsefi düşünme herhangi bir şey üzerinde durup düşünme olmayıp kavramlar sistemini yapıcı ve yaratıcı olarak geliştirmedir. Burada düşünme, yöntemli olarak ilerleyerek, objelerin kavramlarını birbirinden türeterek sonunda “kavramlar zincirini” ortaya koyar. Bu zincirin son halkası “evren kavramadır ve bütün öteki kavramlar bunun altında toplanır. Felsefenin ödevi, evrenin özünü kavramaktır. Kavramak da akılsal bir etkinlik olduğundan Hegel, akıl dışındaki herhangi bir yeti ile bilgi edinmeyi reddeder.
- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
11. Sınıf Hisar Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 126 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.


Yeni Yorum