Ana Sayfa / E-Kurs / Dil ve Anlatım Kazanım Kavrama Testleri / 12. Sınıfların Dil ve Anlatım Kazanım ve Kavrama Testi 26 Soruları ve Cevapları Çöz
E Kurs Soruları ve Cevapları

12. Sınıfların Dil ve Anlatım Kazanım ve Kavrama Testi 26 Soruları ve Cevapları Çöz


12. Sınıfların Dil ve Anlatım Kazanım ve Kavrama Testi 26 Soruları ve Cevapları Çöz

Dünyada iki kelaynak kuşu popülasyonu bilinmektedir. Bunlardan biri Fas’ta biri Birecik’te yaşayan kolonidir. Bu iki koloni mensupları birbirine benzemekle birlikte aralarında yapısal, genetik ve davranışsal farklılıklar bulunmaktadır. Dış etkenlere, kimyasal ilaçlara karşı son derece hassastır Birecik’tekiler. Fas’taki kelaynaklar biraz daha dayanıklı yapıya sahipler.

1. Bu parçadan hareketle kelaynaklarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Dünyada iki kolonisinden birinin Türkiye’de bulunduğu

B) Dünyada sayıları çok az olan bir kuş türü olduğu

C) Fas’ta bulunanlarla Birecik’te bulunanların genetik yapılarının bütünüyle aynı olmadığı

D) Fas’takilerinin daha dayanıklı bir yapıya sahip olduğu

E) İki kolonideki kuşların davranışlarında farklılıklar olduğu

 

 

 

Ayakkabıda ne kadar az dikiş varsa ayaklarının su geçirmezliği o kadar yüksektir. Ayakkabıların goretek kumaş kaplı olması çok önemli. Bu kumaş türü dışarıdan içeriye su geçirmiyor. Bunun yanı sıra içeriden dışarıya ter buharını ileterek ayağın kuru kalmasını da sağlıyor. Ayrıca ayakkabı, bileği mutlaka kavramalı, kaygan zeminde iyi tutunabilmelidir. Tabanı ise yere bastığınızda taşları hissettirmeyecek kadar sert ama yürüyüşünüz için de esnek olmalıdır.

2.Bu parçadan ayakkabılarla ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

A) Yapımında kullanılan goretek kumaş türünün özelliklerine

B) Su geçirgenliğinin dikişleriyle ilgisine

C) Tabanının nasıl olması gerektiğine

D) Bakımının nasıl yapılacağına

E) Ayakları kuru tutmasının neye bağlı olduğuna

İtalya’nın Abbiategrasso kentinde düzenlenen Cittaslow Genel Kurulu’nda Artvin’in Şavşat ilçesine ‟Cittaslow Sertifikası” verildi. Böylece Türkiye’deki ‟Sakin Şehir” sayısı 10’a yükseldi. “Sakin Şehir” ağı, küreselleşmenin getirdiği hıza ve tüketime dayanan, yerleşimleri aynılaşmaya sürükleyen yaşam biçimini, anlayışını değiştirmeyi hedefliyor. Bu sertifika; kimliğini, yerel değerlerini, doğa ve kültür varlıklarını, geleneksel üretim biçimlerini koruyan şehirlere veriliyor.

3. Bu parçaya göre “Sakin Şehir” sertifikası alabilmenin koşulları arasında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

A) Kimliğini koruyabilme

B) Yerel değerlerini yaşatma

C) Doğa ve kültür varlıklarını koruma

D) Üretimi geleneksel biçimleriyle sürdürme

E) Küreselleşmeye karşı olma

Antik Çağda, Biga Yarımadası’nda Kyzikene ile Kaikos arasında kalan bölge Troas adıyla bilinirdi. Troas Bölgesi granit sütunlarıyla ünlenmişti. Günümüzde Çanakkale’nin Ezine ilçesi sınırları içinde kalan bu bölgede taş ocaklarında işlenen granit sütunlar, özellikle yüzyıldan itibaren, Anadolu’da yer alan birçok Roma kentine, imparatorluğun merkezi Roma’ya, Yakındoğu ve Kuzey Afrika kentlerine gönderilirdi.

4. Bu parçada sözü edilen Troas Bölgesiyle ilgili aşağıdakilerde hangisine değinilmemiştir?

A) Antik Çağ’da hangi bölgeler arasında yer aldığına

B) Granit sütunlarıyla ünlü olduğuna

C) Roma İmparatorluğu’nun önemli şehirlerinden biri olduğuna

D) Granit sütunlarının nereden çıkarılıp nerelere gönderildiğine

E) Günümüzde hangi bölgede bulunduğuna

Mutluluk her ne kadar kontrol edilemez bir duygu gibi düşünülse de kişinin beynini ve hayata bakışını bu yönde eğitebileceği kanıtlanmış bir gerçektir. Hepimizin ulaşmaya çalıştığı bu duygu, herkes için farklı anlamlar taşır. Bazısı için mutluluk, sıkı bağları olan bir aile ve iyi arkadaşlıklar, dostluklarken bazıları için başarılı bir kariyer, bir diğeri içinse sağlıklı, rahat bir hayat olabilir.

5. Bu parçayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

A) Mutlulukla ilgili bir kanının yanlış olduğu belirtilmiştir.

B) Kişilerin kendilerini mutlu olma yönünde eğitebilmesinin mümkün olduğu söylenmiştir.

C) Mutluluğa insanların farklı anlamlar yüklediği ifade edilmiştir.

D) Mutluluğu ortaya çıkaran etmenlerin kişilere göre farklı olabileceği anlatılmıştır.

E) Mutluluğu yakalamanın bütünüyle insanın kendisine bağlı olduğu savunulmuştur.

 

Su, yaşamın en temel maddelerindendir. Sulak alanlar bu maddenin bütün canlılar için sürekliliğin sağlanmasında temel işleve sahiptir. Bu alanlar suyun kalitesinin korunması, kirliliğinin arıtılmasında önemli görevleri yerine getirir. Bu nedenle hayati öneme sahip sulak alanların korunup yaşatılması gerekir. Sürdürülebilir sağlıklı bir çevre için, insanları da etkileyecek olumsuzlukların yaşanmaması için bu alanlar gerçekten vazgeçilmezler arasındadır.

6. Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?

A) Sulak alanların bütün canlılara su sağladığına

B) Sulak alanların canlılık ve canlı çeşitliliği sağladığına

C) Sulak alanların korunmasının gerekliliğine

D) Sulak alanların suyun kalitesizleşmesini ve kirlenmesini

engellediğine

E) Sulak alanların sağlıklı bir çevre için vazgeçilmez olduğuna

 

Aletlerin çoğalmasıyla, avlanma savunma ve yemek yapma olanakları gelişmiştir. Tohumların ekilme yöntemleri öğrenildikten sonra tarım başlamış ve yerleşik hayata geçilmiştir. Yerleşik hayata geçişle birlikte barınma ve savunma yöntemleri arttırılmıştır. Bu artışla birlikte insan nüfusu da artmıştır. Büyüyen insan topluluklarının ihtiyaçları artınca insanlar, mevsimsel değişiklikleri izlemek yerine değişik saklama ve avlama yöntemleri geliştirmiştir. Muhtemelen bu yöntemlere, “Komşunun sakladığı ürünleri zorla alma” eklenmiş ve savaşlar da buradan çıkmıştır.

7. Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisinin söylenmesi yanlış olur?

A) İnsanoğlu yeni aletle sayesinde sahip olduğu olanakları çoğaltmıştır.

B) İnsanlık tarihindeki gelişmeler birbirini tetikleyerek ilerlemiştir.

C) Yerleşik hayata geçiş, nüfus artışını hızlandırmada önemli bir etken olmuştur.

D) Savaşların temelinde toplumların ihtiyaçlarını karşılamasının olduğu düşünülmektedir.

E) İnsanların çabaları, ihtiyaçlarını gidermede yetersiz kalmıştır.

 

Şiirde dil, düzyazıda olduğundan farklıdır. Örneğin romanın temel ögesi olaydır, tiptir, bir sorundur. Şiirin temel birimi, ögesi ise kelimelerdir. Romancı için dil bir araçtır, şiirde dil hem araç hem de ortamdır. Dil, şiirin bir yerde gövdesi gibidir. Şiirde dil apayrı bir işlevle ortaya çıkar. Kelimeler aynı zamanda duygu, düşünce olur şiiirde. Şiirin dünyası bütünüyle dille, kelimelerle kurulur. Kelimeler şiirde esnekleşir, kendi dünyalarının dışına taşar.

8. Bu parçadan aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

A) Şiirde estetik bir dil kullanma kaygısı olduğuna

B) Şiir dilinin düzyazı diliyle aynı olmadığına

C) Dilin ve kelimelerin şiirin ana unsuru olduğuna

D) Düzyazılarda dilin bir araç işlevi olduğuna

E) Şiirde kelimelerin sınırların dışına çıkacak biçimde kullanıldığına

Test 26  1. B   2. D   3. E   4. C   5. E   6. B   7. E   8. A




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir