Ana Sayfa / Atasözleri / Atasözlerinin Özellikleri Maddeler Halinde
Atasözü ve Deyimler

Atasözlerinin Özellikleri Maddeler Halinde


Atasözlerinin Özellikleri

Bir sözün atasözü olduğunu nasıl anlarız?

Diyelim ki, bir arkadaşınız bir söz uydurdu: “Arkadaşıyla tostunu paylaşmayan kişiye temiz bir sopa atmalı” dedi.

Size de “Bak bu bir atasözü. Bu atanm sözü­nü tutup benimle tostunu paylaşmazsan gece rüyana girer, sana temiz bir sopa atar” dedi.

Siz de yıllarca bunun gerçekten bir atasözü olduğunu sandınız.

Bu sözü söyleyen ata, gece size kâbus olur korkusuyla ne zaman tost alsanız arkadaşınızla paylaştınız. (Biraz safsınız galiba.)

Ama bir gün canınıza tak etti. Arkadaşınızın doğru söyleyip söylemediğini öğrenmek için, bütün tehditlere rağmen onunla son tostunuzu paylaşmadınız.

İşte o gece rüyanızda aksakallı bir dede gör­dünüz. (Bu şahıs sözü geçen ata oluyor.)

Dede elindeki bastonunu kafanıza geçirecek diye akimız çıktı.

Ama dedenin hiç de öyle bir niyeti yoktu. Sadece size dedi ki, “A benim akılsız torunum. Bizim zamanımızda tost mu vardı ki böyle bir laf edelim?”

İşte o anda kafanızda şimşekler çaktı. Arkadaşınızın sizi kandırdığını anladınız.

Ama her zaman bu kadar şanslı olmayabi­lirsiniz. Ya aksakallı dede rüyanıza girip sizi uyarmasaydı?

İşte bu gibi durumlarda kullanmanız için size biraz da atasözlerinin belli başlı özellikle­rinden söz edelim.

1.

Bir atasözünün doğruluğu herkes tarafından kabul edilir.

Atasözlerinin en ilginç özelliklerinden biri budur. Sanki ataların hiç yanılma şansı yok gibi her dedikleri illa doğru kabul edilir.

Halbuki bir ata da “İnsan beşer, kuldur şaşar” demiş. Yani insan kusursuz değildir, dünyada yanılmayan kimse yoktur demek istemiş. Bunu söyleyen atanın başı kel miydi de söylediği dikkate alınmıyor acaba?

Hepsinin doğru olduğu kabul edilse de bazı atasözleri birbiriyle çelişir.

Örneğin, “İyi insan lafı üstüne gelir” ile“İti an, çomağı hazırla” Sözlerinde olduğu gibi…

Herhalde hiçbir atanın kalbi kırılmasın diye ikisi de atasözü olarak kabul edilmiş.

Tabii burada farklı durumların farklı sonuç­ları doğurabileceğini de unutmamak gerek.

2.

Atasözleri kalıplaşmış sözlerdir. Sözcüklerin sırası hiç değişmez, sözcükler eş anlamlıları bile olsa başka sözcüklerle değiştirilemez.

Örneğin, “Elmayı soy da ye, armudu say da ye” atasözünü ele alalım.

Kimse çıkıp da “Kardeşim, ben elmayı sev­mem. Armudu da ağzıma sürmüşlüğüm yoktur. Gelin şu sözü ‘Çileği soy da ye, narı say da ye’ yapalım. Herkes mutlu olsun” diyemez.

Çünkü hem çileğin kabuğu yoktur ki soyul­sun. Hem de narı saymak kolay iş değildir. Ayrıca bu sözü eden atanm da bir bildiği var­dır ki elma, armut demiş. O da bilirdi çilek, nar demeyi.

3.

Atasözleri kısa ve özlü söz öbekleridir. Az sözcükle çok şey anlatırlar.

Örneğin, “Vakit nakittir.”

Hiç üç paragraf süren atasözü olur mu? Elbette olmaz. Bir atasözü üç paragraf sürseydi hem kimsenin akimda kalmazdı hem de insan onu söyleyene kadar karşısmdaki uyuklamaya başlardı.

4.

Atasözleri genellikle sosyal olayları ve tabiat olaylarmı anlatırlar.

Örneğin, “Minareyi çalan kılıfını hazırlar” ya da “Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yak­tırır.”

Görüldüğü gibi atalarımız özel hayatlarını ve ilişkilerini atasözlerine pek karıştırmazlar dı. Aksi hâlde, “Sabah kalktım. Elimi yüzümü yıkadım. Sonra da kahvaltı ettim” ya da “Ali ata bak. Bak Ali bak. Ali ata bak” şeklinde bir sürü atasözümüz olurdu, bunlar da sözlükte yer kaplamaktan başka bir işe yaramazdı.

5.

Atasözleri ahlâk dersi, öğüt verirler, yol gös­terirler.

Örneğin, “Bugünün işini yarma bırakma.”

Üç değil, beş değil, binlerce, milyonlarca ata var tabii. Bu ataların her biri bir önemli olay yaşasa ooo…

Atalarımız ömürleri boyunca birçok olaya şahit olduklarından ve birçok insan da tanıdık­larından hayat konusunda elbette çok çok çok tecrübelilerdir. İşte bu tecrübelerini de bize atasözleriyle aktarmışlardır.

Atalarımız öğütleri tutulsun, sözlerinden çıkılmasın diye de “Atalar sözünü tutmayanı yabana atarlar” yani “ataların yol gösterici öğüt­lerine uymayan toplumdan dışlanır” anlamında biraz tehdit içeren bir atasözü söyleyerek işle­rini sağlama almışlardır. “Ben söyleyeyim de, sen ister yap ister yapma” gibi bir tavır içine girmemişlerdir.

6.

Atasözleri her dilde vardır.

Atasözleri sadece bizim toplumumuza özgü değildir. Bizim söz söyleyen atalarımız olur da el âlemin olmaz mı?

Örneğin, bir Çin atasözü der ki: “Shi fu ling jin men, xiu xing zai ge ren” yani “Hoca kapıyı açar, içeri kendin girersin.”

Hatta bazen öyle olur ki, birden fazla farklı dilde aynı sözcüklerden oluşan atasözleri karşı­mıza çıkar. İşte o zaman insan “Allah Allah! Bu işte bir iş var” der. Ama yine de atasını aşırma­cılıkla suçlayamaz. “Onların atası benimkinden çalmıştır” der.

Bu atalar şimdi yaşasalardı, büyük ihtimalle birbirlerini kaynak belirtmeden eserini kullan­makla itham eder, dava üzerine dava açarlar­dı. En iyisi toprakları bol olsun, huzur içinde yatsmlar.

7.

Atasözleri üretildikleri milletlerin değerlerini yansıtır, insanlarının yaşayışlarıyla ilgili ipuçları taşırlar.

Örneğin, “At at oluncaya kadar sahibi mat olur” sözünü ele alalım. Bu atasözünden anladı­ğımıza göre atalarımız atı eğitir, ata binerlermiş.

Dilimizde mango, kuala, uzay gemisi, ışın kılıcı kelimelerini içeren atasözleri olmamasının temel sebebi budur. Memlekette olmayan şey atasözünde ne gezer?

Görüldüğü gibi atasözleri atalarımızın uzun yıllar süren gözlemlerine, tekrar tekrar deneme­lerine, bilgece düşüncelerine dayanır. İçlerinde bizim için eşsiz öğütler barındırırlar.

Bu özellikleriyle atasözleri dilimizin zen­ginliğidir. Her ne kadar satsan para etmez gibi görünseler de içlerinde binlerce yıllık tarihi­mizi, örfümüzü, âdetimizi, atalarımızın hayat tecrübelerini taşıdıkları için manevi değerleri çok yüksektir.

Atasözleri bir toplumun kültürel hafızasıdır. Atasözleri unutulursa, toplum da alzheimer olur.

O yüzden en güzeli toplumca hafızamızı kaybetmemek için hafıza egzersizleri yapmak, atasözlerini sık sık tekrarlayarak ve kullanarak canlı tutmaktır.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir