Ana Sayfa / Sorularınız / Devasa Nazca Şekilleri Kimler Tarafından Ne Zaman Ne İçin ve Nasıl Yapılmışlardır
Ödev Soruları

Devasa Nazca Şekilleri Kimler Tarafından Ne Zaman Ne İçin ve Nasıl Yapılmışlardır


Devasa Nazca Şekilleri Kimler Tarafından Ne Zaman Ne İçin ve Nasıl Yapılmışlardır

Peru’daki Nazca şekilleri, devasa ölçüleri ile tarihî bilgi ezberimizi bozuyor… Arkeolojik tarih belirleme yöntemi olan C-14’ün bölgenin oluşumu nedeniyle yetersiz kalışı bizleri bilinmez zamanlara sürüklemektedir. Taşlarda, kayalarda ve ağaçlarda en iyi sonuçları veren C-14 metodu bizi Nazca düzlüğünde ne yazık ki bir başımıza bırakır.

60 metre uzunluğunda ve 1,5 kilometre genişliğindeki geometrik formlar; üçgenler, spiraller, trapezoidler… 300 metrelik zig zag boyunlu balıkçıl kuşu, 40 metrekarelik bir alanı kaplayan dev örümcek motifi, kondor, maymun, astronot başlıklı bir insan, 27 metre uzunluğundaki balina ve daha yüzlerce yer resmi… Nazca düzlüğü keşfedildiğinden bu yana konuyla ilgili araştırmacılar, arkeologlar ya da bölgeyi ziyaret eden gezginler tarafından kuş bakışı izlenmektedir. Küçük bir uçakla havalanıldığında yer yer grileşmiş kızılımsı arazinin üzerinde insanı şaşkına çeviren pek çok yer resmine tanıklık edilir.

Senede sadece on beş dakika yağmur suyuyla sulanan Nazca çölünün kaç yüz ya da bin yıllardır bu izleri üzerinde barındırdığı hâlâ anlaşılabilmiş değildir. Son derece kurak olan Nazca çöl bölgesi, grileşmiş sert bir zemine sahip olup, üzerinde yükselen tepeleriyle çorak ve yaşamsız bir gezegeni anımsatır insana. Burada bulunan devasa şekiller kuşbakışı bakıldığında anlaşılabilecek görüntülerdir. Bu bölgeyi ve konuyu araştıranlar yıllardır, “Neden ve kimler yaptı?” diye soruyorlar. Acaba bu ilginç bölgeyi birileri mesaj tahtası olarak mı kullanmıştı? Peki, ama mesajı neden sadece gökyüzünden bakan gözler için bırakmışlardı?

Mesajı alacak olanlar gökyüzünden mi geleceklerdi?  Onlarca hayvan ve bitki ile yüzlerce geometrik form cetvel ve pergelle çizilmişçesine Nazca düzlüğünün çorak zeminini süsler. Kilometrelerce uzanan, sırasında tepelere düzgünce yaslanan, dağların zirvelerini geçerek düzlüğe yayılan şekiller, günlük mantığımıza uygun bir zekânın ürünü gibi durmazlar. Henüz uçağın tümüyle hayatımıza girmediği günlerde, yüzyılın başında biri Perulu iki bilim adamı tarafından fark edilen bu çizgiler, ancak 1939’da Amerikalı Arkeolog Paul Kosok’un gökyüzünden bu şekillerin fotoğraflarını çekmesiyle dünyaca öğrenildi.

1946’da ise Peru’da yaşamını sürdüren mate-matikçi-arkeolog Marie Reiche bu şekillerle ilgili ilk yorumları yaptı. Ona göre bu şekiller astrolojik anlamlar içeriyordu. Ancak daha sonra yapılan çalışmalarda görüldü ki bu sav sadece şekillerin ancak yüzde yirmisi ile ilişkilendiriliyordu, tamamıyla değil. İtalyan arkeolog Guiseppe Orefici ise şekillerin küçükten büyüğe doğru giden bir ölçeklendirme sistemi ile bölgede yaşayan Nazcalılarca yapıldığını öne sürmüştü. İtalyan arkeoloğun savını destekleyen buluntular ise bu çizgilere oldukça yakın olan Nazca topluluğuna aitti. Bölgenin kuzeyinde yapılan kazılarda ortaya çıkarılan dev nekrapol alanı (mezarlık bölge) içinde 30.000 gömüyü barındırır şekilde bulunmuştu.

Nazca topluluğu olarak adlandırılan bu insanların bin yıllık varlığı sırasında bu şekilleri yapmış olacaklarıyla ilgili veriler bulunsa da bu veriler oldukça yetersiz kalıyordu. Onlar sadece kendilerinden çok zaman önce burada bulunan bu çizgileri taklit etmiş, süslemelerinde ve kap kacak bezemelerinde kullanmışlardı. Üstelik İnka uygarlığının içinde eriyip giden bu insanların böyle devasa şeyler yapabilecekleri fikri son derece cılız görünüyordu. Naczalılar ancak tanrılaştırdıkları atalarının taklitçileri olabilirler. Topluluklarının kullandıkları spiral su kuyularının yeryüzünün derinliklerine doğru inen yapısı, onların suyun yaşamsal ve sezgisel yanıyla olan bağlantılarını gözler önüne seriyordu. Ama onlar sadece kendilerince algıladıkları bir mirasın yansıtıcısı olduklarını yaşam standartlarının basitliği ile belli ediyorlardı. Onlar köklü bir kültürü ve inancı yürütmeye çalışanlardı. Şu çok açıktır ki, Nazcalılara ilham veren duygu ve hissedişler salt günübirlik ve yüzeysel inanışlar değildir. Nazca düzlüğüne bakınca bu inanca neden olan bir mirasa sahip oldukları açıkça belli olur.

Peki, Nazca şekillerini kimler, ne zaman, ne için ve nasıl yapmışlardı? Peru’nun güneyindeki çöl bölgesi Nazca düzlüğünde izcilerin bıraktığı izleri anımsatan bu çizgiler, son derece düzgün bir hesap kitap işidir. Bu esrarengiz mükemmel çizgiler Platon’un Atina’da kurduğu akademinin girişindeki “Bu kapıdan içeri geometri bilmeyen girmesin!” yazısını anımsatır insana. Aslında bu ifade insan bilincinin altın oranını, yani evrenle ve onun oluşturduğu mükemmellikle uyum içinde olma hâlini ima eder ve bir bakıma bu imanın insan eliyle yapılmış en güzel ve en eski dışa vurumudur Nazca çizgileri.

Doğrusu bu şekilleri yapanların geometriden fazlasını bildiklerini iddia etmek hiç de yanlış olmaz. Onlar belki de kutsal geometrinin (altın oran) nasıl uygulanacağını biliyorlardı. Günümüze bıraktıkları geometrik mesajlar ve hayvan sembolleri ile bir yolculuğun süreçlerini anlatmaya çalıştılar. Bu süreç tüm canlılığıyla evreni ve dünyayı ilgilendiren bir mesaj niteliği taşıyor olabilir. Bu şekiller uçmanın ve uçakların henüz keşfedilmediği binlerce yıl önce yapılmıştır ama yapanların uçma tekniğini bildikleri izlenimini uyandırmaktadır.

İlkel değil, farklı bir zekânın ve bilincin ürünü olan bu şekillerin diğer gizemli bir tarafı da şekillerden bazılarının o bölgelerde yaşamayan hayvanlara ait oluşudur, mesela maymun gibi. Ve tıpkı NASA’nın uzaya yolladığı dişi ve erkek sembollerinin yanına çizilmiş olan ve doğa-insan bütünlüğünün mesajını veren Leonardo Da Vinci’nin Vitruvius Adamı gibi…




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir