Ders ve Çalışma Kitabı Cevapları TIKLAYINIZ

Sponsorlu Bağlantılar

Liseye Giriş Sınavı Örnek Soruları

Ali Nesin Matematik Köyü

Ana Sayfa / Güncel Konular / Kanserden Korunmanın Yolları Nelerdir

Kanserden Korunmanın Yolları Nelerdir

Sponsorlu Bağlantılar


Kanserden Korunmanın Yolları Nelerdir

İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı, Prof Dr Canfeza Sezgin günümüzün en yaygın hastalıklarından kanser hakkında merak edilen soruları yanıtladı.

Kanserin oluşma nedenlerinin altında ne gibi sorunlar yatıyor?
Kanser gelişimi oldukça karmaşık ve dinamik bir süreç olup; kişinin aileden gelen genleri, beslenme tarzı, alışkanlıkları, hareketsiz kalması, çevresel zararlı kimyasallar, enfeksiyonlar, radyasyon, stres – depresyon gibi duygu durumu bozuklukları bu süreci doğrudan etkilemektedir. Bu da her kişide aynı kanser türünün farklı şekillerde seyretmesine neden olmaktadır.

Kanser tedavisi olmayan bir hastalık mıdır?
Kanser günümüzde gelişmiş tıbbi donanımlar sayesinde daha erken tanınabilmektedir. Meme kanseri, rahim ağzı kanseri, kalın bağırsak kanseri, prostat kanseri ve yoğun sigara tüketenlerde akciğer kanseri için erken tanı-tarama yöntemleri hayat kurtardığı için tavsiye edilmektedir. 30 yıl öncesine baktığımız zaman kalın bağırsak kanseri hastasının ilk tanıdan itibaren yaklaşık 16- 17 kat, myelom ve lösemi hastaları 6-7 kat, meme kanseri hastaları 2 kat daha fazla yaşamaktadır. Erken evre kanserlerde iyileşme şansları daha yüksektir. Önümüzdeki yıllarda ileri evre kanserler diyabet ve hipertansiyon gibi kronik bir hastalık haline gelecektir.

Peki, ileri evrelerde kansere yakalanıp, yenmeyi başaran hastanız var mı?
Birçok meslektaşımın olduğu gibi benim de umut verici sonuçlar aldığım hastalarım oldu. Tedavilere yanıtsız kabul edilen akciğerde 17- 18 cm’lik dev bir kitleye neden olmuş dev hücreli akciğer kanseri, karaciğere sıçrama yapmış ameliyat olamayan pankreas kanseri, karaciğerde çok sayıda sıçrama nedeni ile karaciğer yetmezliğine girmek üzere olan ileri evre kanser hastası, tedavilere yanıtsız ülseratif kolit ve eş zamanlı kronik lenfositer lösemi olan bir hastam kanserden uzak yaşıyorlar. Çok sayıda hastamı yurtdışı veya yurtiçi bilimsel mecralarda vaka sunumu olarak sundum.

Kanserden korunmak için nasıl beslenmesini öneriyorsunuz?
Kanserden korunmada en önemli yaklaşım Akdeniz tipi diyet dediğimiz beslenme şekli. Koyu yeşil- turuncu renkli meyve ve sebzelerin günde en az 5 porsiyon alındığı, hayvansal yağ tüketiminin azaltılıp zeytinyağının tercih edildiği ve et olarak daha çok balığın tercih edildiği bir beslenme faydalıdır. Son çalışmalarda çeşitli tip beslenme yaklaşımları değerlendirildiğinde bitkisel ürünlerin tüketimi yapılan vegan tipi beslenmenin yanı sıra et olarak sadece balık tüketenlerde kanser riskinin daha az olduğu saptandı.

Şeker hastalığının kanseri tetiklediği söylentileri ne derece doğru?
Kanser hücrelerinin metabolizmalarının randımanı düşüktür. Yani normal hücrelerin ürettiği aynı enerjiyi üretmek için çok daha fazla glikoza ihtiyaç duyarlar. Bu kanser hücre metabolizmasının farkından kaynaklanır. Artan glikoz ihtiyacını karşılamak için kanser hücresi yüzeyinde daha fazla glikozu kandan çekip alacak bağlayıcı reseptörler taşır. Eğer basit şeker denilen ağızdan alındığında kanda hızlı bir şeker yükselmesine neden olan şeker tüketimi varsa, normal hücrelerden çok kanser hücreleri bu şekeri hemen alıp metabolizmalarında kullanır. Kompleks şeker dediğimiz kanda daha yavaş ve fizyolojik şeker yüksekliği yapan gıdalar yoğun tüketilmedikçe böyle bir riski yoktur. Kanser hastaları için değil hepimiz için sağlık önerisidir basit şekerli gıdaların tüketilmemesi. Basit şekerlere örnek kola, gazoz gibi şekerli içecekler, şerbetli tatlılar, beyaz un mamülleri, pasta, kek, börek, çörek, bisküvi gibi gıdalardır. Kompleks şekerler tam buğday ekmeği, tam tahıl makarnası, kahverengi pirinç, kuskus, arpa, yulaf, erişte ve kepek gibi tahıl ürünlerinde bulunur. Meyve suyu değil meyvenin tamamı tüketilmelidir.

Sizce fazla kilolar ve kanser arasında bir ilişki var mı?
Şişmanlık yemek borusu, pankreas, kolon ve rektum, meme (menapoz sonrası), endometrium (rahim içi dokusu), böbrek, tiroid ve safra kesesi kanserlerinin görülme riskini arttırıyor. Daha önemlisi kanser tanısından sonra kilo alınması başta meme kanseri olmak üzere bazı kanserlerde tekrarlama ve ölüm riskinde artışa neden oluyor. Son araştırmalar yağ dokusunun meme kanseri kök hücrelerinin tekrar faaliyete geçmesini tetiklediğini gösteriyor.
Bu nedenle kanser tanısı sonrası beslenme, glisemik indeksi düşük gıdaların tüketilmesi, kilo alınmaması ve egzersiz büyük önem taşımaktadır.

Hastalık süresince alkol kullanımı hastalığın sürecini hızlandırır mı?
Alkol genel sağlık yan etkileri için baktığımız zaman tüketimi tavsiye edilmemektedir. Kalp ve damar sağlığı için bazı yararlarının olması tüketim için önerilmesine yeterli değil maalesef. Alkol grup 1 karsi- nojenler sınıfındadır.
Metabolizmalar farklı olduğu için alkolü bırakamayan kadınların günde bir kadehten, erkeklerin de iki kadehten fazla alkol tüketmemeleri gereklidir. Standart bir kadeh alkol dendiği zaman ülkeden ülkeye ölçüsü değişir. Basit olarak 10 ml etanol miktarı bir kadeh alkol kabul edilebilir. Örneğin 100 ml, %5 alkol içeren bir içkinin 200 ml içilmesi bir kadeh içki tüketimine denk gelir. Karbonatlı içecekler ile beraber alınan alkol, tek başına alınan alkole göre kana daha hızlı karışır.

Ruh sağlığı, depresyon gibi manevi etkenler kansere yakalanma riskini arttırıyor mu?
Depresyon tek başına kanser yapmaz ama kanserin tetikleyicilerinden, kolaylaştırıcılarından birisidir. Depresyon, korku ve endişe gibi duygular vücutta önemli hormonal değişiklikler yapar. Sempatik sinir sistemi çalışarak nabız hızlanır, tansiyon artar, böbrek üstü bezinden salınan kortizol ile vücutta su ve tuz tutulur, şeker yükseltilir. Psikolojik bozukluk kısa dönemli olursa vücudu tehlikelere karşı mücadeleye hazırlamada yararlıdır. Fakat uzun süreli olursa bağışıklık sistemi baskılanır ve kanserin erken dönemde yok edilmesi bozulur, kanserin çoğalma hızını arttırır. Ayrıca stresin meme kanseri hücrelerinin kemiğe tutunarak sıçrama (metastaz) yapmasını arttırdığı gösterildi.

Moral önemli diyorsunuz… Öyleyse morali yüksek tutmak için ne öneriyorsunuz?
Bütün insanlar modern hayatın getirdiği acımasız rekabet nedeni ile girdiği strese karşı mücadele teknikleri geliştirmelidir. Egzersiz en basit moral düzenleyicidir. Haftada 5 gün yarımşar saatlik açık hava yürüyüşleri yararlıdır. Psikoterapiler, hobiler (müzik dinleme, kitap okuma, resim yapma gibi), meditasyon, masaj tedavileri yardımcıdır. Omega-3’ den zengin somon, tuna, sardalya ve uskumru gibi balıkların dönüşümlü tüketilmesi, geceleri 35 gram bitter çikolata alınması faydalıdır. B vitaminleri, rhodiola rosea, sarı kantaron, valeryan, papatya, nane, adaçayı, lavanta ve oğulotu gibi doğal bitkisel ürünler de yardımcı destek olarak uygun kişilerde yararlı olabilmektedir. Bazı durumlarda da uygun antidepresan ilaçlar ile beynin bozulan kimyasına daha hızlı müdahale edilmelidir.

Egzersizin kanser sürecinde ne gibi önemi var?
Çalışmalarda düzenli yapılan egzersizin kanda bağışıklık sistemi hücrelerini uyardığı gösterilmiştir. Egzersizin nöroendokrin durum, kan hücrelerinin yapımı, lökosit ölümü, protein sentezi, şeker metabolizması ve antioksidan sistemi düzenleyerek bağışıklık sistemi üzerine etki gösterir. Düzenli yapılan egzersizin, meme kanserli hastalarda bağışıklık sistemini uyardığı, hastanın yaşam kalitesini ve moralini düzelttiği gösterilmiştir. Hastaların yaşam sürelerini de olumlu etkiler. Yoga gibi gevşeme egzersizleri de stresin azaltılmasında yararlı olmaktadır.

Kanserde tıbbi tedavi yanında kullanılan tamamlayıcı yaklaşımlar neler?
Birçok ülkede çeşitli hastalıklarda gerek korunmada gerekse tedavide yardımcı yaklaşımlardan yararlanılmaktadır. Akupunktur, homeopati, müzik tedavisi, sanat tedavisi, dans tedavisi, besin takviyeleri ve beslenme önerileri, masaj, egzersiz gibi yaklaşımlardan kanserde yardımcı tedavi olarak faydalanılmaktadır.

Besin destekleri nasıl fayda sağlıyor?
Bilimsel literatürde doğal ve bitkisel desteklerin yakınmaları azaltma, immun sistemi arttırma, ilaç direncini azaltma, kanser kök hücresini öldürme, anjiyojenezisi baskılama, büyüme sinyalizasyonunu engellemede yararlı olabileceğine dair laboratuar ve klinik çalışmalar var. Bu nedenle seçilmiş bazı doğal bitkisel destekleri kanserin temel tedavisi olarak değil, yardımcı destek tedavisi olarak kullanıyoruz. Zerdeçal ve kanser ile ilgili 679, yeşil çay ve kanser ile ilgili 2084, ginseng ve kanser ile ilişkili 814, kahverengi deniz yosunu bileşenleri ve kanser ile ilişkili 171, meyankökü ve kanser ile ilişkili 307, üzüm çekirdeği ve kabuğu ile kanser hakkında 342 bilimsel makale bulunmaktadır ve giderek artmaktadır.

Kanserde doğal ve bitkisel destekler gelişi güzel kullanılabilir mi?
İnsanlar internet veya çeşitli yerlerden duydukları her ürünü kullanmanın hastalıkları iyileştireceği gibi bir yanlış kanıya kapılıyor. Hele kanser gibi bir konuda doktorlardan yeterli bilgi alamayınca yanlış kanallara yöneliyorlar. Meyankökü ve balık kökenli omega-3 cisplatin ilacı ile, nar, greyfurt, sarı kantaron birçok ilaçla, akıllı ilaçlar birçok bitkisel ürünlerle iletişime giriyor. Meme kanseri hücrelerini birçok bitkisel ürün çoğaltabiliyor. Ginseng, zencefil ve sarımsak gibi ürünler de kan sulandırıcı ilaçların etkisini arttırabiliyor. Alkali destekler akıllı ilaçların etkisini azaltabiliyor. Kanser hastaları doktorlarının bilgisi haricinde destek almamalıdır.

Kök hücre nedir?
Kök hücre, basitçe sonraki nesillerin devamlılığını sağlayan ana hücrelerdir. Bütün organlarımızda bulunan ve organlarımızın ana rahminden itibaren düzgün gelişmesini sağlayan, ne kadar büyüyeceğini, nerede duracağını programlayan normal kök hücrelerinin olduğu saptanmıştır. Kanserin de kök hücresi olduğu son yıllarda saptandı. Kanser kök hücreleri radyoterapi, kemoterapi ve moleküler hedefleyici tedaviler gibi tedavi yaklaşımlarına dirençlidirler, bu tedavilerle ölmezler. Yıllarca uyur durumda olup yıllar sonra aktif hale gelebilirler ve kanserin tekrarlamasından, başka organa sıçramasından sorumludurlar. Kanser kök hücresi öldürülebilirse iyileşme şansı artabilir.

Kanser kök hücresini öldüren doğal ürünler neler?
Kanser kök hücreleri çeşitli doğal – bitkisel ürünlerde bulunan doğal bileşenler tarafından öldürülebil- mektedir. D vitamini, soyada bulunan genistein, yeşil çayda kateşinler, brokolide sülforofan, zerdeçalda curcumin, karabiberde piperin ve çayda tanin isimli doğal bileşenler kanser kök hücrelerini öldürmektedir. Diyette bulunan bu doğal bileşenlerin kanserin tekrarlama riskinin azaltılmasında veya kanser ilaçlarına karşı tümör hücrelerinin dirençli olmasının engellenmesinde yararlı olabileceği düşünülmektedir. Benim de dahil olduğum çeşitli araştırmacılar bu konuda ciddi çalışmalar yürütmektedir. Geliştirdiğim nano- teknolojik bir ürünün patent başvurusunu yaptım ve çalışmanın son- lanmasına az kaldı. Fakat bu konuda daha fazla çalışma gerekmektedir.

0
like
0
love
0
haha
0
wow
0
sad
0
angry


Sponsorlu Bağlantılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir