Ana Sayfa / Sorularınız / Kristal Kafatası Hakkındaki İddialar Doğru mu
Ödev Soruları

Kristal Kafatası Hakkındaki İddialar Doğru mu


Kristal Kafatası Hakkındaki İddialar Doğru mu

Kristal kafatasının yapımı için kullanılan malzeme kristaldir, bunu biliyoruz. Peki, niçin bir başka organ değil de kafatası tercih edilmiştir? Kafatası insan aklını ve düşüncesini simgelediği için mi? Kristallerin bilgiyi toplayıp, yansıtan özelliğiyle, insan hafızasının benzer yanlarının sadece sembolik olmadığına dikkat çekmek için mi?

“Kıyamet Kafatası” olarak da adlandırılan eşsiz ve ancak günümüz teknolojisi ile yapılabilmesi mümkün olan bu keşfi kimler yaptı? Aztekler mi? Yoksa onlara da atalarından mı kalmıştı? Efsanevi Atlantis kıtasında kullanıldığı rivayet edilen kristal teknolojisinin kristal kafatası ile bir ilişkisi var mı? Kristal kafatasının bir bilgisayar gibi çalıştığı doğru mu?

Kristal kafatası geçmiş zaman bilgilerini holografik hafızasından bizlere yansıtabilir mi? Yoksa o, bazı medyumların iddia ettiği gibi, insan beyni ile doğrudan konuşabilen bir aygıt mı? Dünya üzerinde on üç kristal kafatası olduğu söylense de, bunların içinden sadece bir tanesi çok ünlüdür. “Kıyamet Kafatası” olarak adlandırılan bu koyu mor ametistten yapılma kristal eser, 1927 yılında kâşif Mitchell Hedges tarafından orta Amerika’da Beliz’de Maya uygarlığına ait araştırma kazıları yapılırken bulunmuştur.

Hedges’in bulduğu bu kristal kafatası o denli geçektir ki, ona yakından bakanları adeta büyüler… Prizmatik gözleri sayesinde içi ışıkla aydınlandığından en ince ayrıntıları seçebilmek mümkündür. Şu anda Londra’daki ‘İnsanlık Müzesi’nde sergilenen kafatası, müzeye satılmadan önce ona yakınlaşabilmiş olanlarda değişik etkiler bırakmıştır.

Kimilerine göre o iyileştirici bir enerji kaynağıdır, kimilerine göre ise kafatasının içinde çağların enerjisi depolanmıştır. Bazı medyumlar ise ona hangi duygu ve düşünce ile bakarsanız, tıpkı bir bumerang gibi size sizin enerjinizi yollayacaktır, diyerek kristallere has özelliği belirtmişlerdir. Onunla ilgilenenlerin ondan çok etkilendiği bir gerçektir. Örneğin bilim kurgu yazarı Arthur C. Clarke, Kıyamet Kafatası için şöyle bir yorum getirmiştir:

“Son yüzyılda bilinen en pahalı mücevher genç bir kadına aitti, siyah bir kadife kumaşın altında, gözlerden uzak saklanıyordu. Şimdi ise bir müzenin loş salonunda ziyaretçilerin gözleri önünde parıldıyor. Ağırlığı 5.19 kilogram. Saf kuartz kristalinden yapılmış. Gerek sahibesi, gerekse birçok kişi bu cismin bilinmeyen bir uygarlıktan kaldığına inanıyorlar. Göz çukurlarındaki gizemli ışıltılar sanki gelecekten haber veriyor. Bu garip cismin adı Kıyamet Kafatası.”

Sahibesi Anna Mitchell (İngiliz kâşif Albert M. Hedges’in kızı) ise ona karşı olan duygularını şu sözlerle belirtmiştir: “…Onu ilk gördüğümde içinde bir parıltı vardı, babama haber verdim, bana dikkatli olmamı söyledi, sonra kafatasını korku ve saygıyla yerinden kaldırdı ve üstünü örttü. Kafatasının bulunduğu Lubaantum adlı Maya kentinin adının anlamı, ‘düşen taşların yeri’dir. Arada bir bağlantı olmalı.”

Kıyamet Kafatası ile ilgili pek çok iddia da ortaya atılmıştır. Sahte olduğunu söyleyenler, Mısır piramitlerinden de eski olduğunu söyleyenler, sadece 200 yıl önce yapıldığını söyleyenler, ünlü olmak isteyen bir kuyumcu tarafından yaptığını söyleyenler, sırrının 2012 de ortaya çıkacağını söyleyenler ve keza… İşin aslı ise onun hâlâ kimler tarafından, ne zaman ve ne amaçla yapıldığının bilinmiyor olmasıdır.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir