Ana Sayfa / Edebiyat / Yeni Türk Edebiyatı / Mensur Şiirin Genel Özellikleri

Mensur Şiirin Genel Özellikleri


Mensur Şiirin Genel Özellikleri Maddeler Halinde

Mensur Şiirin Genel Özellikleri

Mensur Şiir Hakkında Bilgi

Mensur Şiirin Temsilcileri

Mensur şiir, daha sonraki dönemlerdeki adlandırmayla düzyazı şiiri, şekil olarak nesre benzeyen yani mısralardan değil cümlelerden/paragraflardan oluşan başlığı ve içeriği ile kendi içinde bir bütünlük arz eden, şairane bir duygu ya da düşüncenin yine şairane bir üslupla yazıldığı kısa ve etkileyici metinlerdir.

Mensur şiirin (poeme en prose) müstakil bir tür olarak görülmesi Fransa’da 1842 yılında Aloysius Bertrand’ın Gaspard de La Nuit adlı eseriyledir. Yine Fransa’da Charles Baudelaire, Stephane Mallarme, Arthur Rimbaud; İngiltere’de Thomas de Quincey, Amerika’da Edgar Allan Poe, Almanya’da Rainer-Maria Rilke, Rusya’da Turgenyev gibi sanatkârların eserleriyle mensur şiir türü gittikçe yaygınlaşır.

Bizde daha çok tanınan ve okunan Baudelaire’in 1869’da Petits Poems en Prose (Küçük Mensur Şiirler) başlıklı eserini yayımlaması edebiyatımızda men­sur şiirin zeminini hazırlayan en önemli unsurdur.

19. yüzyılın ortalarında Fransız edebiyatında “poöme en prose”, Tanzimat sonrası özellikle Ara Nesil Dönemi’nde “mensure”, “mensure-i şairane”, “nesr-i muhayyel”, “nesr-i hayalî”, “nesr-i şairane”, “nesr-i şi’r-amiz”, “nesr-i nazm-a- miz” gibi adlandırmalar ve çeşitli izahlarla karakteristik özelliğinin belirlenme­ye çalışıldığı sanatkârane/şairane nesrin tanınması, kabul görmeye başlaması bu türde kaleme aldığı eserlerini devrin çeşitli gazetelerinde/dergilerinde yayımla­dıktan sonra 1891’de kitap hâline getiren, söz konusu kitabına Mensur Şiirler başlığını veren Halit Ziya Uşaklıgil ile olmuştur.

Şiirin “mevzun ve mukaffa söz” tanımının irdelenmeye başlanması; Recai- zade Mahmut Ekrem, Abdülhak Hamit, Mustafa Reşit, Mehmet Celâl gibi edip­lerin bu tanımın aksine denemeler yapması, yeni edebiyatın kuramsal yönünü hazırlayan Recaizade Mahmut Ekrem’in görüşleri, Servet-i Fünûn Dönemi edip­lerinden Halit Ziya Uşaklıgil ve Mehmet Rauf’un güzel ve başarılı örnekler vü­cuda getirmesi ile mensur şiir, edebî neviler arasındaki yerini almıştır.

Halit Ziya Kırk Fz/’da birbirine zıt iki kelimeden meydana gelen bu türün tanımım şöyle yapmıştır: “Mensur Şiirler ne demekti? Herkesin telakkisinde yekdiğerine zıt olan bu sıfatla mevsuf, ayniyle siyah kar, beyaz kömür, kuru su kabilinden bir terkip değil miydi? O zaman için hususiyle o muhitte şiir, belagat kitaplarının dar tarifinden harice çıkamazdı. Bu küçük şiirlerin semame-i umumi­si ile efkâr o kadar meşgul oldu, ona öyle ayrılamayacak derecede ilişip kaldı ki, eteği dikenli telin çengeline takılmış bir adam gibi, aşamayarak zannediyorum ki, o serlevhanın altım okumak fırsatım bulamadı.

Ben bu ismi gayet tabii olarak bulmuş, bir dakika bile onun bu derece muha­lefeti calip olacağma ihtimal vermemiştim. Şiir hakkında telakkilerimde o derece ayrılıyordum ki bunlara mensur demekle belagat kitaplarının hükmüne karşı bir isyan teşkil ettiğime vâkıf değildim.

Mensur şiirler kısa, küçük, hemen sanih oldukları gibi kâğıtların üzerine ihmalkârane atılıvermiş, tahassüslerden, yolumun üstünde toplandıkları gibi teklifsiz, tasnifsiz nakşedilivermiş gibi çizgilerden ibaret olacaktı. Bir nevi müs­vedde… O kadar kısa, o kadar küçük olacaklardı ki uzun tasvirlere, mükellef tezyinlere iftikâr etmeden, dar havsalalarında ancak bir şiir heyecanı taşımakla iktifa ederek, sanki gönlünün helecan darbelerini iki elleriyle tutarak, rüya fira- şından sadece bir gömlekle fırlayan bir genç kız eda-yı mahcubanesiyle, mahmur ve mütelaşi, yan uykuda yan uyanık çıkıvereceklerdi.” (Uşaklıgil, 1936: 83-84)

Edebî nevilerden biri olarak edebiyatımıza dâhil olan mensur şiirden önce kaleme alman örneğin Sinan Paşa’nın Tazammame’si gibi tamamı sanatkârane bir üslupla, seci, edebî sanat, mazmunlarla vücuda getirilmiş eserlerin yanında bazı kısınılan bu özellikleri taşıyan inşa/divan nesri örnekleri mensur şiir olarak değerlendirilemezler. Çünkü “bir başka edebî türün yahut eserin içerisinde yer alan ve o metnin bir parçası olan birkaç paragraftık, hatta birkaç sayfalık kısmı alıp mensur şiir diye adlandıramayız. Tazarruname gibi başından sonuna kadar sanatkârane bir üslupla yazılmış eserler ise Batı edebiyatındaki tanımı ve bizde yazılagelen örnekleri göz önünde bulundurulursa, mensur şiirin en çok birkaç sayfalık kısa hacimli bir tür olma özelliğine” (Andı, 2000: 89) uymadığı gibi mensur şiirin ortaya çıktığı ve yaygınlaştığı devrin dışmda/öncesinde yazılmış­lardır.

Türk edebiyatında mensur şiirin başarılı örneklerini kaleme alan sanatkârlar­dan bazıları Halit Ziya Uşaklıgil (Mensur Şiirler), Mehmet Rauf (Siyah İnciler) ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu (.Erenlerin Bağından, Okun Ucundan)’dur.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir