Ana Sayfa / Kitap Özetleri / Sabahattin Ali İçimizdeki Şeytan Kitap Özeti

Sabahattin Ali İçimizdeki Şeytan Kitap Özeti


Sabahattin Ali İçimizdeki Şeytan Kitap Özeti

“İçimizdeki Şeytan” 2016 yılında romanı Yapı Kredi Yayınları’ndan tekrar basımı yapılan bir roman. “İçimizdeki Şeytan” romanın yazarı ünlü edebiyatçımız Sabahattin Ali. “İçimizdeki Şeytan” romanı toplumsal gündemin insanlar üzerindeki baskısını ve güçsüz insanın “kapana kısılmışlığını” anlatıyor.

Sabahattin Ali İçimizdeki Şeytan tavsiye ettiğimiz kitaplardandır. 

İçimizdeki Şeytan romanından küçük bir bölüm

********************

…İlişeceğimizi ve dipteki yosunları kadın saçları, taş ve kumlan mücevher taneleri gibi avuçlarımda tutacağımı biliyorum. Niçin bu sözlerime gülmüyorsunuz? Benden hiç korkmuyor musunuz? Halbuki omuzlan üzerinde benimki kadar hummalı bir baş ta­şıyan insanlardan korkulmalıdır… Onlar dünyanın en fena ve en iyi mahluklarıdır. Fakat niçin insanlardan ve kafalarından, ah, kafalarından bahse başladım. Bunları bırakalım ve etrafımıza bakalım. Her şey nasıl birbiri içinde erimiş gibi. Şu anda şu kayı­ğı denizden ayırmak mümkün müdür? Parmakların ele bitiştiği gibi bu yumuşak sulara yapışmamış mı? İnsan nasıl olur da şu karşımızdaki ışıkların küçük bir hareketle söndürülebileceğine inanır? Bulundukları yere ebediyen mıhlanmış gibi durmuyorlar mı?.. Ve biz… Kendimizi bu geceden ayırmaya muktedir miyiz? Fakat ne garip, şimdi küreklere sarılarak sahile dönmeye ve in­san kokan sokaklardan geçerek evlerimize gitmeye mecburuz. Hatta bunu hemen yapmamız lazım. Çünkü vakit geçti. Sevgili teyzelerimiz, amcalarımız var…” Burada ağlar ve haykırır gibi bir sesle devam etti: “Dostlarımız, âmirlerimiz, işlerimiz, dersleri­miz var… Allah kahredesi hayatımız var!..” Yerinden fırladı. Kü­çük sandal birdenbire çalkalandı ve Ömer tekrar oturarak iki yanına tutundu. Sonra yavaş bir sesle, başını ileri doğru uzatarak:

“Ne yapıyorsunuz? Niçin ağlıyorsunuz?” diye sordu. “Gör­müyor musunuz, bu geceden ve bu tabiattan ayrılmak sizi ağla­tıyor. Sakın elinizi gözlerinize götürmeyiniz… Ay altında ağla­yan gözlere dokunmaya hiç kimsenin, hatta sizin bile hakkınız [ yoktur. Bu gecenin bu kadar harikulade bir sonu olacağını ben bile tahmin edememiştim. Yanınıza gelip sizi yakından görmek istiyorum.”

Tekrar ayağa kalktı. Kürek çektiği yerin üzerinden ayağım aşırarak Macide’nin önüne oturdu, genç kızın yüzü, evvelce de birkaç kere gördüğü gibi, tamamen hareketsizdi. Gözleri dümdüz ileri bakıyor ve kirpiklerinden soluk yanaklarına muntazam ^sılalarla yaşlar süzülüyordu…

********************




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir