Ana Sayfa / Uncategorized / Safvet Nezihi’nin Makâlât-ı Nezihi’si

Safvet Nezihi’nin Makâlât-ı Nezihi’si


Safvet Nezihi’nin Makâlât-ı Nezihi’si

İkdam gazetesinde çıkan makalelerin bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş bir kitaptır. Safvet Nezihi’nin makalelerini topladığı ve bunları ‘Makâlât-ı Nezihi’ adıyla yayımladığı eseri, sekiz bölümden oluşmaktadır:

  • Kadınlarda İdman-ı Bedeni
  • İzdivaç Çağı
  • Kadın Mektupları
  • Alem-i İzdivaçta
  • Yirminci Asırda Kadınlar
  • Mesud Aile
  • Er-Ricâl-i Kavâmûn ale’Nisâ
  • Meselenin Garâbetine Bakınız

Bu sekiz makalenin hepsi de kadınlarla ilgili meselelere değinmektedir. ‘Kadınlarda İdman-ı Bedeni’ bölümünde; spor yapmanın özellikle Avrupa’da kadınlar arasında çok gelişmiş olduğundan, kadınlar için açılmış spor mekânlarının varlığından hatta bazı ağır spor dallarında bile kadınların çok başarılar gösterdiklerinden bahseder ve bunlardan çoğunu kendisinin de desteklediğini söyler. Fakat sanatçı, kadın zerafet ve nezaketini azaltacak sporların kadınlar için çok da hoş olmadığı hususunu belirtmeden geçemez.

İkinci makale olan ‘İzdivaç Çağı’ evlenme çağındaki genç kızların evlilik meselesinde düştükleri sıkıntılardan ve evlenme zamanını yanlış belirlemeden dolayı ortaya çıkan meselelerden bahseder. Çok erken yaşta evlendirmelere karşı olan ( 13-14) Safvet Nezihi, okuyucularını bu konuda bilinçlendirmeye çalışır. O devirde halk arasında yirmi yaşına gelmiş bir genç kızın ‘geçkin’ tâbiri ile psikolojik olarak zor durumda bırakıldığını, halkın genel eğiliminin de oğullarını yirmi yaş altındaki kızlarla evlendirmek olduğunu söyleyerek bunu, çok yanlış bir düşünce olarak değerlendirir. Çocuk denecek yaştaki kızların evlenmeleri ile evlilik müessesesinde özellikle sağlık problemlerinin ortaya çıktığını evlilikte her yönden denklik olması gerektiğini bunun İslamiyetin de bir düsturu olduğunu hatırlatarak okuyucuların dikkatini çekmeye çalışır.

‘Kadın Mektupları’ makalesinde, bir kadın yazar ve erkek yazar arasında yazış tarzı bakımından farklar olması gerektiğinden bahseden sanatçı, kadınların erkekler gibi yazmaya özendikleri için kendilerine has olan özellikleri yitirdikleri söyler. Ona göre bir kadın, yazdığı eserde kadınlığın hassasiyetini hissettirmelidir. O devrin kadın yazarlarından olan Makbule Leman’ı ve Fatma Aliye Hanım’ı bu konuda başarılı gören sanatçı, onların yazdıklarını şöyle değerlendirir:

“Makbule Leman Hanım o zamana kadar kadınlara nasib olmayan bir samimiyet ve sâfiyet-i kalp ile şiirlerinde bütün bir marîz-i ruhun teellümâtını tahsîsâtını nisvâna mahsus bir rikkat-i hayal ile gösterdi” Fatma Aliye Hanım hakkında ise şöyle düşünür:

“Tabiî düşünüş, onu tasvir edecek samimi bir yazış… Bizim aradığımız da bu. Buna binâen takdir ve tekrim ettiğim kadın imzalar arasında bulunur.”

‘Âlem-i İzdivaçta’adlı bölümde kadınların eğitimi mevzuu üzerinde duran Safvet Nezihi, kadınların daha küçük yaşlarından itibaren çok iyi eğitilmelerinin gerektiğinin altını çizer, ‘kadınlık, zevcelik ve validelik’ üzerine kaliteli bir eğitimden geçmelerinin ve bu konularda cahil kalmamaları gerektiğinin önemini vurgular. Bunun için okullarda çocuk yetiştirme derslerinin verilmesini tavsiye eder.

‘Mesud Aile’ bölümünde ise evlenecek çiftlerde fıtrat olarak yakınlık bulunmasının çok önemli bir mevzu olduğunu anlatır. Her yönden denklik meselesine değindikten sonra eserlerinde kadınlara geniş bir yer ayıran Ahmet Hikmet Müftüoğlu’ndan bahseder.

“Ahmet Hikmet Beyefendi’nin eserlerini okuduğunuz zaman pek çok yerlerinde kadınlarla erkekler beynindeki mübayenet-i hissin mügayeret-i teallüm ve terbiyenin müellim akislerini görürsünüz.”

Bütün bu kadın meselerinin dışında kendi romanlarındaki kadınlardan ve kadınlarla ilgili hususlardan da bahseden yazar, ‘Zavallı Necdet’teki üç kadın tiplemesinin özelliklerinden bahsettikten sonra kendi eserini tenkit eder. Bunlardan ikisinin olması gereken ahlaki güzelliklere sahip iki kadın iken, buna karşılık Meliha’nın olumsuz ahlaki özelliklere sahip olmasını ve romanında böyle bir kadına yer vermesini uğursuz bir tesadüf olarak değerlendirir:

“ Zavallı Necdet’te kadınlığın ruhu, fazileti bütün Müzehher’de ictima’ ediyordu. Bir kadının kadınlığını onun faziletini bilen latif-i erkekten birinin teşrihat- ı ruhiyesi için Müzehher kâfî idi. Necdet Feridun’un hemşiresi hayal-perest, gam- âlud olmayan kadınların timsalini teşkil ediyordu. Kadınlıkları şerefini muhafaza eyleyen bu ikisinin vücûdu bir hikâye husûle getirebiliyordu. Öyle bir hilâye ki ismet ve iffetten başka bir râyiha iştimâm olunamaz. Kadınlığın fezâil-i ruhiyesinden maada meziyet arz-ı çehre-i ibtisâm edemez. O halde ben Meliha’yı bu hikâyeye neden sokmuştum. Bana öyle bir Meliha tasvir ettiren meş’ûm tesadüfe halen lanet ederim”

Safvet Nezihi, ‘er-Ricâlü kavvâmün alen-nisâ’ ve Yirminci Asırda Kadınlar’ adlı makalelerde, Figaro gazetesi muharrirlerinden olan Fransız edip Mösyö Jul Bovi’den dinlediği bir konferanstan aldığı notları derlemiştir. Sanatçı makalesinde J.Bovi’nin konferansta ‘Feminizmden Batı’da erkeklerin genel karakter özelliklerinden, kadın-erkek ilişkilerine kadar birçok konuya değindiğini ve Batı’da kadınların iktisâdî, içtimâî ve kalbî sıkıntılara maruz kaldıkları hususuna dikkat çektiğini dile getirir:

“…Garpta kadınlar gittikçe böyle bir hayvânî hayata tâbi oluyorlar. Fezâil- i rûhiye günden güne müntefî oluyor.”441

Safvet Nezihi konferansta; bu edibin Osmanlı kültürü ve Batı kültürü arasındaki farkları sıralarken, kadınları îkâz edecek bir himaye-kârın batıda olmayışından yakındığını ve kadınları iki kısma ayırdığını belirtir:

  • Şark kadınları
  • Garp kadınları

Edibe göre Şark kadınları, erkekleri tarafından himaye edildiği için; mutlu, bahtiyar, huzurlu bir hayat sürmekte, safvet ve samimiyet içinde yaşamaktadır. Safvet Nezihi, bu hususun Batılı bir edip tarafından dile getirilmesinin çok önemli olduğunu belirttikten sonra başka bir Batılı edip olan, Türk kadını üzerine araştırma ve yazıları bulunan Piyer Loti hakkında ise şunları söyler:

“Şark nisvânını mefkûreden fezâil-i ruhiyeden büsbütün âri olmak üzere telâkki ederek onları binbir gece hikâyelerinde tasvîr edilen hevâperest, şûh-mîzaç, müteharris kadınlar tarzında göstermiş olması Şark nisvânına karşı ne büyük bir vukufsuzluktur.”

J.Bovi verdiği konferansta yirminci asırda Batılı kadınların mânen daha iyi duruma gelmesini ümîd ettiklerini söylemektedir. Buna mukâbil Safvet Nezihi şöyle bir yorumda bulunur:

“Saadet-i hayâtiye yalnız bizim yaşayışımızdadır. İffet ve ismet, muhabbet hep İslâm’ın telkin ettiği içtimâi dairededir. ”

‘Meselenin Garâbetine Bakın’makalesinde Safvet Nezîhi, Fransa’da son zamanlarda fikirleri, zihinleri meşgul eden gazetelerde yer alan’nüfusumuz azalıyor’ düşünceleri hakkında yazmıştır. Yazar, Fransa’da nüfusun azalması tehlikesinin birçok sebebi olduğunu fakat bunlardan en önemlisinin hayat-ı içtimâiyenin almış olduğu vaziyyet olduğunu söyledikten sonra evlenmeye ihtiyaç dumayan bir neslin gelmesinin buna sebep teşkil ettiğini belirtir.

Bu konu üzerinde birçok yorum yapan Nezihi, daha sonra Şarklılar ile Garplılar arasında bir karşılaştırma yapar ve şu sonuca varır:

“Ah! Biz Şarklılar geçirmekte olduğumuz bu hayat-ı saftan ne derece bahtiyar olmalıyız, aile zevk-i hakikisini tatmakta bulunduumuzdan dolayı ne kadar mesud bulunmalıyız.”

Makalelerin son bölümünde bir iki söz başlığıyla yazdığı açıklamada kadın meselelerinin eserlerinde sıkça zikredilmesi mevzuu hakkında kadınlara karşı bir kalp zaafı taşıdığının bilincinde olduğunu itiraf eder.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir