Ana Sayfa / Edebiyat / Yeni Türk Edebiyatı / Türk Edebiyatında Deneme Türünün Gelişimi Hakkında Bilgi

Türk Edebiyatında Deneme Türünün Gelişimi Hakkında Bilgi


Türk Edebiyatında Deneme Türünün Gelişimi Hakkında Bilgi 

Türk Edebiyatında Deneme Türünün Özellikleri

Türk Edebiyatında Deneme Örnekleri

Deneme, bir yazarın, herhangi bir konu üzerinde kesin sonuçlara gitmeden, iddiasız ve ispatsız kişisel görüş ve düşüncelerini, içtenlikle belirttiği yazılara denir. Diğer bir deyişle kalem denemesi anlamına da gelen deneme, konularını edebiyat, felsefe ve bilim dallarından alır. Denemeler genellikle makale uzunlu­ğunda yazılmakla beraber, bazen bir kitap büyüklüğünde de olabilir. Başarılı bir deneme kitabı, başlı başına bir hayat kürsüsüdür. (Kantemir, 1991: 237-242)

Türk edebiyatında deneme türünün ortak bir tanımını yapmak bir hayli güç­tür. Deneme öncelikle bir yazı türü mü gibi tartışmaların yapıldığı daha sonra yerini her yazarın kendine göre bir tanım yapmasıyla varlığını sürdüren bir ede­biyat türü olarak yer almıştır. Nitekim denemenin tanımı üzerine sayısız tanım, yorum yapılabilir ama bunlarında içinde barındırdığı bir nokta var ki o da dene­me yazarının kendi görüşlerinden hareket ederek bireysel bir yazm türü ortaya koymasıdır. Bu noktada deneme, her yazarın kendi tanımım yapmasına olanak sağlar. Nitekim Nermi Uygur, “Denemeli Denemesiz” adlı yapıtında yer alan “Tanımlama Tutarağı” başlıklı yazısında, denemeye ilişkin olarak: “Tedirginlik de doğursa, yorgunluk da verse, çocuksu da sayılsa, delilik diye de damgalansa işte bu doğrultularda özümün özüyle konuşmasıdır deneme” yorumlarını yapar.

Deneme sınırlarını ve kalemini yazara bırakan engin bir denizdir. Buna göre, kendisiyle yapılan bir söyleşide deneme türü için şunları söylemektedir: “Bence deneme yazmadan iyi bir yazar olunmaz. İyi bir okur da olunmaz. Deneme ya­zarın, dolayısıyla da okurun; romanda, öyküde, başka herhangi bir yazı türünde olamayacağı kadar çıplak olduğu bir yazı türü. Deneme yazarken insan gizlene­mez. .. Ben iddia ediyorum ki deneme yazmadan bir insan bir konuda ne düşün­düğünü tam olarak bilemez.” (Başer, 2004: 18)

Enver Arsever de deneme türünün okur için ne kadar işlevsel olduğunu şu sözlerle dile getirir: “Deneme türünü önemserim. Kitaplarla geç tanışmış okurlar için bulunmaz bir hazine olduklarını düşünürüm bu türün örneklerinin. Sizinle konuşur, tartışır, şaka yapar gibi duran yazar, bir yandan bilgi dağarcığını zen­ginleştirir, kendinizi sorgulamanızı sağlar ve yeni kaynaklara yönelmeniz için kapılar aralar. İyi bir deneme okurken elimde olmadan kimi sözler dökülür du­daklarımdan. Sanki yazar yanı başımdadır ve ona vereceğim yanıtı duyacaktır. Bu türün büyük ustalarıyla tanışmak, kısa zamanda düşünsel evreninin zengin­leşmesini sağlar kişinin. Hem dostunuz, hem eğitmeniniz, hem de sırdaşmızdır denemeci.” (Arsever, 2006: 11)

Deneme yazarları günlük dili işleyerek; eserlerine birçoğunu dilin içinden çı­kardıkları tatlan katarak, bazen de yepyeni buluş ve örgülerle okuyanda bambaş­ka hazlar uyandırarak onlan dilin tadına erdirirler. Bu eserler sayesinde dilimizin güzelliğini fark eder, dilimizi daha çok severiz. (Ercilasun, 1999: 6)

Denemenin tarihsel gelişimine kısaca bakacak olursak;

Denemenin bağımsız bir yazı türü olarak oluşmaya başlaması 16. yüzyıldan sonradır. Bu türün doğmasında, Plutarch, Seneca gibi yazarlardan esinlenerek ilk denemelerini yazan Fransız Montaigne’in büyük payı vardır. (Aytaç, 1990: 7) “Her yazar halka, kişisel ve acayip bir özellikle kendini tanıtır; ben ise gra­merci, ya da şair, ya da hukukçu olarak değil, her şeyden önce kendi kalıbımla, Michel de Montaigne olarak tanıtmak isterim kendimi. Eğer insanlar, kendimden fazlasıyla söz açıyorum diye şikâyet ederlerse, ben de onlardan, kendi üzerlerine azıcık olsun eğilip düşünmediklerini ileri sürerek şikâyet ederim. Evde bulundu­ğum zaman hayatım daha çok kitaplığımda geçer; oradan ev işlerini yürütmek imkânını da bulurum. Giriş kapısının hemen önündeyim; hem bahçeyi, kümesi, avluyu görürüm, hem de evimin öteki bölümlerinin içinde sayılırım. Hiçbir düze­ne uymadan, hiçbir amaç gütmeden bir bu kitabı, bir şu kitabı karıştırırım; zaman olur hayal kurarım, zaman olur kurduğum hayalleri ya kendim yazarım ya da bir aşağı bir yukarı dolaşarak başkasına yazdırırım. (Kavcar vd., 2007: 139-140)

Montaigne’den sonra deneme türünde eser veren en ünlü edebiyatçılarından biri, İngiliz Bacon’dır. Bacon, Denemeler (1597, 1612, 1623) adlı eserleriyle de­neme türüne biçim, anlatım ve içerik bakımından başka bir nitelik kazandırmış­tır. Onun derli toplu, özlü ve sağduyuyu yansıtan düşünce ve görüşlerini içeren denemeleri uzun süre hayatta başarı ve mutluluğun yollarını arayan kimseler için yol gösterici bir rol oynamıştır. (Şahbaz, 2008: 189-203) Deneme türünde Mon­taigne, Bacon gibi yazarların yanı sıra J. Addison, O. Goldsmith, T. S. Eliot ve A. Huxley’yi unutmamak gerekir.

Türkiye de deneme türünün gelişimine ve bu türün öncü yazarlarına baktığı­mızda 20. yüzyılın ilk dönemleri ağırlık kazanmaktadır. 1940 yılı ve sonrasında deneme türü artık rüştünü ispat etmeye başlamış ve bağımsız bir tür olarak yay­gınlaşmıştır. Türk edebiyatmda deneme türünün önemi Avrupa’ya nazaran çok sonra anlaşılmıştır. Avrupa’nın bireyleşme kavramı ile önceden tanışması dene­me türünde etkisini gösterirken Türkiye’de bireyleşme kavramı çok sonradan yer edinir ve edebiyata yansır. Ortak din ekseni anlayışının oluşturduğu ümmetçi top­lum yapısmdan ulus-devlet toplumuna geçen Türk toplumu, Cumhuriyet Dönemi ile birlikte bireyleşme kavramını yaşantısına uygulamıştır. Bu dönemden sonra yazarlar kendi içsel derinliklerinden hareketle derinlikli, bireycil konulan işleye­rek bir nevi deneme türünün bağımsızlığım ilan etmişlerdir. 1940 ve sonrasında deneme yazarlannm sayısı fazlalaşmış, nitelik ve nicelik olarak çok kapsamlı eserler ortaya çıkmıştır.

Bu türün öncü isimlerinden olan Ahmet Haşini’in Bize Göre, Gurebahâne-i Laklakan, Frankfurt Seyahatnamesi adlı kitaplan deneme türünün güzel örnek­lerindendir. Bunun yanı sıra Türk edebiyatmda deneme türüne büyük katkılan olan yazarlarımız da vardır. Türk edebiyatmda belli başlı deneme yazarları şun­lardır: Haşan Ali Yücel, Abdülhak Şinasi Hisar, Suut Kemal Yetkin, Sabri Esat Siyavuşgil, Ahmet Hamdi Tanpmar, Mehmet Kaplan, Salâh Birsel, Cemil Me­riç, Selâhattin Batu, Nurullah Ataç, Sabahattin Eyüboğlu, Orhan Burian, Haldun Taner, Ceyhun Atuf Kansu, Sabahattin Kudret Aksal, îlhan Selçu, Memet Fuat, Vedat Günyol, Melih Cevdet Anday, Necati Cumalı, Nurettin Topçu, Enis Batur, Mehmet Salihoğlu, Uğur Kökden, Nermi Uygur, Ahmet Turan Alkan, Ali Çolak.




Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir