29 Mart Çarşamba 2017
Ana Sayfa / Edebiyat / Yeni Türk Edebiyatı / Ahmet Mithat Efendi’nin Tanzimat Edebiyatındaki Önemi

Ahmet Mithat Efendi’nin Tanzimat Edebiyatındaki Önemi


Ahmet Mithat Efendi’nin Tanzimat Edebiyatındaki Önemi

Ahmet Mithat Efendi’nin Türk Romanındaki Önemi

Ahmet Mithat Efendi ve Tanzimat Romanı

Hace-i Evvel (İlk Öğretmen) unvanlı Ahmet Midhat Efendi, Türk edebiya­tının en çok eser vermiş yazarlarındandır. Zorlu bir hayatın içinden gelmesine rağmen kendi gayreti ile bilgi ve görgüsünü arttırmış, halk adamlığı ve yazarlığı birlikte yürütmeyi başarmıştır. Hiç kaybetmediği heyecan ve hevesiyle sadece halk için yazan bir Osmanlı edibi olmuş, edebi yazılarında sanat amacı taşımadan sade bir üslupla okurunu eğitmenin peşine düşmüştür.

Ahmet Midhat, Batı medeniyeti ve milliyet meselesi gibi kavramları doğru ölçülerle zihninde oturtmuş, Osmanlı toplumunda okuma kültürünün edinilmesi ve yaygınlaştırılması gibi en temel meselenin çözülmesi gerektiğini savunmuş­tur. Osmanlı toplumunun maddi ve manevi alanlarda kalkınmasını, geleneksel hayatını, inanç ve değerler manzumesini yaşatmasını, Batı’nın ancak bilim ve teknik bakımından ölçü alınmasını arzulamış, bütün edebi-fikri mesaisini bu işe ayırmıştır.

Tanpınar, Ahmet Mithat Efendi’ nin bütün eserlerini “bir halk okuma odası” olarak kabul etmiştir. Onun eserlerinde bütün bir Osmanlı sosyal hayatının izleri­nin sürebilmenin yanında, geniş hayal gücünün, kuvvetli bir hafızanın, Osmanlı­lık haysiyetini gözeten ölçülü bir Batılılaşmanın izlerini görürüz. Batı’dan alınan

pek çok fikre, roman çevirileri de başta olmak üzere bir oto kontrol uygulayarak İslam’a ve Osmanlı hayatının örfi yaşayışına aykırı olan hususları ayıklayarak okunma sunmuştur. Bu bakımdan ahlakçı ve maneviyatçı yönüyle karşımıza çı­kar. Roman türünün, milli karakter taşımasını ve yerli hayatımızın renklerini yan­sıtması gerektiğini savunmuştur.

Ahmet Midhat’ın “Letaif-i Rivayat” adıyla kitaplaşan hikâyelerinde kullan­dığı dil, meddah dilidir ve hikâyelerin anlatımında geleneksel hikâye anlatımımı­zın çeşitli izleri görülür. Okuyucuya “ey kari! , ey karie!” ifadeleriyle seslenme­si, merak uyandırıcı olaylar anlatması, hikâye içindeki olayları yorumlaması ve okuru sık sık bilgilendirmesi meddahlık geleneğinin etkilerindendir. Romancılı­ğının bu bakımdan eksiklik olarak değerlendirilebilecek hususları; olay anlatı­mı esnasında olaylara müdahale etmesi, kendi şahsi düşüncelerini belirtmesi ve kimi zaman da ansiklopedik bilgiler aktarması olarak gösterilebilir. Okur için yer yer yorucu olabilen bu izahlar, çoğunlukla tatlı bir mizah dilinin izleriyle örülür. Her hikâyesinde kıssadan hisse çıkartması ve öğütlerde bulunmayı ihmal etme­mesi de okuyucusunun en aşina olduğu yönüdür. Mehmet Kaplan, Ahmet Mid- hat’ın romancılığı hakkında; “Ahmet Mithat Efendi romanlarında o devir Türk toplumunun kıymet hükümlerine, hayat görüşüne uygun müspet ve menfi tipler yaratmıştır. Bu tipler, çoğu kahramanları adlarıyla canlandıran sabit karakterli şahıslardır. Mithat Efendi, çok daha zıt karakterleri karşılaştırarak, Karagöz ve Ortaoyunu’ nda olduğu gibi konuşturur ve daima kıssadan hisse çıkarmaya çalı­şır.” tespitini yapar.

“’Telâtun Bey ile Râkım Efendi” romanıyla karşımızda somutlaşan züppe tipi ve onun karşısına oturttuğu Osmanlı asaletini temsil eden örnek tip ile iyi ve doğru karakterler üzerinden okuyucuya mesaj verme gayreti içerisinde olduğunu görürüz. Romanlarının sonundaki hatime kısımları ve neticeler, iyilerin mükafat- landırılması, kötülerin cezalandırılması, eden bulur ilkesi ile hareket ettiğini ve kıssadan hisselerin çıkarılması gerektiğine olan inancını gösterir.

İlk romanı, Rodos’ta sürgünde iken yazdığı “Haşan Mellah”; son romanı ise “Jön Türk”tür. Çok sayıda yazdığı romanları arasında teknik olarak zayıf roman­ları olduğu gibi “Müşahedat” gibi oldukça başarılı eserleri de vardır. Yazdığı bu romanların konulan oldukça çeşitlidir. Macera romanlarından, seyahat izlenim hayattaki konumu, kadınların ve kız çocuklarının eğitimi ve okutulması, yanlışlarını aktardığı romanlara, fen bilimleri ile ilgili romanlarından, tarihi ve polisiye karakterli, realist ve naturalist düşüncelerle kaleme aldığı romanlara kadar geniş  bir konu yelpazesinde ürünler vermiştir. İşlediği başlıca konular; kadının sosyal Batılılaşma, esaret, dürüstlük ve erdemlilik, müsriflik, evlilikle ilgili meseleler, Avrupa toplumunun sosyal ve ahlaki problemleri başta olmak üzere çok çeşitli bahisler olmuştur.

Ahmet Midhat’ın ilk romanlarında romantizmin, sonraki romanlarında ise, realizmin ve natüralizmin etkisinde kaldığını söyleyebiliriz. Bu akımlar, ona göre yazarın bakış açısını yansıtmaktadır. Romantizmin romana güzellik kattığı, rea­lizm ve natüralizmin ise hayatın gerçek yönlerini gözler önüne serdiğini belirtir. Romantizme bu bakımdan daha yakın durduğunu söylemek mümkündür. Eserle­rindeki yoğun ve hakim iyimserlik duygusu bunun kanıtıdır.

İlk kadın yazarlarımızında Fatma Aliye Hanım’ın edebiyat hayatında yer edinmesinde başrol oynaması ve Fatma Aliye Hanım’la birlikte kaleme aldığı “Hayal ve Hakikat” adlı romanı, Ahmet Midhat’ın dönemi göz önünde bulundu­rulduğu takdirde, kadına ve kadınların okuma-yazma faaliyetlerine katılmasına verdiği desteğin en güzel örneğidir.

Ahmet Midhat Efendi, tarih, felsefe, eğitim, psikoloji ve pozitif bilimlerle il­gili onlarca eser de kaleme almış, bu eserlerle okurunu bir hayal ve bilgi şöleninin içine çekmeye çabalamıştır.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir