? Mekruh Kadınlar Mezarlığı Kitap Özeti | Evvel Cevap
Ana Sayfa / Kitap Özetleri / Mekruh Kadınlar Mezarlığı Kitap Özeti

Mekruh Kadınlar Mezarlığı Kitap Özeti

Mekruh Kadınlar Mezarlığı Kitap Özeti

1996 Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü de kazanmış olan “Mekruh Kadınlar Mezarlığı”, masal tadında bir anlatı olan “Bir Varmış…” başlıklı hikâyeyle açılır ve yörük kızı Bahubike’nin yaşamı ekseninde gelişir. Bahubike, obadan Ebubekir’e kaçıp evlenecek; Ekber ve Mikdat adında iki oğlan ve Seteney adında
bir kız doğuracak; kocası Ebubekir’i sele kaptırdığı gibi, iki oğlunun ikisini de Yemen’de şehit verecektir… hayatla tek bağı, Seteney’in doğumunda Ebubekir’in almış olduğu sandıktır. Kitaba adını veren “Mekruh Kadınlar Mezarlığı”, kasabanın tüm erkeklerinin gözdesi Hediye’nin (“tiyatrocu” bir kadınla birlikte) kardeşi Şahid tarafından öldürülmesi karşısında, tüm kasabayı karşısına alan âsi, dürüst ve yürekli kadın Ayşad Bahu’nun hikâyesidir ve bu “ceberrut” kadının torunu Dürriye ile evlenmeyi göze almış Hamit’in ağzından anlatılır… Ayşad Bahu, isyanının son göstergesi olarak, Hediye ve “tiyatrocu kadın” gibi, “mekruh kadınlar mezanlığı”na gömülmek isteyecektir. “Süsen Gitti”, hikâye kişisi Süsen’in ağzından anlatılır: Baba Mustafa ve anne Zerşan ile yaşadıkları “kıç kadar” odalarında yattıkları bir gece köyleri basılır ve tüm evler yakılır… Asker kaçağı olan babanın askere alınmasıyla yurdu yuvası büsbütün dağılan Süsen, çocuk yaşının düşleriyle baş başa kalır. Bir süre sonunda “kızının içine cin girdiği”ni düşünen Zerşan, kızını kendi haliyle baş başa bırakacak, askerden dönen Mustafa’ysa kızını iyileştirmek üzere Ankara ya da Erzurum’a götürebilecek parayı denkleştirmeye çalışacak ama buna fırsat kalmadan Süsen kayıplara karışacaktır. “Mercan’a Güzelleme”, Ağa Maruf’un dördüncü karısı genç ve güzel Mercan ekseninde gelişen bir cinayet hikâyesidir ve Mercan’a karşılıksız bir aşkla tutulmuş olan fotoğrafçı Erol’un Ağa Maruf tarafından öldürülmesi ve cesedin üç kadın tarafından elbirliğiyle ortadan kaldırılışını anlatır; kırsalda yaşanan aşk ve cinsellik üzerine çarpıcı bir atmosfer kurar. “Ormanda Bir Deniz Kabuğu Gibi”, olanca yoksulluk ve yoksunluk içindeki iki ilkokul arkadaşının yıllar sonra gerçekleşen hazin karşılaşmaları üzerine kuruludur; anlatıcı Nurdan, hikâyenin sonunda, kendini “dünyada yalnız, yapayalnız, ormandaki bir deniz kabuğu gibi yalnız” hisseder. “Yılanlar Yıldızlar”, göl kıyısında yaşanan bir aşk beraberliğinin mitolojik göndermelerle yüklü hikâyesidir ve anlatıcının iç konuşması aracılığıyla yansıtılır. Kitabın en uzun hikâyesi olan “Solgun Bir Sarı Gül”, 35 yaşındaki “tur sorumlusu” Tuğrul’un ekseninde ve tümü de eski İstanbul hanımefendisi olan Şen Hanım, Ayşen Hanım gibi yaşlı kadınlar çevresinde yaşanan ilişkilerden örülü, “İstanbul güzellemesi” niteliğinde bir hikâyedir. Yitirilmiş güzelliklere yakılmış bir ağıt olarak da okunabilecek hikâyenin sürprizi, “seramiğin bulunuşu” olarak belirtilen bir “Çeroki” efsanesidir.



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir