10. Sınıf Din Kültürü Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 69
“10. Sınıf Din Kültürü Ders Kitabı Cevapları Sayfa 69 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
10. Sınıf Din Kültürü Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 69
Musiki, tarihimizde çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılan bir yöntemdir. Doğadaki su, kuş gibi varlıkların seslerinden tedavi amacı ile faydalanılmıştır. Edirne ve Fatih Darüşşifası bunlara örnektir.55 İslam medeniyetinde musiki alanındaki ilk çalışmalar Kin- dî, Farabi ve İbn Sina gibi filozoflar tarafından yapılmıştır. Itrî ve Dede Efendi gibi bestekârların eserleri de musiki alanında önemli bir yere sahiptir.
Türk Musiki Tarihinin önde gelen simalarından biri olan Buhûrîzâde Mustafa Itrî Efendi (öl. 1711), özellikle bestekârlığı ile tanınmıştır. Türk musikisinde cami, tekke ve klasik musiki alanlarında verdiği eserleriyle öne çıkar. Özellikle peşrev, saz semaisi, naat, tekbir, salâ ve ilahi türlerinin her formunda eser vermiş birkaç sanatkârdan biridir. Itrînin eserleri, alışılmışın dışında bir melodi örgüsüne de sahiptir. Itrî, çoğunlukla Fuzûlî, Nevî, Şehrî, Nâbî gibi şairlerin manzumelerini bazen de kendi güftelerini bestelemiştir. Cami musikisinin şaheserleri arasında bulunan segâh tekbir, salât-ı ümmiyye ve “naat-ı Mevlânâ” onun öne çıkan bestelerindendir.
Hat
Hat, Arap harflerinden doğarak İslam medeniyetinde bağımsız bir konum kazanan güzel yazı (hüsnühat) sanatıdır. “Yazı, çizgi” gibi manalara gelir. “Fiziki aletlerle meydana getirilen ruhanî bir geometri” şeklinde tarif edilen hat sanatı, bu tarife uygun bir estetik anlayış çerçevesinde yüzyıllar boyunca gelişimini sürdürmüştür.58 Hat sanatçılarına “hattat” denir. Hüsnühat sanatı Kur’an-ı Kerim’in dili olan Arapçayı güzel yazma sanatıdır. Hz. Peygamber’e gelen Kur’an ayetlerini onun talimatına göre yazan vahiy kâtiplerinden günümüze kadar İslam dünyasında binlerce hattat yetişmiştir. Bu hattatların çalışmalarıyla “Aklâm-ı Sitte” (Sülüs, Nesih, Muhakkak, Reyhani, Tevki, Rika) yazı usulü meydana çıkmıştır.
Mehter teşkilatının geçmişinde Orhon Yazıtları’nda hükümranlık sembolü olarak geçen nevbet davulu zikredilirse de mehter ve mehterhâne terimlerine XVI. yüzyıl Osmanlı belgelerinde rastlanır. XIX. yüzyıla kadar Türk İslam devletlerinin teşkilatlarında yer alan bando takımlarının barışta ve savaşta icra ettikleri göreve “nevbet vurma”, bu takımlara da mehterhânenin yanı sıra “nevbethâne” de deniliyordu. Büyük Selçuklu’daki bu teşkilat daha sonra Anadolu Selçukluları’na, onlardan da Osmanlı’ya geçmiştir. Günümüzde bazı belediyelerin bünyesindeki mehter takımları bu tarihî kültür mirasını yaşatmak amacıyla çalışmalarını sürdürmektedir.
- Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır.
10. Sınıf Meb Yayınları Din Kültürü Ders Kitabı Sayfa 69 Cevapları ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.























