Yükleniyor...
Evvel Cevap
10. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 183
10. Sınıf Felsefe Meb Yayınları
10. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 183

“10. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 183 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

10. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 183

Örnek Metin

YÜCE ALLAH’IN ZATINI TANIMA

(…) Aklın apaçık bilgilerindendir ki, sonradan olan bir şey (hâdis), var olabilmek için, onu varlık alanına çıkaracak bir sebebe mutlaka muhtaçtır. Alem sonradan var olmuştur; şu hâlde onun da var olmak için mutlaka (yaratıcı) bir sebebe ihtiyacı var. “Sonradan olan bir şey, var olabilmek için bir sebebe mutlaka muhtaçtır” sözümüzün anlamı gayet açıktır. Çünkü sonradan olan her şey, belirli bir zaman noktasında var olmuştur ve onun bu zamandan önce de sonra da var olması aklen mümkündür. Öyleyse önceki veya sonraki bir vakitte değil de o özel zamanda var olması bir tayin ve tercih edicinin (muhassıs) olmasını gerektirir (ki, o da Allah’tır).
“Âlem sonradan var olmuştur” sözümüze gelince, bunun kanıtı da şudur: Âlemi oluşturan cisimler ya hareket ya da sükûn (durma) hâlinde bulunurlar. Hareket ve sükûnun ikisi de sonradan var olmuşlardır. Sonuçta sonradan olma şeylerden (hareket ve sükûndan) kurtulamayan varlığın (âlemin) kendisi de sonradan olmadır. Bu kanıtta üç tez vardır:
a. “Cisimler ya hareket ya da durma hâlinde bulunurlar” sözümüz. Bu apaçık ve zorunlu bir bilgi olup, herhangi bir düşünüp taşınmaya ihtiyaç göstermez. Nitekim bir kimse aynı cismin (aynı anda) hem hareketli hem hareketsiz olabileceğini düşünüyorsa o kimse akıl yolunu bırakıp cahillik yoluna koyulmuş demektir.
b. “Hareket ve sükûnun ikisi de sonradan var olmuşlardır” sözümüz. Bunun kanıtı da bu ikisinin daima birbirini izlemesi, ancak birinden sonra diğerinin gelebilmesidir. (…) Duran hiçbir şey yoktur ki akıl onun hareket edebileceğini de düşünmesin ve yine hareket eden hiçbir şey yoktur ki, akıl onun durabileceğini de düşünmesin.
c. “Sonradan olma şeylerden (hareket ve sükûndan) bağımsız olmayan varlığın (âlemin) kendisi de sonradan olmadır (hâdis)” sözümüz. Bunun kanıtı da şudur: Şayet böyle olmasaydı her hâdisten önce başlangıcı olmayan başka hâdis varlıklar bulunur ve bütün o varlıklar son bulmadığı için var olma sırası şimdiki (var olma sırası beklediği farz edilen) varlığa gelmezdi. Çünkü sonsuz varlığın son bulması saçmadır.
(…) Allah Teâlâ kadimdir; ezelden beri vardır. O ezelîdir yani varlığının bir başlangıcı yoktur. Aksine her varlığın öncesinde O vardır; her ölü ve canlının öncesinde O vardır. Bunun kanıtı şudur: Şayet Allah hâdis olsaydı, yani ezelî varlık olmasaydı O da bir var ediciye muhtaç olurdu; O’nu var eden de bir başka var ediciye muhtaç olur ve bu sonsuzca böyle devam ederdi. Sonuçta varlığı sürekli bir sebebe bağlı olan şey ya var olamaz ya da kendisi ilk olan bir kadîm (başlangıçsız) yaratıcıya muhtaç olur. İşte bu sonuncu (kadîm yaratıcı) varlık, bizim aradığımız sonuçtur; yani O, âlemin yaratıcısı, başlatıcısı, meydana getiricisi, ihdas edicisi ve benzersiz şekilde ortaya çıkarıcısıdır.

  • CevapBu sayfada soru bulunmamaktadır.

10. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 183 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.

Ders ve Çalışma Kitabı Cevapları
Benzer İçerikler

Yeni Yorum