10. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 76
“10. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 76 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
10. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 76
Oluş Felsefesi
Evrendeki varlıkların değişmez olduğu anlayışına eleştiri niteliğindedir. Bu yaklaşıma göre var olan her şey, sürekli bir değişim ve oluş hâlindedir. Bu varlık felsefesi yaklaşımı, Herakleitos (MÖ 540-480) ve Alfred North VVhitehead [Alfred Nort Vaythed (1861 -1947)] tarafından savunulur.
Herakleitos: Her şeyin her an değiştiğini savunan Herakleitos’a göre değişmeden kalan hiçbir şey yoktur. Varlıkların değişimi, tesadüfen değil belli bir ilkeye göre gerçekleşir. Herakleitos bu ilkeye “logos” adını verir. Her şey değişse de değişimi düzenleyen “logos” değişmez. Herakleitos, varlığın ana maddesinin de sürekli değişen “ateş” olduğunu savunur.
Alfred North Whitehead: Evrenin olaylardan meydana geldiğini iddia eder. Yaşanan her an, bir olaydır. Olay, bir kez yaşanır ve bir daha asla tekrar etmez. Her olay, kendinden önceki olayların sonucu; kendinden sonrakilerin ise nedenidir. Bu bakımdan evren oluş hâlindedir, olayların birbirini takip ettiği bir yapıya sahiptir
—> Fenomeneioji
Asıl varlıkların fenomenler olduğunu, fenomenlerin ise duyusal alanın dışında bir gerçekliğinin başka bir ifadeyle özünün bulunduğunu savunur. Bu yaklaşım, insanların deneyimlerini ve bilinç durumlarını inceleyerek varlığın özüne ulaşılabileceği iddiasındadır. En önemli temsilcilerinden biri Edmund Husserl’dir [Edmond Hussel (1859-1938)].
Edmund Husserk Varlıkların özünün, Platon’un ideaları gibi bilinmeyen bir yerde veya varlıkların içinde değil insanın bilincinde olduğunu savunur. E. Husserl’e göre insan, bilinci üzerine düşünerek fenomenlerin özüne ulaşabilir. İnsanın sahip olduğu bazı ön yargılar, rastlantısal öğeler, inançlar vb. unsurlar, özün bilgisine ulaşmayı engeller. Özün bilgisine ulaşmak için varlığa ait birtakım niteliklerin bir kenara bırakılarak varlıktan soyutlanması başka bir deyişle paranteze alınması gerekir. Paranteze almalar sonunda nesnelerin aslı olan ve hiç değişmeyen özü elde kalır.
Varoiuşçutuk
Varoluşçuluk, 19. yüzyılın sonlarında ortaya çıkıp 20. yüzyılda yaygınlaşan bir felsefi akımdır. Bu akım; insanın varoluşunu, yaşam biçimlerini ve süreçlerini anlamaya odaklanır. Varlıktan çok insanın kendi varlığını sorgulaması ve tanımlaması üzerinde durur. Özgürlük, sorumluluk ve varoluşsal kaygılar varoluşçuluğun temel konularıdır. Jean-Paul Sartre [Jan Pol Şart (1905- 1980)] bu düşüncenin en önemli temsilcilerinden biridir.
Jean Paul Sartre: İnsanın, diğer varlıklardan farklı olarak varoluşunun bilincine sahip bir varlık olduğunu savunur. Sartre’a göre insan dışındaki tüm varlıklarda öz, varoluştan önce gelir. Örneğin yazı yazma özü için kalem, kâğıt; kesme özü için makas meydana gelir. İnsan, bu dünyaya atılmış bir varlık olarak öze sahip değildir. Oysa insan, var olduktan sonra sahip olduğu özgürlükle kendi özünü belirler. Bu özgürlük, insana sorumluluk da yükler. İnsan, yerine getirdiği her bir eyleminden sorumludur.
Soru: Aşağıdaki soruları cevaplayınız.
Soru: 1) Platon ile Hegel’in idealizm anlayışları, hangi bakımlardan birbirinden ayrılır?
- Cevap: Platon, değişmeyen ve mükemmel ideaların asıl gerçeklik olduğunu savunur. Hegel ise asıl gerçekliği “tin” olarak görür ve tin’in sürekli değişim ve gelişim hâlinde olduğunu ileri sürer.
10. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 76 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.























