10. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 97
“10. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 97 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
10. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 97
Aristoteles: Akıl, bilgiyi hatırlayan değil duyularla birlikte bilgiye ulaşan bir araçtır. Bu nedenle bilgiyi elde etmede hem duyular hem de akıl birlikte rol oynar. Duyular, varlıkların maddesi hakkında bilgi verirken akıl ise bu maddelerin biçimlerini anlamaya yardımcı olur. Önemli olan tek tek varlıkların bilgisi değil bu varlıklardan hareketle elde edilen genel bilgidir. Başka bir deyişle varlıkların özsel niteliklerini bilmek, bilgiye ulaşmak için gereklidir. Tümdengelim yoluyla varlıklara ait ortak özellikler soyutlanarak varlığın genel bilgisine ulaşılabilir.
Soru: 1) Şüpheci filozoflar, bilginin imkânını reddederken hangi argümanları öne sürmüştür?
- Cevap: Şüpheci filozoflar, bilginin imkânsız olduğunu çünkü duyuların insanı yanıltabileceğini savunmuşlardır. Onlara göre algılar kişiden kişiye değişir ve güvenilir bir ölçüt yoktur; bu yüzden kesin bilgiye ulaşmak mümkün değildir.
Soru: 2) Dogmatik filozofların bilginin mümkün olduğunu savunma gerekçeleri nelerdir?
- Cevap: Dogmatik filozoflar ise bilginin mümkün olduğunu savunur. Sokrates’e göre insan doğuştan bilgilere sahiptir ve onları hatırlayabilir, Platon’a göre gerçek bilgi akıl yoluyla idealar dünyasına ulaşmaktır, Aristoteles’e göre ise bilgiye hem duyular hem de akıl aracılığıyla varılır.
Soru: 3) Bilginin imkânı konusunda şüpheci filozofların düşünceleri mi yoksa dogmatik filozofların düşünceleri mi size daha ikna edici geliyor? Gerekçelendirerek açıklayınız.
- Cevap: Dogmatik filozofların düşünceleri bana daha ikna edici geliyor çünkü insan aklını ve deneyimini kullanarak olayları anlayabilir ve doğruluğunu sınayabilir. Şüphe etmek önemlidir ama sürekli şüphe, gerçeğe ulaşmayı engeller.
Soru: Aşağıdaki açıklamadan ve karekodda yer alan metinden yararlanarak soruları cevaplayınız.
R. Descartes, bilgi arayışında şüphe yöntemini kullanarak kesin ve mutlak bilgilere ulaşmayı amaçlar. Şüpheci bir yaklaşıma sahip olan R. Descartes’ın septiklerden farkı, şüpheyi araç olarak kullanmasıdır. R. Descartes, bir kere doğruluğunu kanıtladığı bilgiden asla şüphe etmez.
R. Descartes’a göre bir bilgi, kesin olmalı; gerçek olana ait olmalı ve kendisinden şüphe duyul- mamalıdır. Aklın kendiliğinden sahip olduğu şüphe duyulamaz bilgilere açık ve seçik bilgiler adını veren R. Descartes, bu tür bilgilerin doğru kabul edilmesi gerektiğini iddia eder. Örneğin bir matematiksel bilgi olan karenin dört kenarı olduğu bilgisi gibi zaman, renk, Tanrı’nın varlığı vb. bilgiler de açık ve seçik bilgilerdir. Bu tür bilgilere ulaşmak için de R. Descartes, şimdiye kadar edindiği tüm bilgilerin özellikle de kendisini yanıltan duyularla edinilmiş bilgilerin doğruluğundan şüphe ederek işe başlar. Uyurken sahip olunan duyusal deneyimlerle uyanıkken sahip olunan duyusal deneyimlerin niteliksel olarak aynı olduğunu belirtir. Bu nedenle gördüğü her şeyin bir rüyadan ibaret olup olmadığından şüphe duyar. Ona göre rüyasında ateşin başında oturduğunu gören biri, uyandığında yatakta olduğu gerçeğini kavrar. Gördüğü şeyin sadece bir rüya olduğunu anlar. Bu durumda uyanık olduğunu düşünen biri, o anın bir rüya olup olmadığını bilemez. O hâlde hakikate nasıl ulaşılabilir? R. Descartes; tüm bu muhakemeyi yapan, düşünen, böylece var olduğunun bilincinde olan insanın kendi varlığından şüphe duyulamayacağını belirterek apaçık bilgiye ulaşır. “Düşünüyorum öyleyse varım.” sözleriyle bu görüşünü ifade eder.
- Cevap: Bu etkinliğin cevabı diğer sayfadadır. (Bkz. sayfa 98)
10. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 97 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.


Yeni Yorum