Yükleniyor...
Evvel Cevap
10. Sınıf Tarih Kavram Öğretimi Kitabı Cevapları Sayfa 90
10. Sınıf Tarih Kavram Öğretimi Kitabı
10. Sınıf Tarih Kavram Öğretimi Kitabı Cevapları Sayfa 90

“10. Sınıf Tarih Kavram Öğretimi Kitabı Cevapları Sayfa 90” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

10. Sınıf Tarih Kavram Öğretimi Kitabı Cevapları Sayfa 90

DERVİŞ

Yönerge: Aşağıda verilen kavram ağı ve şiirdeki metinleri tahlil ederek soruları cevaplandırınız.

DERVİŞ

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ

Sencer Dönemi’nde, bölgede yoğun olarak yaşayan ve hâlâ yarı göçebe hayat süren Türkmen kitleleri arasına girerek ilahiler söyleyen, şiirler okuyan, Allah rızası gözetmek gayesiyle halka birçok iyilikte bulunan, onlara cennet ve saadet yollarını gösteren, Türkmen zümrelerinin dinî bir kutsiyet verdikleri ozanlara benzettikleri çok sayıda derviş bulunmaktaydı.

OSMANLI DEVLETİ

Osmanlının kurulduğu dönemde dervişler oldukça faal durumdaydılar. Bu dervişlerden bazıları Şeyh Edabalı ve Geyikli Baba örneklerinde görüldüğü üzere Vefaiyye tarikatına mensup iken Abdal Musa, Karaca Ahmet, Abdal Murat, Abdal Mehmet, Postinbuş Baba gibi bazı isimler Abdallan-ı Rum adı verilen zümreye mensuptur. Osmanlı topraklarında tarikatların tam manasıyla yayılmadığı bu dönemde değişik bölgelerde pek çok dervişin müstakil olarak faaliyette bulundukları, kurdukları zaviyelerinde “ayende ve revende”ye (gelen ve giden) hizmet ettikleri bilinmektedir.

YUNUS EMRE

Yunus’a göre, dervişin dört yanında dört ulu kapı vardır . Bunlar şeriat, tarikat, marifet ve hakikattir. Şeriat, emir ve nehyi bildirir. Tarikat, kulluğa bel bağlamayı; marifet, gönül gözünün açılmasını ya da bilmenin ötesine geçip “tanımayı/arif olmayı”; hakikat ise ete kemiğe bürünen insanda İlahî olanı müşahede etmeyi ifade eder. Tasav- vufi ıstılah içinde bu dört kavramın sıralaması şeriat-tarikat-hakikat-marifet şeklindedir. “Marifet bunların sonucudur ve insanın yaradılışındaki amaç da marifettir.”

ŞEYH EDEBALİ

Usul, füru, tefsir, hadis ve fıkıh konusuna eğitim almış olan Şeyh Edebali, Osmanlı Beyliği kurulmadan önceki dönemde de bölgede büyük şöhrete sahip olmuş, bütün halkın saygı duyduğu, oldukça zengin, bâtıni, irşada yetkin ve hanesinden misafir eksik olmayan bir şahsiyet olduğu Aşıkpa- şazade ve ondan esinlenen diğer kaynaklar tarafından açık şekilde ifade edilmektedir.

DUĞLU BABA

Osman Gazi ve Orhan Gazi Dönemlerinde yaşamış olup Kalenderi meşrep karakteriyle tanınan dervişlerden biri Duğlu Baba’dır. Gelibolulu Mustafa Ali’nin ermiş, veli ve meczup bir şahsiyet olarak nitelendirdiği Duğlu Baba’nın Bursa’nın fethinde büyük yararlılıklar gösterdiği, savaş esnasında, iki taraf arasında çarpışmaların hızlandığı bir dönemde gazilerin ve dervişlerin sıcaktan bitap düştükleri bir sırada, elinde bir ayran bakracıyla onların yardımına koştuğu, susuzluklarını giderip dualarına mazhar olduğuna dair bir rivayet vardır.

KARACA AHMET

Karaca Ahmet’in Osman Gazi Dönemi’nde Anadolu’ya geldiği ve bu tarihten itibaren bilhassa Orhan Gazi Dönemi’nde yapılan fetihlere katıldığı anlaşılmaktadır. O, Bursa’nın fethinden sonra burada bir zaviye kurmuştur. 1329’da Bizanslılarla yapılan Palekonon Savaşı’na iştirak etmiş, savaştan sonra Üsküdar bölgesine gelerek bugün kendi adıyla anılan mezarlığın bulunduğu bölgeye yerleşmiş, kurduğu tekkesi vasıtasıyla burada iskân faaliyetlerine katılmıştır.

GEYİKLİ BABA

Yaygın inanışa göre Geyikli Baba, ulu bir geyiğe binerek Bursa’nın fethine katılmıştır. Savaş sırasında olağanüstü kahramanlıklar göstermiş, elinde altmış okka bir kılıç olduğu hâlde muhasara ordusunun önünde savaşmış ve “Kızıl Kilise” adı verilen bölgeyi bizzat kendi gayretiyle ele geçirmeyi başarmıştır.

SOMUNCU BABA

Bursa Ulucami’nin açılışı sırasında hükümdarın damadı Emir Sultan kendisine yapılan hutbe okuma teklifini, “gavsıazam şu anda bu şehirdedir, onların mübarek varlığı varken halka nasihat ve hitap etmeyi bize teklif etmek münasip değildir.” diyerek reddetmiş ve bu görevin Somuncu Baba’ya verilmesini tavsiye etmiştir. Bunun üzerine Yıldırım Bayezit, cuma namazını kıldırma ve hutbe okuma görevini Somuncu Baba’ya tevcih edince o da mecburen hutbeye çıkmak zorunda kaldı, namazdan sonra verdiği vaazda Fatiha suresini yedi farklı şekilde tefsir etmiştir.

  • Cevap: Bu sayfada soru bulunmamaktadır. 

10. Sınıf Tarih Meb Yayınları Kavram Öğretimi Kitabı Cevapları Sayfa 90 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.

Ders ve Çalışma Kitabı Cevapları
Benzer İçerikler

Yeni Yorum