Kitap Cevapları TIKLA
Soru Sor TIKLA
10. Sınıf Meb Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları

10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 167

“10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Sayfa 167 Meb Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

10. Sınıf Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları Sayfa 167

Felâtun:
“Estağfurullah, efendim, ne demek! Aklıma gelen şu ki; biz, şu ‘be’yi görmüş isek de böyle ‘be’ler görmemişizdir. Hani ya demek isterim ki; efendim, böyle karışık şeyler ile hanımların aklı karışmasa daha iyi olurdu.”
Margrit:
“Öyle ama bu harfle i öğrenmemiş olsak harfle i birbirine nasıl bitiştirebiliriz? İşte pederimin demin bahsettiği kitapçık yanımızdadır. Biz hoca efendinin verdiği dersleri o kitapçığa uygun değil, ondan daha iyi bulmaktayız.” dedi.
Kız kitapçığı açıp zikredilen harfle i gösterdi ise de, Râkım ona gerek bırakmayıp bir kalem alarak:
“Efendim! Diyelim ki ‘Mustafa’ yazacak olsak ‘mim, sad, ti, fe, ye’ diye yazmayız. Bunları mutlaka birbirine bağlayarak yazarız …” deyince, Felâtun bunun da farkına varmış ve bu defaki utanması, öncekini geçmiştir.
Amma yaptınız ha! Artık Felâtun harfle i heceleri bilmesin, olur mu?
Bilmiyor değildi. Fakat hani ya bazı adamlar vardır, kendi bildikleri şeyleri nasıl öğrenmiş olduklarını bilmezler. İşte Felâtun Bey dahi bildiği şeyi nasıl öğrenmiş olduğunu bilmeyenlerdendi.
İçinde bulunduğu zor duruma daha fazla dayanamayan Felâtun Bey, gitti. Râkım ise, o gittikten sonra hakkında ne iyi ne de kötü bir şey konuştu. Sadece kendi işiyle uğraştı. Fakat akşam üzeri giderken kızlara ve anne babalarına; “Efendim, böyle haftada bir dersi hanımlar için az, bana ettiğiniz iyiliği ise çalışmama bakarak fazla buluyorum. İzin verirseniz dersleri haftada iki defaya çıkartalım.” demiş ve bu isteği memnuniyetle kabul olunmuştu.
Mister Ziklas’ın evinde Râkım Efendi’nin bir ayda ne kadar sevildiğini bilmek ister misiniz? O kadar ki, adı geçen aile arasında yalnız hoca sıfatıyla kabul görmezdi. Aile dostu, namuslu, edepli, utangaç, bilgili, olgun bir insan olarak kabul görüyor; Râkım’a çok iyi davranılıyordu.
(…)
Felâtun, babası öldükten sonra günlerini babasından kalan mirası büyük bir savurganlıkla tüketerek geçirmeye başlar. Polini adlı bir aktrise âşık olur. Felâtun’un yalnızca parasına göz dikmiş bir servet avcısı olan Polini, sonunda Felâtun’un babasından kalan bütün serveti tüketmekle kalmaz; bir de onu yüklü miktarda borca sokar. Felâtun bir tanıdığının aracılığıyla Cezayir’de bir mutasarrıflık (kaymakamlık) görevi elde ederek İstanbul’dan ayrılmak zorunda kalır.
Râkım, Hariciye Nezaretindeki yazı işleri dairesindeki memuriyetinin yanı sıra çalışkanlığı ve zekâsıyla giriştiği her işte başarılı olur; zenginleşir. Canan’a Türkçe ve Fransızca öğretir. Ona piyano dersi aldırır. Canan her bakımdan eğitimini tamamlayınca Râkım onunla evlenir.

Metin ve Türle İlgili Açıklamalar
Türk Edebiyatında Roman
Türk Edebiyatında roman; Tanzimat, Servetifünun, Millî Edebiyat ve Cumhuriyet Dönemi’nde farklı anlayışlarla temsil edilmiştir.
Tanzimat Dönemi’nde Roman
Roman, Türk edebiyatına Tanzimat Dönemi’nde Yusuf Kâmil Paşa’nın Fransız yazar Fenelon’dan çevirdiği Telemaque (Telemak) adlı eserle girmiştir.

  • CevapBu sayfada soru bulunmamaktadır. 

10. Sınıf Meb Yayınları Türk Dili ve Edebiyatı Ders Kitabı Sayfa 167 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.

2024 Ders Kitabı Cevapları
🙂 BU İÇERİĞE EMOJİYLE TEPKİ VER, PAYLAŞ!
3
unlike
1
love
0
happy
0
clap
0
confused
0
sad
0
angry

Bir yanıt yazın

**Yorumun incelendikten sonra yayımlanacak!