“11. Sınıf Din Kültürü Ders Kitabı Cevapları Sayfa 91 SDR İpekyolu Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

11. Sınıf Din Kültürü Ders Kitabı Cevapları SDR İpekyolu Yayınları Sayfa 91

Davet, Tebliğ, İrşat, Emr-i bi’l Ma’ruf Nehy’i ani’l-Münker Cihat kavramı; davet, tebliğ ve irşat kelimeleriyle doğrudan ilişkilidir. Bunun yanında cihat kavramının aynı zamanda emr-i bi’l ma’ruf nehy’i ani’l-münker sorumluluğuyla da ilişkisi vardır. Dinî açıdan davet ve tebliğ kavramları aynı anlamda ve birbirinin yerine kullanılır. Buna göre tebliğ, sözlükte; duyurmak, açıklamak, ulaştırmak gibi anlamlara gelir.1 Cihat nasıl ki Allah’ın (cc) dini İslam’ı insanlara duyurmak için yapılıyorsa davet ve tebliğ de aynı güzel amaç için yapılır. İslam ahlakına göre her kim olursa olsun insanlar, tatlı dille ve en güzel şekilde Allah’a (cc) iman etmeye çağrılmalıdır. Bir ayette “Firavun’a gidin çünkü o, iyiden iyiye azdı. Ona yumuşak söz söyleyin. Belki o, aklını başına alır ve korkar.”2 buyrulur. Böylece tatlı dille ve ikna yoluyla tebliğde bulunmanın ahlaki bir sorumluluk olduğuna dikkat çekilir. Dinî ve ilahi bir sorumluluk olarak tebliğ görevini yerine getiren kişi aynı zamanda insanları irşat etmiş olur. Dolayısıyla cihat sorumluluğunu yerine getiren kişi irşat görevini yapmış sayılır. Çünkü dinî literatürde irşat; yol göstermek, rehberlik etmek, birine İslam’ı tanıtmak gibi anlamlara gelir.3 Zaten cihadın amaçlarından biri de İslam’ın tanınması, bilinmesi için çalışmaktır.4 İslam’ın tanınması, bilinmesi, öngördüğü ilkelerin uygulanıp yaygınlaşması için yapılması gereken çalışmalardan biri de emr-i bi’l ma’ruf nehy’i ani’l-münkerdir. Dinî bir terim olarak emr-i bi’l ma’ruf nehy’i ani’l-münker; iyiliği, hayrı tavsiye etmek, kötülüğü ve çirkin olanı engellemek demektir. Bu konudaki sorumluluk; ahlaki değerlerin, dinin ve aklın emrettiği güzelliklerin yaygınlaşıp yerleşmesi için el, dil ve mal ile mücadele etmeyi gerektirir.1 2 3 4 5 6 7 Bu da tıpkı cihadın anlamında belirtildiği gibi hak ve adalet, iyilik, güzellik ve hayır uğrunda canla, başla mücadele etmek demektir.6 Cihat gibi emr-i bi’l ma’ruf nehy’i ani’l-münker de Müslümanlara farzdır. “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.”7 mealindeki ayette bu durum vurgulanır. Ancak burada dikkat çekilen husus, tek tek her Müslüman’ın yapması gereken farz (farz-ı ayn) değildir. Emr-i bi’l ma’ruf nehy’i ani’l-münker görevini yapmak farz-ı kifâyedir. Yani bir grup Müslüman’ın yapması ile diğerlerinden bu konudaki sorumluluk kalkmış olur. Zaten ayette geçen “Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun...” ifadesi de söz konusu dinî emrin farz-ı kifâye olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Mümin erkekler ve mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar; iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resulü’ne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azizdir, hikmet sahibidir.”
  • CevapBu sayfada soru bulunmamaktadır.

11. Sınıf SDR İpekyolu Yayınları Din Kültürü Ders Kitabı Sayfa 91 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.