11. Sınıf Felsefe Beceri Temelli Etkinlik Kitabı Cevapları Sayfa 52
11. Sınıf Felsefe Beceri Temelli Etkinlik Kitabı Sayfa 52 Cevapları Meb Yayınları'na ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.
11. Sınıf Felsefe Beceri Temelli Etkinlik Kitabı Cevapları Sayfa 52
dir Yaradayım varlığım ve arazların sonradan meydana geldiğini bilmek gibi.) doğruluğuna duyulan güvene benzer bir güven miydi? Yoksa bunlara duyulan güven, aldanma ve gafletten uzak olan gerçek bir güven miydi?”
Bu düşünceler ile bütün gücümle duyu organlarına dayalı verileri ve zorunlu akıl prensipleri üzerine düşünmeye koyuldum. “Acaba bunlara karşı da içimde kuşku duyulabilir miyim?” diye düşündüm. Uzun süre tereddüt döneminden sonra duyu organlarına dayalı bilgilerin doğruluğuna güvenmeye de gönlüm izin vermedi. Vicdanımda duyduğum bu şüphe gittikçe arttı, vicdanım bana şöyle sesleniyordu:
“Duyu organları ile elde edilen bilgilere nasıl güvenebilirsin? Duyu organlarının en güçlü olanı görme duyusu (göz) değil midir? Göz gölgeye bakar,; onun durgun ve hareketsiz olduğunu görür. Sonra gölgenin hareketsiz olduğu hükmüne varır,”
Daha sonra belli bir sürenin geçmesi ile tecrübe ve gözlem sonucunda gölgenin hareketli olduğunu anlar. Ancak gölgenin hareketi bir defada ve birdenbire oluşmaz, yavaş yavaş ve milim milim meydana gelir. Bu hareket öylesine devamlıdır ki gölgenin durgun olduğu bir an bile bulunmaz. Yine aynı göz yıldızlara bakar ve onların sadece küçük bir altın lira büyüklüğünde olduklarını görür. Daha sonra astronomi ilminin delilleri, o yıldızların dünyadan kat kat daha büyük olduklarını ortaya koyar. îşte duyu organlarından biri, bura- dakine benzer bir hükme varıyor. Daha sonra akıl hakemi ortaya çıkarak duyu organlarının verdiği hükmün savunulmayacak şekilde yanlışlığını ortaya koyuyor ve onu ihanet ile suçluyor.
O zaman şöyle dedim:
“Öyleyse duyu organlarının verdikleri bilgilere duyulan güven de kayboldu. Galiba evveliyat denilen akli bilgilerden başka güvenilecek bir şey kalmadı. Şu sözleri örnek olarak verebiliriz:
On sayısı, üç sayısından daha büyüktür.
Bir şey aynı anda hem ispat ve hem inkâr edilemez.
Bir şeyin hem hadis (sonradan olan) olduğu hem de kadim olduğu (başlangıcının bulunmadığı) söylenemez, hem var hem yok olduğu söylenemez, hem varlığı zorunlu (vacip) ve hem varlığı imkânsız (muhal) olduğu söylenemez:”
Böyle düşünmeye başlayınca duyu organlarım bana şu sözlerle karşı çıktılar:
“Aklınla elde ettiğin bilgilere karşı duyduğun bu güvenin daha önce duyu organlarınla elde ettiğin bilgilere karşı duyduğun o güven gibi olmadığından nasıl emin olabilirsin? (...)
Öyleyse akıl hakemi ortaya çıkarak duyu organlarının verdiği bilgilerin yanlışlığına nasıl hükmettiyse akıl idrakinin ötesinde başka bir hakem doğabilir ve onun sağladığı bilgilerin yanlış olduğuna hükmedebilir”
(...)
Bu hastalık amansız bir hâle geldi ve yaklaşık olarak iki ay sürdü. Bu iki aylık süre içinde ben fiilen “safsatacı” (her şeyden şüphe eden) bir hâl üzereydim. Ancak içinde bulunduğum bu durumu kimseye söylemiyor, sözlü olarak ifade etmiyordum.
Nihayet Cenabıhak beni bu amansız hastalıktan kurtardı. Vicdanım tekrar eski sağlıklı hâline kavuştu.
Artık vicdanım zorunlu akli bilgileri makbul ve geçerli görmeye, onlara güvenmeye ve doğruluklarını kabul etmeye başladı.
- Cevap: Bu sayfada herhangi bir soru bulunmamaktadır.
11. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Beceri Temelli Etkinlik Kitabı Sayfa 52 Cevabı ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.
Henüz yorum yok
Sorularını paylaş, diğer öğrencilerin yorumlarını oku. Yorumlar onaydan sonra yayınlanır.
Henüz yorum yok