11. Sınıf Felsefe Beceri Temelli Etkinlik Kitabı Sayfa 86 Cevapları Meb Yayınları'na ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

11. Sınıf Felsefe Beceri Temelli Etkinlik Kitabı Cevapları Sayfa 86

... olduğunu söylemek, bana hemen hemen bir çelişki gibi görünüyor: zihne kazımak, eğer bir anlamı varsa belli doğruları algılanabilir kılmaktan başka bir şey olamaz. Çünkü bir şeyi zihne, zihnin onu algılamadığı biçimde kazımak bana anlaşılmaz görünüyor. Buna göre eğer çocukların ve budalaların üzerinde bu izlenimlerin kazılı olduğu ruhları, zihinleri, varsa onların bunları kaçınılmaz olarak algılamaları ve bu doğruları zorunlu olarak bilmeleri ve onaylamaları gerekir; bunu yapamadıklarına göre bu tür izlenimlerin olmadığı da apaçıktır. (...) Kapasitenin doğuştan, bilginin ise kazanılmış olduğunu söylüyorlar: böyleyse birtakım doğuştan özsözler bulunduğunu söylemek neye yarar? Eğer doğrular zihne, zihin onları algılamadan kazılabilirse zihnin bilebileceği doğrular arasında kaynak bakımından nasıl ayrım bulabileceğini anlayamıyorum; hepsinin ya doğuştan, olması ya da dışarıdan gelmesi gerekir; bir insanın onları ayırt etmeye çalışması boşunadır.

15. Zihni birçok doğruya ulaştıran adımlar. Duyular önce tikel ideleri içeri alır, henüz boş olan odayı döşemeye başlar ve zihin adım adım onların bir kısmını tanıdıkça onları belleğe yerleştirir ve adlandırır. Daha sonra zihin daha da ileri gider ve onları soyutlar ve adım adım genel adları kullanmayı öğrenir. (...) Kimi doğruların bilgisinin zihinde çok erken bulunduğunu kabul ediyorum; fakat bu, onların doğuştan olmadıklarını gösterecek yolda olur. Gerçekten dikkat edersek yine de bu bilginin doğuştan değil, kazanılmış idelerin bilgisi olduğunu görürüz; bu, çocukların ilişki kurdukları, onların duyguları üzerinde en çok etkili olan şeylerin idelerinin bilgisidir. Zihin böyle kazanılmış idelerden kimisinin birbiriyle uyuşup kimisinin uyuşmadığını, belki de belleği kullanmaya başladığı ve seçik ideleri saklama ve alma yeteneğini keşfettiği zaman hemen görür. Fakat ister o zaman isterse başka zaman olsun, bunun, zihnin sözcükleri kullanmasından yani genellikle 4 usu kullanma” dediğimiz duruma gelmesinden çok önce olacağı kesindir. Çünkü bir çocuk nasıl daha sonra (konuşmaya başladığı zaman) pelin ve şekerleme idelerinin aynı şey olmadıklarını bilecekse konuşmaya başlamadan önce de acı ve tatlı ideleri arasındaki ayrımı (acının tatlı olmadığını) bilir.
16. Bir çocuk yediye dek saymaya başlayıncaya, eşitliğin adını ve idesini öğreninceye dek üç dördün toplamının yediye eşit olduğunu bilmez, o duruma gelince bu sözcüklerin açıklanması üzerine bu önermeyi onaylar ya da daha doğrusu onun doğruluğunu algılar. Fakat o zaman kolayca onaylaması bunun bir doğuştan doğru oluşundan gelmediği gibi onaylamanın o zamana dek gecikmesi de usunu kullanamadığından değildir; bunun doğruluğu ona, zihninde bu adların yerini tuttukları açık ve seçik idelerin yerleşmesiyle birlikte görünür. O zaman çocuk bu önermenin doğruluğunu, daha önce bir değnekle kirazın aynı şey olmadıklarını ne yoldan ve neye dayanarak öğrenmişse daha sonra da “Aynı şeyin hem olması hem olmaması olanaksızdır.” neye dayanarak öğrenecekse o yoldan ve ona dayanarak öğrenecektir.

  • Cevap: Bu sayfada herhangi bir soru bulunmamaktadır.

11. Sınıf Meb Yayınları Felsefe Beceri Temelli Etkinlik Kitabı Sayfa 86 Cevabı ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.