Yükleniyor...
Evvel Cevap
11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Hisar Yayınları Sayfa 130
11. Sınıf Felsefe Hisar Yayınları
11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Hisar Yayınları Sayfa 130

“11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 130 Hisar Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Hisar Yayınları Sayfa 130

c. Birey-Devlet İlişkisi

18. yüzyıl-19. yüzyıl Avrupa tarihinin toplumsal ve siyasal açıdan en hareketli dönemlerinin başında gelir. Bu dönemde toplumsal ve siyasal gelişmelerin etkisiyle siyaset ve hukuk felsefesinde geliştirilen teoriler günümüze kadar etkisini sürdürmüştür. Locke, Rousseau, Montesquieu ve Hegel dönemin önemli tartışmalarından biri olan birey-devlet ilişkisi üzerine öne çıkan teorileri geliştirmişlerdir.

• Locke

İktidarın ve devletin kökenini toplumsal sözleşme teorisi ile açıklayan Locke’a göre doğal durum olarak ifade edilen dönemde insanlar birlikte yaşamış ve kimsenin diğerine bir üstünlüğü olmamıştır. Ona göre doğal durum, insanların kendi rızaları ve toplum sözleşmesiyle kendilerini belirli bir siyasal toplumun üyesi yapana dek sürmüş olmalıdır. Locke, doğal durumda insanların mülkiyetleri üzerindeki sahipliklerinin güven altında olmadığını, diğer insanların merkezî bir otoritenin yokluğundan bu hakkı ihlal etme riskinin yaşanmış olduğunu söyler. Bu durumda ona göre “rahat, güvenli ve huzurlu bir yaşam için bir topluluğa katılarak bir birlik oluşturmak ve kendi mülkiyetlerinin emniyetini sağlayıp o toplumun üyesi olmayanlara karşı güven içinde bulunmak” isteği sayesinde insanlar, sahip oldukları bütün gücü merkezî bir otoriteye devretmişler ve böylece devleti ortaya çıkarmışlardır.

İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı ve Toplum Sözleşmesi adlı eserlerinde toplum ve devlet görüşünü özgürlük ve eşitlik kavramlarından hareketle açıklayan Fransız düşünürü. J. Rousseau’nun devlet öğretisi doğal hukuk anlayışına dayanır. Rousseau’ya göre ilk insanlar doğa durumunda tam bir eşitlik ve özgürlük ortamında mutlu bir şekilde yaşamıştır. Bu durumun sona ermesi ise özel mülkiyetin ortaya çıkması ve eşitliğin ortadan kalkmasıyla gerçekleşmiştir. Bu durumu “Bir toprak parçasının etrafını çitle çevirip ‘Bu, bana aittir.’ diyebilen ve buna inanacak kadar saf insanlar bulabilen ilk insan, uygar toplumun kurucusu oldu.” sözüyle ifade etmiştir. Özel mülkiyetin ortaya çıkışıyla doğal eşitlik ve dolayısıyla da doğa durumu sona ermiştir. Böylece “hak” ve “haksızlık” kavramları ortaya çıkmıştır. Doğal eşitliğin ortadan kalkması ile başta güvenlik sorunu olmak üzere toplumsal sorunların ortaya çıkması ise insanları bir toplumsal sözleşme yapmaya zorlamıştır. Bu sözleşmeyle insanlar kendilerini yönetme haklarını bir yönetici grubuna devretmiştir. Böylece devlet ve uygar toplum ortaya çıkmıştır. Ancak bu gelişmelerin sonucunda özgürlük de tamamen ortadan kalkmıştır.

• Montesquieu

18. yüzyıl Fransız düşünürü Montesquieu özellikle toplum, hukuk ve yönetim biçimleri konusunda gerçekleştirdiği karşılaştırmalı araştırmalarla tanınmıştır. Montesquieu; farklı toplumlardaki hukuk sistemlerinin halkın karakterine, ekonomik koşullara vb. çeşitli faktörlere göre değiştiğini söylemiştir. Ona göre belirli bir toplumun genel ruhu kendisine uygun yasalarla ifade edilir. Montesquieu’nün bu görüşleri, siyasetle ilgili temel eserine Yasaların Ru adını vermesinde Montesquieu, İngiliz Anayasası’ndaki kuvvetler ayrılığı ilkesini çok önemsemiş; yasama, yürütme ve yargı güçlerinin ayrılığını ifade eden bu ilkeyi siyaset teorisinin merkezine yerleştirmiştir. Görüşleriyle• Montesquieu 18. yüzyıl Fransız düşünürü Montesquieu özellikle toplum, hukuk ve yönetim biçimleri konusunda gerçekleştirdiği karşılaştırmalı araştırmalarla tanınmıştır. Montesquieu; farklı toplumlardaki hukuk sistemlerinin halkın karakterine, ekonomik koşullara vb. çeşitli faktörlere göre değiştiğini söylemiştir. Ona göre belirli bir toplumun genel ruhu kendisine uygun yasalarla ifade edilir. Montesquieu’nün bu görüşleri, siyasetle ilgili temel eserine Yasaların Ru adını vermesinde Montesquieu, İngiliz Anayasası’ndaki kuvvetler ayrılığı ilkesini çok önemsemiş; yasama, yürütme ve yargı güçlerinin ayrılığını ifade eden bu ilkeyi siyaset teorisinin merkezine yerleştirmiştir. Görüşleriyle

  • CevapBu sayfada soru bulunmamaktadır.

11. Sınıf Hisar Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 130 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.

Ders ve Çalışma Kitabı Cevapları
Benzer İçerikler

Yeni Yorum