Yükleniyor...
Evvel Cevap
11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Hisar Yayınları Sayfa 159
11. Sınıf Felsefe Hisar Yayınları
11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Hisar Yayınları Sayfa 159

“11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Sayfa 159 Hisar Yayınları” ulaşabilmek ve dersinizi kolayca yapabilmek için aşağıdaki yayınımızı mutlaka inceleyiniz.

11. Sınıf Felsefe Ders Kitabı Cevapları Hisar Yayınları Sayfa 159

20. yüzyıl felsefesinin zenginliği ve çeşitliliği; akımları, problemleri (Şema 5.1) sınıflamayı güçleştirmiştir. Öte yandan bu dönemde felsefenin klasik akımlarının ve problemlerinin dışında kalan yeni akımlar ortaya çıkmış ve bu akımlar kimi zaman yeni felsefi problemler üzerinde durmuştur. Sembolik mantık, dil felsefesi, varoluşçu felsefe, psikoloji felsefesi, toplumsal cinsiyet felsefesi, çevre felsefesi ve bilim felsefesi büyük oranda 20. yüzyıl felsefesinin ürünüdür.

a. Fenomenoloji ve Gerçeklik-Görünüş Problemi

Felsefede önemli tartışmalardan biri gerçeklik ve görünüş problemidir. Buna göre fenomen/görü- nen ile gerçeklik birbirinden farklıdır. Bu da fenomenlerin gerçeklikle ilişkisinin açıklanmasını felsefi bir problem olarak ortaya koyar. Fenomenoloji, çağdaş felsefede bu problem üzerinde duran bir felsefe yaklaşımıdır. Fenomenlerin bilgisinin mümkün olduğunu savunan bu yaklaşıma göre duyular sayesinde genel olarak herkes tarafından kabul edilmesi mümkün olan bir gerçeklik değil, yalnızca kişisel olarak karşılaşılan şeyler algılanır. Dolayısıyla bireyler fenomenleri doğal olarak birbirinden farklı ve kendilerine göre algılamaktadır.
Fenomenolojinin kurucusu olan Edmund Husserl (Edmınd Hussel,
Görsel 5.6), “orada, dışımızda ne olduğundan ziyade bilincin ne anla- dığı’Yıın önemli olduğunu belirtir. Husserl’e göre insanın düşünceleri içine çevrildiğinde bunların bir nesneye yönelmiş olduğu görülür. Dolayısıyla insanın bir varlıkla karşılaşması bilincinin aracılığıyla olur.
Husserl’e göre fenomenoloji, çağdaş bir felsefe akımı olarak görülmesinin yanı sıra aslında bir yöntemdir. Husserl varlıkların ve olguların özüne ilişkin bilgi geliştirebilmek için paranteze alma yönteminin kullanılması gerektiğini düşünür. Ona göre varlıkların ve olguların özü duyularla algılanan nesnelerin ötesinde bulunur ancak onlar da duyusal yaşantılara dayanır. Özün kavranabilmesi için bir yığın rastlantılar ve niteliklerle yüklü yaşantıların, fikirlerin ve inançların bir kenara bırakılması ya da paranteze alınması zorunludur. Husserl paranteze alma tekniği sayesinde insan bilincinin varlıkların ve olguların “öz”ünü kavrayabileceğini düşünür.

Bakış Açısı

Bir evin maviye boyalı ön tarafı görüldüğünde doğrudan görülenin dışında evin üç tarafı daha olduğu ve o kısımların da mavi olduğu düşünülür. Hâlbuki o evin diğer üç tarafı olmayabilir, olsa da o taraflar mavi olmayabilir. O hâlde yanılmamak için öncelikle genel olarak ev denilen yapının hakkında bilinenler paranteze alınmalı ve bilme sürecine bu varsayımlar olmadan başlanmalıdır.

Soru: Bu örnekten hareketle “felsefe” hakkındaki yargılarınızın felsefe dersine yönelik algı ve tutumunuzu nasıl etkilediğini değerlendiriniz. Değerlendirmenizi Husserl’in yaklaşımıyla ilişkilendirerek arkadaşlarınızla paylaşınız.

  • Cevap: Felsefe hakkında ön yargılı düşünürsem, konuları dar bir bakış açısıyla değerlendiririm. Husserl’in dediği gibi, varsayımları bir kenara bırakıp olaylara önyargısız bakmak gerekir. Böylece felsefeyi daha doğru anlayabilir ve derse daha açık bir tutumla yaklaşabilirim.

11. Sınıf Hisar Yayınları Felsefe Ders Kitabı Sayfa 159 ile ilgili aşağıda bulunan emojileri kullanarak duygularınızı belirtebilir aynı zamanda sosyal medyada paylaşarak bizlere katkıda bulunabilirsiniz.

Ders ve Çalışma Kitabı Cevapları
Benzer İçerikler

Yeni Yorum